İngiltere'deki üniversiteler, artan mali baskılar nedeniyle beşeri bilimler, sosyal bilimler ve dil bölümlerini kademeli olarak kapatıyor. Sadece bir yıl içinde 4 bin akademik pozisyonun kaybedildiği ülkede, uzmanlar bu durumun eğitimde 'soğuk noktalar' yaratacağı ve sosyal hareketliliği azaltacağı konusunda uyarıyor. Kapatılan bölümler arasında klasik filoloji, teoloji ve çağdaş diller gibi köklü disiplinler yer alıyor. Guardian'ın elde ettiği özel verilere göre, birçok üniversite artık bu alanlarda yeni öğrenci kabul etmiyor veya mevcut programlarını askıya alıyor.
Krizin Boyutları ve Nedenleri
İngiltere'de yükseköğretim sektörü, Brexit sonrası AB öğrenci kaybı, artan enflasyon ve hükümetin yurt içi öğrenci harçlarını dondurması nedeniyle ciddi bir mali kriz yaşıyor. Özellikle pandemi sonrası dönemde uluslararası öğrenci sayısındaki düşüş, üniversitelerin gelirlerini önemli ölçüde azalttı. Beşeri bilimler, yüksek maliyetli laboratuvar ekipmanı gerektirmediği halde, sınıf başına düşen öğrenci sayısının azlığı ve araştırma fonlarının STEM alanlarına yönlendirilmesi nedeniyle en kırılgan bölümler arasında yer alıyor.
Üniversiteler, bütçe açıklarını kapatmak için öncelikle düşük talep gören veya daha az kârlı görülen beşeri bilimler programlarını hedef alıyor. Örneğin, Londra Üniversitesi'ne bağlı Birkbeck Koleji'nde felsefe bölümü, Sheffield Üniversitesi'nde ise arkeoloji bölümü kapatılma tehdidiyle karşı karşıya. Bu durum, sadece mevcut akademisyenlerin işsiz kalmasına değil, aynı zamanda bu alanlarda yetişen yeni nesil araştırmacıların önünün kesilmesine yol açıyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Uzmanlar, bu kesintilerin özellikle küçük şehirlerdeki üniversitelerde 'eğitim çölü' etkisi yaratabileceğini belirtiyor. Kapatılan bölümler, genellikle o bölgenin kültürel ve entelektüel hayatına katkıda bulunan tek kurumlar oluyor. Örneğin, Hull Üniversitesi'nde modern diller bölümünün kapanması, bölgedeki dil öğrenimine erişimi tamamen ortadan kaldırdı. Küresel ölçekte ise bu eğilim, İngiltere'nin yumuşak gücünü zayıflatıyor; çünkü beşeri bilimler, eleştirel düşünce, kültürlerarası anlayış ve dil becerileri gibi uluslararası ilişkilerde kritik olan yetkinlikleri besliyor.
Öte yandan, bu durum sadece İngiltere'ye özgü değil. Avustralya, ABD ve Kanada gibi ülkelerde de benzer mali baskılar nedeniyle beşeri bilimler bölümleri küçülüyor. Ancak İngiltere, köklü üniversite geleneği ve dünyanın dört bir yanından öğrenci çekme kapasitesiyle bu krizden en fazla etkilenen ülkelerden biri olarak öne çıkıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İngiltere'deki beşeri bilimlerin gerilemesinden dolaylı olarak etkilenebilir. Türk üniversiteleri, özellikle dil ve kültür alanlarında İngiltere ile akademik iş birliği yürütüyor; bu bölümlerin kapanması, ortak araştırma projelerini ve öğrenci değişim programlarını sekteye uğratabilir. Ayrıca, Türkiye'den İngiltere'ye beşeri bilimler okumaya giden öğrenci sayısı azalabilir, bu da Türk akademisyenlerin uluslararası deneyim kazanma fırsatlarını kısıtlar. Küresel ölçekte ise beşeri bilimlere yatırımın azalması, eleştirel düşünce ve kültürel diplomasi gibi alanlarda nitelikli insan kaynağı eksikliği yaratabilir; Türkiye bu boşluğu doldurmak için kendi beşeri bilimler programlarını güçlendirme fırsatı yakalayabilir.