Birleşik Krallık'ta üniversite eğitiminin maliyeti ve getirisi konusundaki artan şüpheler, 'lisans düzeyinde çıraklık' (degree apprenticeship) programlarını gençler için son derece cazip hale getirdi. Ancak bu programlara olan talep o kadar yüksek ki, kontenjanlar başvuranların çok azını karşılayabiliyor; hatta bazı programlara kabul oranları, Oxford Üniversitesi'ninkinden bile daha düşük. Bu durum, gençlerin kariyer planlamasında köklü bir değişime işaret ediyor.
Gelişmenin Arka Planı
Birleşik Krallık'ta üniversite harçlarının yıllık 9 bin sterline (yaklaşık 350 bin Türk lirası) yükselmesi ve mezunların önemli bir bölümünün kendi alanlarında iş bulamaması, öğrencileri alternatif yollara yöneltiyor. Lisans çıraklığı olarak bilinen bu programlar, öğrencilere hem üniversite diploması kazandırıyor hem de iş deneyimi sunuyor; üstelik eğitim ücretini devlet ve işverenler karşılıyor. Örneğin, büyük şirketlerin (PwC, Airbus gibi) sunduğu programlara başvuran sayısı, açılan kontenjanın 10 katına ulaşıyor. Bu da demek oluyor ki, bu programlara kabul edilmek, Oxford'a girmekten daha zor hale geldi.
Uzmanlar, bu eğilimin yalnızca bir maliyet meselesi olmadığını; gençlerin iş hayatına daha hızlı ve borçsuz başlama isteğinin de etkili olduğunu belirtiyor. Ayrıca, teknoloji ve mühendislik gibi alanlarda pratik becerilerin giderek daha fazla değer kazanması, bu programların cazibesini artırıyor. Ancak eleştirmenler, bu durumun sosyal eşitsizlikleri derinleştirebileceğine dikkat çekiyor; zira ailelerin maddi durumu iyi olmayan öğrenciler, bu yoğun rekabette geri planda kalabiliyor.
Küresel ve Bölgesel Boyut
Bu tablo yalnızca Birleşik Krallık'a özgü değil. Almanya'da 'çift eğitim' sistemi (dual system) uzun yıllardır başarıyla uygulanıyor ve birçok Avrupa ülkesi bu modele ilgi gösteriyor. ABD'de ise üniversite borçlarının 1,7 trilyon doları aşması, benzer tartışmaları alevlendirmiş durumda. Küresel ölçekte, işverenlerin beceri odaklı eleman talebi artarken, geleneksel üniversite eğitiminin bu talebi karşılamakta yetersiz kaldığı görüşü yaygınlaşıyor.
Birleşik Krallık hükümeti, 2024 yılında çıraklık programlarına ayrılan fonu artırma sözü verdi; ancak mevcut kontenjanlar hâlâ talebin çok altında. Uzmanlar, bu sorunun çözülmemesi halinde gençlerin büyük bir bölümünün eğitim fırsatlarından mahrum kalacağını ve bunun uzun vadede iş gücü piyasasında dengesizliklere yol açacağını ifade ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin eğitim ve istihdam politikaları açısından önemli bir ders niteliği taşıyor. Türkiye'de de üniversite mezunu işsizliği artarken, mesleki eğitim merkezleri ve teknik liselerin önemi giderek daha fazla vurgulanıyor. Ancak bu kurumların iş dünyasıyla entegrasyonu yetersiz. Lisans çıraklığı modeli, Türkiye'nin genç işsizlik sorununa yenilikçi bir çözüm sunabilir; fakat bu modelin başarılı olması için işverenlerin teşvik edilmesi ve müfredatın işgücü piyasasının ihtiyaçlarına göre güncellenmesi gerekiyor. Türkiye, bu alanda Birleşik Krallık'ın deneyimlerinden yararlanarak hem üniversite eğitimine alternatif sunabilir hem de genç istihdamını artırabilir.