İngiltere'de 'çıraklık derecesi' (degree apprenticeship) olarak bilinen ve üniversite eğitimi ile iş deneyimini birleştiren programa olan talep, son üç yılda dört kat arttı. Üniversite harçlarının yüksekliği ve mezunların iş bulma kaygıları, bu alternatif eğitim modeline olan ilgiyi artırırken, hükümet ve iş dünyası da bu programı teşvik ediyor. Özellikle mühendislik, bilişim ve sağlık alanlarındaki firmalar, bu sayede hem nitelikli eleman yetiştiriyor hem de gençlere maaş ödeyerek eğitim imkanı sağlıyor.
Artan Talep ve Nedenleri
Son verilere göre, çıraklık derecesi başvuruları 2021'den bu yana dört katına çıktı. University and Colleges Admissions Service (UCAS) verilerine göre, 2024'te 40 binin üzerinde öğrenci bu programa başvururken, bu sayı 2021'de yalnızca 10 bin civarındaydı. Bu artışın en önemli nedenlerinden biri, üniversite harçlarının yıllık 9 bin 250 sterline (yaklaşık 370 bin TL) yükselmesi ve öğrencilerin mezun olduktan sonra iş bulma konusundaki endişeleri. Çıraklık derecesi programlarında öğrenciler, eğitim masraflarını devlet ve işverenler karşılarken, aynı zamanda maaş alıyor. Böylece öğrenciler hem borçlanmıyor hem de mezuniyet sonrası iş garantisine sahip oluyor.
Eğitim uzmanları, bu modelin özellikle pratik becerilerin ön planda olduğu mühendislik, yazılım, finans ve sağlık gibi sektörler için ideal olduğunu belirtiyor. Örneğin, büyük şirketler olan IBM, Deloitte ve Siemens, bu program kapsamında her yıl yüzlerce öğrenciye istihdam sağlıyor ve onları kendi bünyelerinde yetiştiriyor. İşverenler, bu sayede işe alım süreçlerinde daha az maliyetle, şirket kültürüne uygun personel yetiştiriyor.
Eğitim Sistemi Üzerindeki Etkileri
Bu eğilim, İngiltere'de geleneksel üniversite eğitiminin geleceği hakkında da tartışmaları beraberinde getiriyor. Bazı eğitimciler, çıraklık derecelerinin üniversitelerin yerini almasa da en azından bir alternatif oluşturduğunu savunuyor. Diğerleri ise bu durumun, özellikle sosyal bilimler ve beşeri bilimler gibi alanlarda üniversite kayıtlarını olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulunuyor. Hükümet ise, 2027 yılına kadar çıraklık derecesi kontenjanlarını iki katına çıkarmayı hedefliyor. Bu hedef doğrultusunda, küçük ve orta ölçekli işletmelerin de programa katılımını teşvik etmek için vergi indirimleri gibi yeni teşvikler üzerinde çalışılıyor.
İş dünyası ve eğitim sektöründeki gözlemciler, bu modelin yaygınlaşmasının iş gücü piyasasındaki beceri açığını kapatmada önemli bir rol oynayacağını düşünüyor. Özellikle dijital dönüşüm, yapay zeka ve yeşil enerji gibi alanlarda eleman ihtiyacının arttığı bir dönemde, çıraklık dereceleri gençlere bu alanlarda hızla uzmanlaşma fırsatı sunuyor.
Avrupa ve Dünyadaki Yansımaları
Bu eğilim yalnızca İngiltere'ye özgü değil. Almanya, İsviçre ve Avusturya gibi ülkelerde köklü bir geçmişe sahip olan ikili eğitim sistemi (dual education), benzer bir modeli uzun yıllardır uyguluyor. Almanya'da lise mezunlarının yaklaşık yarısı, üniversite yerine mesleki eğitim programlarını tercih ediyor ve bu programlar Alman ekonomisinin gücünde önemli bir etken olarak görülüyor. İngiltere'nin bu alandaki atağı, diğer ülkelerde de yakından izleniyor. Özellikle ABD'de, yüksek öğrenim maliyetlerinin artması ve öğrenci kredisi borçlarının 1.7 trilyon dolara ulaşması, benzer modellerin tartışılmasına yol açıyor. Avrupa Birliği de, üye ülkelerde bu tür programların yaygınlaştırılması için fon sağlıyor.
Uzmanlar, çıraklık derecelerinin özellikle teknolojik dönüşümün hızlandığı bu dönemde, eğitim ile iş dünyası arasındaki bağı güçlendirdiği için önemli olduğunu vurguluyor. Ancak, bu programların kalitesinin korunması ve standartların yükseltilmesi gerektiği de belirtiliyor. Ayrıca, bu modelin yalnızca belirli sektörlere odaklanması, diğer alanlarda eğitim görmek isteyenler için fırsat eşitsizliği yaratabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'de mesleki eğitimin önemi ve üniversite harçları üzerine devam eden tartışmalar bağlamında dikkat çekici. Türkiye'de genç işsizliğin yüksek olması ve üniversite mezunlarının iş bulma güçlüğü, bu tür modellerin ülkemizde de tartışılmasını gündeme getiriyor. Milli Eğitim Bakanlığı'nın son yıllarda meslek liselerine yönelik teşvikleri ve 'beceri temelli eğitim' vurgusu, bu yöndeki adımlar arasında. Ancak, Türkiye'de iş dünyası-üniversite iş birliğinin güçlendirilmesi ve özel sektörün eğitime daha fazla katılımı gerekiyor. Bu modelin, Türkiye'nin yüksek öğrenimdeki istihdam odaklı dönüşümüne ışık tutabileceği düşünülüyor.