Son veriler, üniversite diploması olmayan genç işçilerin on yıllardır görülmemiş derecede güçlü bir işgücü piyasasıyla karşı karşıya olduğunu ortaya koyuyor. Bu durum, Z Kuşağı'nın eğitim ve kariyer tercihlerini yeniden şekillendirebilir. ABD ve diğer gelişmiş ülkelerdeki işgücü istatistikleri, lise mezunu veya daha düşük eğitim seviyesine sahip genç yetişkinlerin iş bulma oranlarının arttığını ve ücretlerinin yükseldiğini gösteriyor.
Arka Plan: İşgücü Piyasasında Yaşanan Dönüşüm
Küresel finans krizinin ardından, özellikle 2010'lu yıllarda, üniversite diploması olmayan gençler için iş bulmak son derece zordu. Ancak pandemi sonrası dönemde işgücü talebindeki artış, özellikle hizmet sektörü, lojistik, imalat ve inşaat gibi alanlarda vasıfsız veya yarı vasıflı işçilere olan ihtiyacı artırdı. ABD Çalışma İstatistikleri Bürosu verilerine göre, 2023 yılında 25 yaş altı lise mezunu işçilerin işsizlik oranı, üniversite mezunlarına kıyasla tarihsel olarak en düşük seviyeye geriledi. Benzer bir eğilim Avrupa Birliği ülkelerinde de gözlemleniyor; Eurostat verileri, genç işsizlik oranının genel olarak düştüğünü, ancak eğitim seviyesine göre farkın azaldığını ortaya koyuyor.
Bu değişimin arkasında birkaç faktör var. Birincisi, pandemi sonrası ekonomik toparlanma ile birlikte işletmelerin yeniden açılması ve talebin hızla artması. İkincisi, baby boomer kuşağının emekliye ayrılmasıyla ortaya çıkan işgücü açığı. Üçüncüsü, göçmen işgücündeki azalma ve sınır kısıtlamaları. Dördüncüsü, gençlerin üniversiteye yönelmesiyle vasıfsız işgücü arzının azalması. Tüm bu etkenler, işverenlerin daha yüksek ücret ve yan haklar sunarak gençleri cezbetmeye çalışmasına yol açtı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'de özellikle Teksas, Florida ve Güneydoğu eyaletlerinde imalat ve depolama sektörlerinde ciddi işgücü sıkıntısı yaşanıyor. Amazon, Walmart ve FedEx gibi büyük işverenler, lise mezunu gençlere saatlik 20 doların üzerinde başlangıç ücreti teklif ediyor. Bu, 2019'a kıyasla yüzde 30'luk bir artış anlamına geliyor. Avrupa'da ise Almanya, Hollanda ve Danimarka gibi ülkelerde çıraklık sistemine dayalı mesleki eğitim, gençleri üniversiteye gitmeden iyi maaşlı işlere yönlendiriyor. Almanya'da dual eğitim sistemi sayesinde genç işsizliği yüzde 6'nın altında seyrediyor. Asya'da ise Çin ve Güney Kore gibi ülkelerde üniversite mezunlarının işsizlik oranı, meslek lisesi mezunlarından daha yüksek. Bu ülkelerde hükümetler, mesleki eğitimi teşvik ederek bu dengesizliği gidermeye çalışıyor.
Ancak bu olumlu tablo her yerde geçerli değil. Gelişmekte olan ülkelerde kayıt dışı ekonominin yaygınlığı, gençlerin düşük ücretli ve güvencesiz işlerde çalışmasına neden oluyor. Ayrıca, otomasyon ve yapay zekâdaki hızlı ilerleme, uzun vadede vasıfsız işgücüne olan talebi azaltabilir. Ekonomistler, mevcut işgücü piyasası koşullarının geçici olabileceği uyarısında bulunuyor. Zira merkez bankalarının faiz artırımları ve ekonomik yavaşlama sinyalleri, işverenlerin işe alımlarını yavaşlatabileceği endişesini doğuruyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de genç işsizlik oranı yüksek seyrediyor; TÜİK verilerine göre 15-24 yaş arası işsizlik yüzde 20'nin üzerinde. Üniversite mezunu gençler arasında işsizlik daha da yüksek. Bu haber, Türkiye için mesleki eğitimin önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Türkiye'de sanayi ve hizmet sektörlerinde ara eleman açığı büyük. Meslek liseleri ve çıraklık eğitimi teşvik edilerek gençlerin istihdam edilebilirliği artırılabilir. Ayrıca, yurt dışında vasıfsız işgücüne artan talep, Türk gençleri için yurt dışında çalışma fırsatları yaratabilir; ancak bu durum beyin göçünü de beraberinde getirebilir. Ekonomi yönetiminin, genç istihdamını artıracak yapısal reformlara öncelik vermesi kritik.