Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu'nun (UNICEF) yayımladığı son rapora göre, dünya genelinde çocukların neredeyse yarısı en az üç farklı iklim ve çevresel risk faktörüne aynı anda maruz kalıyor. UNICEF'in 2025 yılı Küresel Çocuklar ve İklim Riski Endeksi'ne göre, yaklaşık 1.2 milyar çocuk hava kirliliği, su kıtlığı, sel, kuraklık, sıcak hava dalgaları ve tropikal fırtınalar gibi tehlikelerin bir kombinasyonuyla karşı karşıya. Bu durum, çocukların fiziksel sağlığı, eğitimi ve psikososyal gelişimi üzerinde kalıcı etkiler yaratıyor. UNICEF, hükümetlerin iklim değişikliğine uyum ve afet risk yönetimi kapasitelerinin yetersizliğinin bu tehditleri daha da derinleştirdiğini vurguluyor.
İklim Krizinin Çocuklar Üzerindeki Etkileri
Rapor, özellikle düşük gelirli ülkelerde ve küçük ada devletlerinde yaşayan çocukların orantısız bir şekilde etkilendiğini ortaya koyuyor. Afrika kıtası, Güney Asya ve Pasifik adaları, çocukların en yüksek risk altında olduğu bölgeler arasında yer alıyor. Örneğin, Hindistan ve Bangladeş'te milyonlarca çocuk hem muson selleri hem de aşırı sıcaklıklarla mücadele ediyor. Hava kirliliği, her yıl 600 binden fazla çocuğun akut solunum yolu enfeksiyonları nedeniyle ölümüne neden oluyor. Su kıtlığı ise çocukların eğitime erişimini engelliyor; kız çocukları su taşıma sorumluluğu nedeniyle okula gidemiyor.
UNICEF İklim ve Çevre Direktörü Dr. Maria Edwards, "İklim krizi bir çocuk hakları krizidir. Çocuklar, yetişkinlere kıyasla iklim şoklarına karşı fiziksel olarak daha savunmasızdır. Ancak hükümetlerin iklim planları, çocukların özel ihtiyaçlarını yeterince dikkate almıyor," dedi. Raporda, birçok ülkenin Ulusal Olarak Belirlenmiş Katkılar (NDC) planlarında çocuklara yönelik önlemlere yer vermediği belirtiliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Asya-Pasifik bölgesi, dünyanın en yüksek çocuk nüfusuna sahip bölgesi olarak risklerin en yoğun hissedildiği yerlerden biri. Bölgede her üç çocuktan biri, iklim kaynaklı afetler nedeniyle yerinden edilme tehlikesiyle karşı karşıya. Ayrıca, iklim değişikliğinin gıda güvenliği üzerindeki etkileri, çocuklarda yetersiz beslenme oranlarını artırıyor. Küresel ölçekte, iklim finansmanının yalnızca %3'ü çocuklara duyarlı programlara ayrılıyor. Uzmanlar, bu oranın en az %10'a çıkarılması gerektiğini savunuyor. COP toplantılarında çocuk hakları gündeminin ikinci planda kalması, eleştirilen bir diğer nokta.
Öte yandan, gelişmiş ülkelerde de durum iç açıcı değil. Avrupa'da aşırı sıcaklıklara bağlı ölümlerin arttığı gözlemlenirken, ABD'de orman yangınları ve kasırgalar çocukların ruh sağlığını olumsuz etkiliyor. Raporda, iklim değişikliğinin çatışma bölgelerinde yaşayan çocuklar için adeta bir "tehdit çarpanı" işlevi gördüğüne dikkat çekiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Akdeniz havzasında iklim değişikliğinin en fazla hissedildiği ülkelerden biri olarak, çocukların karşı karşıya olduğu riskler konusunda dikkatli olmalıdır. Özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde kuraklık ve su kıtlığı, kıyı bölgelerinde ise sel ve sıcak hava dalgaları çocuk sağlığını tehdit etmektedir. UNICEF raporu, Türkiye'nin iklim değişikliğine uyum politikalarında çocuklara yönelik özel önlemlere yer vermesi gerektiğini hatırlatmaktadır. Ayrıca, Türkiye'deki mülteci çocukların iklim risklerine karşı daha kırılgan olduğu unutulmamalı; bu kapsamda kamu yatırımlarının ve sivil toplum işbirliklerinin artırılması önem taşımaktadır.