Ramallah, 25 Temmuz (Reuters) - Filistinli yetkililer, UNESCO'nun işgal altındaki Batı Şeria'da bulunan antik Sebastia köyünü Dünya Mirası listesine almasını memnuniyetle karşıladı ve bu adımın İsrail'in bölgedeki kontrolünü genişletme planlarını engellemesini umduklarını belirtti. İsrail ise kararı 'siyasi' olarak nitelendirerek kınadı. UNESCO'nun kararı, Filistinlilerin kültürel mirasını koruma çabalarında önemli bir zafer olarak görülürken, İsrail ile Filistin arasındaki gerilimi de yeniden alevlendirdi.
UNESCO'nun Kararı ve Arka Planı
Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO), Pazartesi günü yaptığı açıklamada, Batı Şeria'nın kuzeyindeki Sebastia arkeolojik alanını Dünya Mirası listesine dahil etti. Yaklaşık 2.500 yıllık geçmişe sahip olan Sebastia, İsrail'in işgali altındaki bölgede yer alıyor ve hem Filistinliler hem de İsrailliler için tarihi önem taşıyor. Antik kent, Roma, Bizans ve Emevi dönemlerine ait kalıntılarıyla biliniyor.
Filistin Turizm ve Eski Eserler Bakanı Rula Ma'ay'a, Reuters'a yaptığı açıklamada, "Bu karar, Filistin halkının kültürel mirasının tanınması anlamında tarihi bir an. Sebastia'nın kimliğini korumak ve İsrail'in burayı kendi topraklarına katma girişimlerine karşı direnmek için mücadelede önemli bir adım" dedi. Ma'ay'a, UNESCO'nun kararının uluslararası toplumun Filistin davasına verdiği desteğin bir göstergesi olduğunu vurguladı.
İsrail Dışişleri Bakanlığı ise konuya ilişkin yaptığı açıklamada, UNESCO'nun kararını "siyasi bir karar" olarak nitelendirdi ve "Birleşmiş Milletler kültür kuruluşunun, İsrail'in tarihi bağını reddeden ve barış sürecini baltalayan bir eylemi kabul edilemez" ifadelerini kullandı. İsrail, 2019'da ABD'nin UNESCO'dan çekilmesine benzer şekilde örgütten desteğini çekmişti; ancak bu karar, Filistinlilerin gözünde örgütün İsrail'in bu tür hamlelerinden etkilenmediğini gösteriyor.
Sebastia, Filistinlilerin kültürel anlatısı için büyük önem taşıyor. Batı Şeria'da yaşayan yaklaşık 2.000 kişilik bir Filistin topluluğu, antik kalıntıların yakınında yaşıyor ve bölge, Filistin turizminin canlanması için umut vadeden bir merkez olarak görülüyor. UNESCO'nun listesi, bölgenin uluslararası koruma altına alınmasını sağlayarak, İsrail'in buradaki yerleşim faaliyetlerini veya arkeolojik kazıları tek taraflı olarak yürütmesini engellemeyi amaçlıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
UNESCO'nun kararı, İsrail-Filistin çatışmasının bir parçası olarak kültürel miras üzerinden devam eden bir rekabeti de gözler önüne seriyor. İsrail, Kudüs dahil Doğu Kudüs'teki kutsal mekanlar üzerinde de benzer tartışmalar yaşıyor. Geçmişte UNESCO'nun Kudüs'teki kutsal yerlerle ilgili kararları, İsrail tarafından sert bir şekilde eleştirilmişti. Bununla birlikte, Sebastia'nın listeye alınması, Filistin tarafının uluslararası platformlarda diplomatik kazanımlar elde etme stratejisinin bir parçası.
Filistin, 2011 yılında UNESCO'ya tam üye oldu, ardından ABD ve İsrail, örgüte yönelik mali desteğini kesti. Bu durum, UNESCO'nun karar alma süreçlerinde Filistin'in elini güçlendirdi. Sebastia'nın Dünya Mirası listesine girmesi, Filistin'in 2012'de Beytüllahim'deki Doğuş Kilisesi ve 2014'te Battir bölgesi gibi başka alanları da listeye kaydettirmesinin ardından üçüncü büyük başarısı oldu. Bu adımlar, Filistin'in kültür varlıklarını koruma çabalarında uluslararası desteği arkasına almasını sağlıyor.
Ancak İsrail, bu tür kararların barış görüşmelerini olumsuz etkilediğini ve çözümü zorlaştırdığını öne sürüyor. İsrail Başbakanı Naftali Bennett'in ofisinden yapılan açıklamada, "UNESCO'nun kararı, tarihi çarpıtmak ve İsrail'in Yahudi halkıyla bağını zayıflatmak amacı taşıyor" denildi. Uzmanlar, bu tür kültürel alanlarda yaşanan anlaşmazlıkların, toprak müzakereleri üzerindeki etkisinin sınırlı olduğunu, daha çok sembolik bir anlam taşıdığını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği diplomatik desteği bir kez daha ön plana çıkarıyor. Türkiye, geçmişte UNESCO'nun Filistin lehine kararlarını memnuniyetle karşılamış, İsrail'in Doğu Kudüs'teki tek taraflı uygulamalarını kınamıştır. Türkiye'nin İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) nezdinde yürüttüğü girişimler de Filistin'in kültürel haklarının korunmasında belirleyici olabilir. Türk kamuoyunda bu tür adımlar, Türkiye'nin uluslararası platformlarda Filistin'in yanında durmasının bir yansıması olarak algılanacaktır. Ayrıca, Türkiye'nin turizm potansiyeli göz önüne alındığında, batı Şeria'daki arkeolojik alanların korunması, bölgede kültürel mirasın önemini artırmakta ve Türkiye ile Filistin arasındaki kültürel işbirliği çabalarına zemin hazırlayabilmektedir.