CENEV, 7 Ekim - Birleşmiş Milletler kuruluşlarının Çarşamba günü yayımladığı rapora göre, geçen yıl Akdeniz ve Balkan rotalarını kullanarak Avrupa'ya ulaşan mülteci ve göçmen çocukların üçte ikisinden fazlası refakatsizdi ve birçoğu sömürüye maruz kaldı. Raporda, bu çocukların sayısındaki artışın endişe verici boyutlara ulaştığı vurgulandı.
Artan Refakatsiz Çocuk Göçü ve Sömürü Riski
BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) ve Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) tarafından hazırlanan ortak rapor, Avrupa'ya deniz ve kara yoluyla ulaşan çocuk göçmenlerin durumuna ilişkin çarpıcı veriler ortaya koydu. Rapora göre, 2022 yılında Akdeniz ve Balkan rotaları üzerinden Avrupa'ya gelen 35 bin 500 civarında çocuktan yaklaşık 24 binini refakatsiz çocuklar oluşturdu. Bu oran, toplam çocuk göçmenlerin yüzde 68'ine denk geliyor. Bir önceki yıla kıyasla refakatsiz çocuk sayısında kayda değer bir artış yaşandı.
Raporda, refakatsiz çocukların en çok İtalya, Yunanistan, İspanya, Bulgaristan ve Sırbistan üzerinden Avrupa'ya giriş yaptığı belirtildi. Özellikle Orta Akdeniz rotası üzerinden İtalya'ya ulaşan refakatsiz çocuk sayısında büyük artış gözlemlendi. Bu çocukların büyük bölümü Afganistan, Suriye, Somali, Eritre ve Kuzey Afrika ülkelerinden geliyor. Savaş, çatışma, yoksulluk ve iklim krizi gibi nedenlerle yola çıkan çocuklar, ailelerinden ayrı olarak son derece riskli yolculuklara çıkıyor.
Raporun en çarpıcı bulgularından biri, refakatsiz çocukların ciddi sömürü ve istismar riskiyle karşı karşıya kalması. Çocukların yolculuk sırasında ve Avrupa'ya vardıktan sonra insan kaçakçılarının hedefi haline geldiği, zorla çalıştırıldığı, cinsel istismara uğradığı veya dilendirildiği aktarılıyor. Özellikle kız çocukları ve ergenlik çağındaki gençler, cinsel sömürü ve insan ticareti açısından daha yüksek risk altında. Raporda, birçok çocuğun kayıt altına alınamadığı ve koruma mekanizmalarının dışında kaldığı belirtiliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Göç Rotalarında Artan Baskı
Akdeniz ve Balkan rotaları, son yıllarda düzensiz göç hareketliliğinin en yoğun yaşandığı güzergâhlar arasında yer alıyor. Avrupa Birliği ülkeleri, sınır güvenliğini artırmaya ve göçü kontrol altına almaya yönelik politikalar geliştirirken, insan hakları kuruluşları bu politikaların çocukları daha da kırılgan hale getirdiğini savunuyor. Sınırlarda yaşanan itme (pushback) uygulamaları, refakatsiz çocukların korunmasız kalmasına ve kayıt dışı yollara yönelmesine neden oluyor.
Balkan rotası, özellikle 2022'de yeniden canlanan bir güzergâh oldu. Yunanistan'dan Bulgaristan, Sırbistan, Macaristan ve Hırvatistan üzerinden Batı Avrupa'ya uzanan bu hat, refakatsiz çocuklar için uzun ve tehlikeli bir yolculuk anlamına geliyor. Sırbistan ve Bosna-Hersek gibi ülkelerdeki geçici kamplarda binlerce çocuk mahsur kalıyor; bu kamplarda barınma, sağlık ve eğitim hizmetleri yetersiz. Ayrıca, kaçakçılık ağlarının bu bölgelerde aktif olduğu ve çocukları sömürdüğü biliniyor.
Küresel düzeyde, refakatsiz çocuk göçü sadece Avrupa'nın değil, dünyanın birçok bölgesinin sorunu. Orta Amerika'dan ABD'ye, Güneydoğu Asya'dan Avustralya'ya kadar benzer rotalarda çocuklar tek başına yollara düşüyor. BM raporu, uluslararası toplumun çocuk koruma sistemlerini güçlendirmesi, yasal göç yolları açması ve sınırlarda çocuk haklarına saygılı uygulamalar geliştirmesi gerektiğini vurguluyor. Ancak mevcut siyasi iklimde, Avrupa ülkelerinin göçü sınırlandırma eğilimi ağır basıyor.
UNICEF ve BMMYK, Avrupa ülkelerine refakatsiz çocuklar için güvenli ve yasal yollar sağlama, aile birleşimini hızlandırma ve çocukları koruma altına alma çağrısı yapıyor. Raporda, çocukların yüksek yararının her şeyin üstünde tutulması gerektiği belirtiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, coğrafi konumu itibarıyla hem Akdeniz hem de Balkan rotalarının kesişim noktasında yer alıyor. Suriye, Afganistan ve diğer ülkelerden gelen refakatsiz çocuklar için Türkiye, Avrupa'ya geçiş güzergâhı veya geçici durak işlevi görüyor. Raporda Türkiye'ye doğrudan atıf yapılmasa da, ülkedeki geçici koruma statüsündeki çocukların durumu ve sınır yönetimi politikaları bu tabloyla yakından ilişkili. Türkiye'nin göç yönetimi ve çocuk koruma sistemleri, artan refakatsiz göç karşısında daha fazla uluslararası işbirliği ve finansman ihtiyacı doğuruyor. Ayrıca, AB ile yapılan 2016 tarihli Göç Mutabakatı'nın gözden geçirilmesi sürecinde, çocuk hakları ve koruma boyutu öne çıkabilir.