Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik saldırıları, son haftalarda artarak devam ediyor. Ukrayna'nın doğusundaki Kramatorsk kentine düzenlenen füze saldırısında en az bir kişi hayatını kaybetti, 15 kişi yaralandı. Güneydoğudaki Zaporijya kentine yönelik ayrı bir saldırıda ise iki kişinin yaralandığı bildirildi. Birleşmiş Milletler (BM), ülke genelinde sivil kayıpların Mayıs 2022'den bu yana en yüksek seviyeye ulaştığını açıkladı. Bu gelişmeler, Moskova'nın uzun menzilli saldırılarını yoğunlaştırdığı bir dönemde yaşanıyor.
Gelişmenin Arka Planı
Kramatorsk ve Zaporijya'ya yönelik son saldırılar, Rus güçlerinin Ukrayna'nın enerji altyapısını ve yerleşim bölgelerini hedef alan stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Ukrayna yetkilileri, Rusya'nın özellikle kış aylarında enerji tesislerini vurarak halkı zor durumda bırakmayı amaçladığını belirtiyor. BM İnsan Hakları İzleme Misyonu'nun (HRMMU) son raporuna göre, 2024 yılının ilk aylarında sivil kayıplar ciddi şekilde arttı. Raporda, özellikle mayıs ayından bu yana kaydedilen ölüm ve yaralanmaların, çatışmaların yoğunlaştığı bölgelerdeki yerleşim yerlerine yönelik saldırılardan kaynaklandığı vurgulanıyor.
BM verilerine göre, Şubat 2022'de başlayan savaşın başlangıcından bu yana en az 11 bin sivil hayatını kaybetti, 22 bin kişi yaralandı. Ancak gerçek sayıların çok daha yüksek olduğu tahmin ediliyor. Sivil kayıplardaki artış, tarafların uluslararası insancıl hukuka uymaması ve çatışmaların yoğun nüfuslu alanlara kaymasıyla ilişkilendiriliyor.
Kramatorsk, 2014'ten bu yana doğu Ukrayna'daki çatışmaların merkezlerinden biri. Kent, sık sık Rus füze ve topçu saldırılarının hedefi oluyor. Geçtiğimiz günlerde düzenlenen saldırıda, bir apartman binası ve bir iş merkezi hasar gördü. Yaralananların çoğunun hafif yaralı olduğu, ancak bir kişinin durumunun ağır olduğu bildirildi. Zaporijya'daki saldırıda ise bir alışveriş merkezi yakınında infilak eden roket nedeniyle iki kişi yaralandı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik saldırıları, uluslararası toplumun tepkisine ve yaptırım kararlarına rağmen sürüyor. Batılı ülkeler, Ukrayna'ya askeri ve mali destek sağlamaya devam ederken, Moskova'nın savaşı uzatma ve yıpratma stratejisi izlediği belirtiliyor. Uzmanlar, özellikle enerji altyapısına yönelik saldırıların, Ukrayna'nın elektrik ve ısınma ihtiyacını karşılama kapasitesini düşürdüğünü ve bunun da kış aylarında insani krizi derinleştirebileceğini ifade ediyor.
Sivil kayıplardaki artış, aynı zamanda uluslararası hukuk açısından da endişe yaratıyor. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Ofisi, savaşan taraflara sivillerin korunması çağrısında bulunurken, savaş suçları işlendiğine dair raporlar güçleniyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) Rusya'nın Ukrayna'daki eylemleriyle ilgili soruşturması devam ediyor. Bu durum, çatışmanın sadece askeri değil, hukuki ve insani boyutlarını da ön plana çıkarıyor.
Öte yandan, Avrupa Birliği ve NATO, Ukrayna'ya olan desteğini sürdürüyor. AB ülkeleri, Ukrayna'ya insani yardım ve askeri ekipman sevkiyatına devam ederken, NATO da üye ülkelerin savunma kapasitelerini artırma kararı aldı. Rusya'nın saldırılarının, savaşın uzamasına ve bölgesel istikrarsızlığın artmasına yol açtığı değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Ukrayna'daki savaşın başından bu yana hem Ukrayna hem de Rusya ile dengeli ilişkiler kurmaya çalışarak arabuluculuk rolü üstlendi. Karadeniz Tahıl Koridoru girişimi gibi diplomatik hamleler, Ankara'nın bölgesel bir aktör olarak önemini artırdı. Ancak savaşın uzaması ve sivil kayıpların artması, Türkiye'nin güvenlik endişelerini de beraberinde getiriyor. Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik saldırıları, Karadeniz'deki mayın tehdidini ve enerji hatlarının güvenliğini etkiliyor. Ayrıca, Türkiye'nin önerdiği barış müzakereleri için uygun bir zemin oluşmadığı sürece, Ankara'nın diplomatik girişimlerinin sonuç vermesi güç görünüyor. Türk yetkililer, tarafları ağırlama ve ateşkes için çaba gösterme politikasını sürdürürken, sivil kayıpların artması, insani krizin derinleşmesine ve bölgesel istikrarsızlığın büyümesine yol açarak Türkiye'nin de etkilenmesine neden olabilir. Özellikle enerji tedarik güvenliği ve göç akınları, Türkiye'nin bu savaştan doğrudan etkilendiği alanlar arasında.