Ukrayna hükümeti, Rusya ile devam eden savaşta babalarını kaybeden gençleri gelecekteki askeri roller için hazırlamak amacıyla ülke genelinde beş yatılı okul açtı. Washington Post gazetesinin nadiren verilen erişim izniyle incelediği bu okullar, bir yandan gençlere yas danışmanlığı sağlarken diğer yandan askeri eğitim kampı disipliniyle çalışıyor. Bu kurumlar, savaşın yarattığı insan kaybını telafi etmek ve genç nesli ulusal savunmaya kazandırmak için tasarlandı.
Savaşın Gölgesinde Büyüyen Nesil
Ukrayna'da 2022'de başlayan Rus işgali, yüz binlerce aileyi etkiledi. Babalarını cephede kaybeden gençler, hem travma hem de ekonomik zorluklarla mücadele ediyor. Hükümetin açtığı yatılı okullar, bu gençlere bir yandan psikolojik destek sunarken diğer yandan askeri beceriler kazandırıyor. Okullarda silah eğitimi, taktik dersler ve fiziksel dayanıklılık programları yer alıyor. Öğrenciler, aynı zamanda normal lise müfredatını da takip ediyor. Washington Post'a konuşan yetkililer, bu okulların amacının intikam değil, savunma bilinci aşılamak olduğunu vurguluyor.
Bu okullardan biri olan Kiev yakınlarındaki bir tesiste, 14-17 yaş arası gençler eğitim görüyor. Öğrenciler, sabahları matematik ve edebiyat dersleri alırken öğleden sonraları askeri tatbikatlara katılıyor. Okul yönetimi, gençlerin travmayla başa çıkmaları için psikologlar eşliğinde grup terapileri düzenliyor. Ancak bazı eleştirmenler, bu tür programların çocuk asker yetiştirme riski taşıdığını ve uluslararası hukuka aykırı olabileceğini belirtiyor. Ukrayna hükümeti ise bu iddiaları reddederek, eğitimin gönüllülük esasına dayandığını ve amacın sadece ulusal savunmaya katkı sağlamak olduğunu savunuyor.
Uluslararası Boyut ve Gelecek Perspektifi
Ukrayna'daki bu uygulama, savaşın uzun vadeli demografik ve sosyal etkilerini gözler önüne seriyor. Bir yandan ülke nüfusu azalırken diğer yandan genç nesil erken yaşta militarize ediliyor. Batılı müttefikler, Ukrayna'ya askeri ve mali destek sağlarken, bu tür programlara temkinli yaklaşıyor. NATO ülkeleri, Ukrayna'nın savunma kapasitesini güçlendirmeyi desteklerken, çocukların savaşa doğrudan dahil edilmemesi konusunda uyarılarda bulunuyor. Öte yandan Rusya, bu okulları propaganda malzemesi olarak kullanarak Ukrayna'yı "çocukları zehirlemekle" suçluyor. Uluslararası Kızılhaç gibi kuruluşlar, çocuk asker kullanımının savaş suçu olduğunu hatırlatıyor. Ukrayna ise 18 yaş altı gençlerin cepheye gönderilmediğini, bu okulların sadece savunma eğitimi verdiğini belirtiyor.
Uzmanlar, savaş sonrası dönemde bu gençlerin topluma entegrasyonunun zor olacağını öngörüyor. Travma sonrası stres bozukluğu, depresyon ve şiddet eğilimi gibi riskler, uzun vadeli psikolojik destek gerektiriyor. Ukrayna'nın savaş sonrası yeniden inşasında bu gençlerin rolü kritik olacak. Ancak erken yaşta militarizasyon, barış kültürünün yerleşmesini zorlaştırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Ukrayna'daki bu gelişme, Türkiye'nin Karadeniz ve Doğu Avrupa'daki güvenlik dengeleri açısından önem taşıyor. Türkiye, Ukrayna'nın toprak bütünlüğünü desteklerken, savaşın uzaması bölgesel istikrarsızlığı artırıyor. Montrö Sözleşmesi gereği Boğazlar'da denge politikası izleyen Türkiye, savaşın genç nesiller üzerindeki etkisini yakından takip etmeli. Ayrıca, savaş sonrası Ukrayna'nın yeniden inşasında Türk şirketleri için fırsatlar doğabilir. Ancak çocuk asker yetiştirme iddiaları, uluslararası hukuk ve insan hakları açısından Türkiye'nin de hassasiyetle yaklaşması gereken bir konu. Türkiye, bölgesel barış ve istikrar için diplomatik çabalarını sürdürmeli.