Avrupa orduları, Ukrayna ve Orta Doğu'daki çatışmaların yüksek teknolojili silahlardan oluşan küçük stokların sınırlarını ortaya koymasının ardından, daha ucuz füze ve önleyici sistemlere yöneliyor. 16 Eylül'de Reuters tarafından bildirildiğine göre, kıta genelinde savunma bakanlıkları maliyet etkin çözümlere yönelik taleplerini artırıyor. Bu değişim, savaş alanında mühimmat tüketiminin hızla arttığı bir dönemde, uzun süreli çatışmalara hazırlık stratejisinin bir parçası olarak öne çıkıyor.
Gelişmenin Arka Planı
Ukrayna'da Rusya'nın geniş çaplı işgali, Batı'nın yüksek hassasiyetli ve pahalı silahlarına olan bağımlılığını gözler önüne serdi. Javelin, HIMARS, Storm Shadow gibi sistemler etkili olmakla birlikte, her biri yüz binlerce dolar ile milyonlarca dolar arasında değişen maliyetlerle tedarik ediliyor. Bu tür silahların sınırlı sayıda üretilmesi ve stokların hızla tükenmesi, Avrupa başkentlerinde yeni bir denklem yarattı: Aynı bütçeyle daha fazla sayıda silahı nasıl elde ederiz?
Orta Doğu'da İsrail ile Hamas arasındaki çatışma ve Husi saldırıları da benzer bir tablo çizdi. İsrail'in Demir Kubbe gibi yüksek maliyetli önleyici sistemleri, İran destekli grupların insansız hava araçları ve balistik füzelerine karşı her seferinde milyonlarca dolarlık mühimmat harcamasına sahne oldu. Bu asimetrik tehdit ortamı, bir yandan hava savunma sistemlerinin verimliliğini sorgulatırken, diğer yandan düşük maliyetli çözümlere olan ihtiyacı artırdı.
Avrupalı savunma şirketleri bu talebe yanıt vermek için harekete geçmiş durumda. Örneğin, MBDA ve Thales gibi firmalar, daha küçük ve modüler füzeler ile lazer güdümlü roketler üzerinde çalışıyor. Avrupa Birliği de ortak savunma projeleri ve fonlarıyla bu dönüşümü destekliyor. Avrupa Savunma Ajansı (EDA) aracılığıyla yürütülen projeler, üye ülkelerin ihtiyaçlarını birleştirerek ölçek ekonomisi yaratmayı hedefliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu yönelim yalnızca Avrupa ile sınırlı değil. ABD de benzer şekilde daha uygun maliyetli silah arayışında. Pentagon, özellikle Çin'e karşı olası bir çatışma senaryosunda binlerce füze gerekebileceğini öngörerek, uzun menzilli füzelerin üretimini artırma ve maliyetlerini düşürme planları yapıyor. Bu durum, savunma sanayisinde yeni bir rekabet ve inovasyon dalgasını tetikliyor.
Avrupa için bu dönüşüm, aynı zamanda stratejik özerklik meselesiyle de bağlantılı. Rusya'nın tehdit algısı ve ABD'nin Asya'ya yönelmesi, Avrupa'nın kendi savunması için daha fazla sorumluluk almasını gerektiriyor. Ancak bütçe kısıtları ve kamuoyu baskısı, yalnızca pahalı sistemlere yatırım yapmayı zorlaştırıyor. Ucuz füzeler, bu denklemi dengelemek için bir araç olarak görülüyor.
Uzmanlar, bu eğilimin savunma sanayisini dönüştüreceğini, ancak etkinlik ve güvenilirlikten ödün vermemek gerektiğini vurguluyor. Düşük maliyetli silahların yeterince test edilmesi ve entegrasyonu zaman alabilir. Yine de Ukrayna savaşı, gelecekteki çatışmaların seyrini değiştirecek bir maliyet-fayda analizini zorunlu kılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, son yıllarda savunma sanayisinde önemli atılımlar yaparak insansız hava araçları, füzeler ve hava savunma sistemlerinde kendi çözümlerini geliştirdi. Avrupa'nın ucuz füze arayışı, Türk savunma şirketleri için potansiyel bir pazar ve iş birliği fırsatı sunuyor. Özellikle Roketsan ve ASELSAN gibi kuruluşlar, maliyet etkin ürünleriyle bu talebe yanıt verebilir. Ayrıca Türkiye'nin Ukrayna ile savunma iş birliği ve Bayraktar TB2 gibi sistemlerinin savaş alanındaki etkinliği, Türkiye'nin bu dönüşümde aktif rol alabileceğini gösteriyor. Ancak Batı ile yaşanan siyasi gerilimler ve ambargolar, iş birliğinin önünde engel teşkil edebilir. Stratejik olarak Türkiye, hem kendi savunma ihtiyaçlarını karşılamak hem de ihracatını artırmak için bu eğilimi değerlendirebilir.