Washington, 25 Ekim - ABD Başkanı Donald Trump ile Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy arasındaki ilişkiler, son haftalarda Ukrayna'nın Rus enerji tesislerine yönelik saldırıları nedeniyle keskin bir şekilde bozuldu. İki lider, uzun süredir inişli çıkışlı bir ilişkiye sahip olsa da, Trump'un Ukrayna'nın enerji saldırılarına yönelik hayal kırıklığı, son dönemde açık eleştirilere dönüştü. Beyaz Saray kaynaklarına göre, Trump yönetimi Ukrayna'ya yönelik askeri yardımı gözden geçirirken, Zelenskiy yönetimi saldırıların Rusya'nın savaş kapasitesini zayıflatmak için kritik olduğunu savunuyor.
Gerilimin arka planı: Enerji saldırıları ve diplomatik kriz
Ukrayna, son aylarda Rusya'nın petrol rafinerileri, depolama tesisleri ve enerji altyapısına yönelik insansız hava aracı saldırılarını artırdı. Bu saldırılar, Rusya'nın enerji ihracat gelirlerini azaltmayı ve savaş makinesini finanse etme kabiliyetini sınırlamayı amaçlıyor. Ancak Trump, bu saldırıların küresel petrol fiyatlarını yükselterek ABD ekonomisine zarar verdiğini ve Rusya ile olası barış müzakerelerini zorlaştırdığını belirtiyor. Trump, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada, "Ukrayna'nın enerji tesislerine saldırması, petrol fiyatlarını artırıyor ve bu da Amerikan halkına zarar veriyor. Bu saldırıların durması gerekiyor" ifadelerini kullandı.
Zelenskiy ise saldırıların meşru müdafaa kapsamında olduğunu ve Rusya'nın enerji gelirlerinin savaş suçlarını finanse etmek için kullanıldığını vurguluyor. Ukrayna lideri, Batılı müttefiklerden daha fazla hava savunma sistemi ve uzun menzilli silah talep ederken, Trump yönetimi bu taleplere temkinli yaklaşıyor. İki lider arasındaki gerilim, geçtiğimiz ay yapılan bir telefon görüşmesinde daha da arttı; görüşmede Trump, Zelenskiy'yi "nankörlükle" suçladı ve ABD'nin Ukrayna'ya sağladığı yardımın sorgulanması gerektiğini söyledi.
Uzmanlar, Trump'un Ukrayna politikasının, seçim kampanyası sırasında vaat ettiği "Amerika First" yaklaşımıyla uyumlu olduğunu belirtiyor. Trump, Ukrayna'ya yapılan yardımların Avrupa ülkeleri tarafından daha fazla üstlenilmesi gerektiğini savunuyor. Bu arada, ABD Kongresi'ndeki bazı Cumhuriyetçi üyeler de Ukrayna'ya yönelik yardımların denetlenmesi çağrısında bulunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Enerji piyasaları ve ittifak ilişkileri
Ukrayna'nın enerji saldırıları, küresel petrol piyasalarında dalgalanmalara yol açtı. Brent petrol fiyatı, saldırıların ardından varil başına 90 doların üzerine çıktı. Analistler, Rusya'nın rafineri kapasitesinin yaklaşık %15'inin devre dışı kaldığını tahmin ediyor. Bu durum, zaten arz endişeleriyle mücadele eden küresel enerji piyasalarını daha da kırılgan hale getiriyor. OPEC+ ülkeleri, üretim kesintilerini sürdürme kararı alırken, ABD'nin stratejik petrol rezervlerini serbest bırakma olasılığı gündemde.
Öte yandan, NATO içinde de görüş ayrılıkları belirginleşiyor. Avrupa müttefikleri, Ukrayna'nın enerji saldırılarını desteklerken, ABD'nin tutumu ittifak içinde soru işaretleri yaratıyor. Almanya ve Fransa, Ukrayna'ya verilen desteğin sürmesi gerektiğini vurgularken, Trump yönetiminin tavrı transatlantik ilişkilerde yeni bir gerilim hattı oluşturuyor. Kremlin, Ukrayna'nın saldırılarını "Batı'nın doğrudan müdahalesi" olarak nitelendirerek, misilleme tehdidinde bulundu.
Uzmanlar, Trump'un Ukrayna'ya yönelik baskısının, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile olası bir anlaşma zemini hazırlamak olduğunu değerlendiriyor. Ancak Zelenskiy, toprak tavizleri içeren bir barış anlaşmasına sıcak bakmıyor. Bu durum, savaşın seyrini ve bölgesel istikrarı doğrudan etkiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Ukrayna ile Rusya arasındaki savaşta denge politikası izlerken, enerji piyasalarındaki dalgalanmalar ve ABD-Ukrayna gerilimi Ankara'nın manevra alanını etkiliyor. Türkiye, Rusya'dan doğal gaz ve petrol alımına devam ederken, Ukrayna'ya insansız hava aracı satışı gibi askeri işbirliklerini sürdürüyor. Trump'ın Ukrayna'ya yönelik desteği azaltması, Türkiye'nin Batı ittifakı içindeki konumunu ve Karadeniz'deki güvenlik dengesini yeniden düşünmesine yol açabilir. Ayrıca, enerji fiyatlarındaki artış, Türkiye'nin cari açığını ve enflasyonunu olumsuz etkileyebilir. Ankara, diplomasi kanallarını kullanarak hem ABD hem de Ukrayna ile ilişkilerini yönetmeye çalışacaktır.