LAHEY - Güney Afrikalı yargıç Navanethem "Navi" Pillay, 9 Ekim Cuma günü Nobel Barış Ödülü'ne layık görüldü. Pillay, kariyeri boyunca Ruanda Uluslararası Ceza Mahkemesi ve eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi gibi birçok uluslararası mahkemede yargıçlık yaptı. 2003-2008 yılları arasında Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde (UCM) yargıç olarak görev aldı. Ödül, uluslararası adalete katkılarından dolayı verildi. UCM, savaş suçları, soykırım ve insanlığa karşı suçlar gibi en ciddi uluslararası suçları yargılamak üzere kurulmuş kalıcı bir mahkemedir.
Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin Kuruluşu ve Yapısı
Uluslararası Ceza Mahkemesi, 1998 yılında Roma Statüsü'nün kabul edilmesiyle kurulmuş ve 2002 yılında faaliyete geçmiştir. Merkezi Hollanda'nın Lahey kentinde bulunan mahkeme, bağımsız bir uluslararası örgüt olarak çalışır. Roma Statüsü'nü imzalayan 123 ülke, mahkemenin yargı yetkisini tanımaktadır. UCM, ulusal mahkemelerin yargılama yapamadığı veya isteksiz olduğu durumlarda devreye girer; bu ilkeye "tamamlayıcılık" denir.
Mahkeme, dört ana suç türü üzerinde yargı yetkisine sahiptir: soykırım, insanlığa karşı suçlar, savaş suçları ve saldırı suçları. UCM, bireyleri yargılar; devletleri değil. Yargıçlar, taraf devletlerin oylarıyla seçilir ve dokuz yıllık bir görev süresi vardır. Mahkemenin üç ana organı vardır: Yargı Divizyonu, Savcılık Ofisi ve Sekreterya. Savcılık Ofisi, bağımsız olarak soruşturma başlatabilir veya taraf devletler ya da Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından yönlendirilen davaları ele alabilir.
UCM'nin İşleyişi ve Tartışmalar
UCM, bugüne kadar çeşitli ülkelerden çok sayıda dava açtı. Uganda, Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Sudan, Kenya, Libya ve Fildişi Sahili gibi ülkelerdeki çatışmalarla ilgili soruşturmalar yürüttü. Mahkeme, Sudan Devlet Başkanı Ömer el-Beşir hakkında soykırım suçlamasıyla tutuklama emri çıkardı; ancak Beşir halen yargılanmadı. UCM'nin en bilinen davalarından biri, eski Liberya Devlet Başkanı Charles Taylor'ın yargılanmasıydı, ancak bu dava UCM değil, Sierra Leone Özel Mahkemesi tarafından görüldü.
Mahkeme, bazı Afrika ülkeleri tarafından "Batı'nın siyasi aracı" olmakla eleştirildi. 2016'da Güney Afrika, Burundi ve Gambiya, UCM'den çekilme kararı aldı; ancak Güney Afrika ve Gambiya daha sonra kararlarını geri çekti. Burundi'nin çekilmesi 2017'de yürürlüğe girdi. ABD, Rusya ve Çin gibi büyük güçler Roma Statüsü'nü imzalamadı. ABD, UCM'nin kendi askerlerini yargılamasını engellemek için ikili anlaşmalar yapmıştır.
UCM'nin etkinliği, büyük güçlerin desteğinin olmaması ve üye ülkelerin tutuklama emirlerini uygulamada isteksiz davranması nedeniyle sınırlıdır. Mahkeme, sadece 10 kadar davada mahkumiyet kararı verebilmiştir. Buna rağmen, uluslararası hukukta bireysel cezai sorumluluk ilkesinin yerleşmesine katkı sağlamıştır.
Navanethem Pillay'ın Kariyeri ve Önemi
Navanethem Pillay, 1941'de Güney Afrika'nın Durban kentinde doğdu. Apartheid rejimi döneminde, siyahi aktivistlere hukuki destek sağlayan ilk Hint kökenli kadın avukatlardan biriydi. 1995'te Güney Afrika Yüksek Mahkemesi'ne atanan ilk siyahi kadın yargıç oldu. 1999'da Ruanda Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne yargıç olarak seçildi ve burada soykırım davalarında görev aldı. 2003'te UCM'nin ilk yargıçlarından biri oldu. 2008-2014 yılları arasında Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri olarak görev yaptı. Nobel Barış Ödülü, insan hakları ve uluslararası adalet alanındaki çalışmaları nedeniyle verildi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Uluslararası Ceza Mahkemesi'ni kuran Roma Statüsü'nü imzalamamıştır. Türkiye, UCM'nin yargı yetkisini tanımamakla birlikte, uluslararası suçlarla mücadelede işbirliği yapmaktadır. Türkiye, özellikle Suriye ve Myanmar gibi ülkelerdeki insan hakları ihlalleri konusunda UCM'ye başvuruda bulunmuştur. Ancak, Türkiye'nin UCM'ye taraf olmaması, vatandaşlarının mahkeme önünde yargılanma riskini ortadan kaldırmamaktadır; zira UCM, taraf olmayan ülkelerin vatandaşlarını da belirli koşullarda yargılayabilir. Navanethem Pillay'ın Nobel Barış Ödülü, uluslararası adaletin önemini bir kez daha gündeme getirmiştir. Türkiye, bölgesel istikrar ve insan hakları açısından UCM'nin rolünü dikkatle izlemektedir.