Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM), kurumun en üst düzey ismi olan Başsavcı Karim Khan'ı, iki yılı aşkın süredir devam eden cinsel taciz iddiaları kapsamında geçtiğimiz Pazartesi akşamı görevden uzaklaştırdı. Mahkemenin bağımsız denetim organı, Khan hakkında disiplin soruşturması başlatılmasına karar verirken, İngiliz hukukçu tüm suçlamaları reddederek masumiyetini savunuyor.
İddiaların perde arkası
Karim Khan'a yönelik cinsel taciz iddiaları ilk kez Mayıs 2023'te ortaya çıktı. Save the Children adlı yardım kuruluşunun eski bir çalışanı, Khan'ın kendisine uygunsuz davranışlarda bulunduğunu iddia etti. Khan o dönemde suçlamaları 'temelsiz' olarak nitelendirirken, bağımsız bir soruşturma başlatılacağını duyurmuştu. Ancak süreç içinde iddiaların sayısı arttı ve mahkeme içi dedikodular kurumun itibarını zedeler hale geldi.
Ocak 2025'te UCM'nin dış denetim kurulu, Khan'ın görevini kötüye kullandığı ve cinsel tacizde bulunduğu yönünde ciddi bulgular elde ettiklerini açıkladı. Bunun üzerine mahkemenin yönetim organı, Khan'ı geçici olarak görevden uzaklaştırma kararı aldı. Karar, Lahey'de büyük yankı uyandırdı; zira Khan, mahkemenin en önemli isimlerinden biriydi.
Uluslararası boyut ve yansımalar
Khan'ın görevden uzaklaştırılması, UCM'nin meşruiyeti açısından kritik bir dönemeç. Mahkeme, özellikle Rusya-Ukrayna savaşı ve Gazze'deki savaş suçlarına ilişkin soruşturmalarıyla uluslararası gündemde ön sıralarda yer alıyor. Khan'ın liderliğinde mahkeme, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin hakkında tutuklama emri çıkarmış ve İsrail'in Gazze saldırılarına yönelik soruşturmaları genişletmişti. Bu süreçte Khan'ın kişisel krizi, mahkemenin siyasi bağımsızlığına gölge düşürüyor.
Batılı ülkelerden gelen tepkiler, Khan'ın masumiyet karinesi ilkesine vurgu yaparken, mahkemenin iç işleyişine müdahale edilmemesi gerektiğini belirtiyor. Ancak Rusya ve Çin gibi ülkeler, UCM'nin 'çifte standart' uyguladığı yönündeki eleştirilerini bu olayla pekiştiriyor. Mısır, Suudi Arabistan gibi bölgesel aktörler ise gelişmeyi UCM'nin zayıflaması olarak yorumluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
UCM'deki bu kriz, Türkiye'yi doğrudan etkilemese de, mahkemenin kurumsal itibarı ve işleyişi konusunda küresel bir sorgulamayı beraberinde getiriyor. Türkiye'nin UCM'ye taraf olmaması ve Filistin davasına verdiği destek bağlamında, mahkemenin özellikle Gazze soruşturmasındaki konumu Ankara açısından önem taşıyor. Khan'ın görevden uzaklaştırılması, söz konusu soruşturmaların hızını kesebilir ve mahkemenin kararlarının etkisini azaltabilir. Bu durum, Türkiye'nin Filistin meselesindeki diplomatik çabaları ve mahkemenin tarafsızlığına yönelik geleneksel eleştirileriyle örtüşüyor. Ayrıca, iç işleyişe dair bu skandal, UCM'nin siyasallaştığı yönündeki argümanları güçlendiriyor.