Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), İran'ın Hürmüz Boğazı'nda bir tankere saldırdığını duyururken, Umman, boğazın güvenliği konusunda müzakerelerde ilerleme kaydedildiğini açıkladı. İran Ulusal Yüksek Güvenlik Konseyi'nden yapılan açıklamada ise, Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) davranışlarını düzeltmesine kadar Hürmüz Boğazı'nın açılmayacağı ifade edildi. Bu gelişmeler, Körfez bölgesindeki gerginliğin yeniden tırmanmakta olduğuna işaret ediyor.
Gelişmenin arka planı
BAE Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, İran'a ait bir savaş gemisinin veya İran destekli bir grubun, Birleşik Arap Emirlikleri açıklarında seyreden bir tankere saldırı düzenlediği belirtildi. Açıklamada, saldırının uluslararası deniz hukukunun açık bir ihlali olduğu vurgulanarak, bölgedeki güvenlik ve istikrarın korunması için gerekli adımların atılacağı kaydedildi. Saldırının hangi ülkeye ait tankere yapıldığı, yükünün ne olduğu ve can kaybı olup olmadığı konusunda henüz resmi bir bilgi paylaşılmadı.
Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı, Hürmüz Boğazı'nın güvenliği konusunda İran ve uluslararası toplum arasında süren müzakerelerde kayda değer bir ilerleme sağlandığını açıkladı. Bakan, tarafların boğazın serbest ve güvenli geçişini garanti altına alacak bir anlaşmaya yaklaştığını söyledi. Ancak bu açıklama, İran'ın sert söylemiyle çelişiyor. İran Ulusal Yüksek Güvenlik Konseyi'nden yapılan açıklamada, "Hürmüz Boğazı, ABD davranışlarını düzeltmedikçe açılmayacaktır" denildi. Bu açıklama, İran'ın müzakere masasındaki tutumunun ne kadar katı olduğunu gösteriyor.
Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik bir su yolu. Küresel enerji güvenliği açısından kritik öneme sahip olan boğaz, İran ile ABD arasındaki gerilimlerin sık sık yaşandığı bir bölge. Geçtiğimiz yıllarda da benzer gerginlikler yaşanmış, 2019'da İran'a ait sürat tekneleri Hürmüz Boğazı'nda ticari gemilere tacizde bulunmuş, 2021'de ise İran destekli Husiler, BAE'ye yönelik saldırılar düzenlemişti.
Bölgesel ve küresel boyut
BAE'nin iddiası, bölgedeki dengeleri yeniden alt üst edebilecek nitelikte. BAE, İran'la uzun süredir gerilimli ilişkilere sahip olmakla birlikte, son dönemde ekonomik ve diplomatik ilişkileri geliştirmeye çalışıyor. Ancak bu saldırı, BAE-İran yakınlaşmasını gölgede bırakabilir. Öte yandan İran'ın Hürmüz Boğazı'na ilişkin tutumu, sadece bölgesel değil, küresel enerji piyasalarını da etkileyen bir faktör. Petrol fiyatlarının bu haberin ardından artması beklenebilir.
ABD'nin bölgedeki askeri varlığı ve İran'a yönelik yaptırımları, taraflar arasındaki gerginliği artırıyor. ABD'nin yeni yönetimi, İran'la nükleer müzakerelere yeniden başlama sinyali vermişken, bu tür saldırılar diplomasiyi zora sokabilir. Uzmanlar, İran'ın bu tür eylemlerle müzakere masasında elini güçlendirmeye çalıştığını, ancak bu stratejinin geri tepebileceğini belirtiyor. Umman'ın arabuluculuk çabaları, bölgedeki gerilimi düşürmeye yönelik önemli bir diplomatik girişim olarak öne çıkıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bir kısmını ithal eden bir ülke olarak Hürmüz Boğazı'nın güvenliğinden doğrudan etkilenmektedir. Boğazın kapatılması ya da ciddi şekilde sekteye uğraması, enerji fiyatlarını artırarak Türkiye'nin enerji maliyetlerini yükseltebilir ve cari açık üzerinde baskı yaratabilir. Ayrıca Türkiye'nin bölgedeki diplomatik girişimleri, özellikle İran ve Körfez ülkeleriyle dengeli ilişkiler kurma çabası, bu tür krizlerden etkilenebilir. Ankara, bölgede istikrarın sağlanması için diyalog ve diplomasiyi ön planda tutuyor. Bu nedenle Türkiye, Hürmüz Boğazı'ndaki gerginliklerin tırmanmaması için tarafları itidale çağıran açıklamalar yapabilir ve enerji arz güvenliğini korumaya yönelik tedbirler alabilir.