İstanbul ve Ankara başta olmak üzere Türkiye'nin birçok kentinde polis, LGBTQ+ topluluğuna yönelik geniş kapsamlı operasyonlar düzenledi. Yetkililerin "genel ahlak" ve "kamu düzeni" gerekçesiyle yaptığı baskınlarda onlarca kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında aktivistler, avukatlar ve sıradan vatandaşlar bulunuyor. Olay, Türkiye'nin son yıllarda LGBTQ+ hakları konusunda geriye gittiği yönündeki endişeleri derinleştirdi.
Baskınların Arka Planı ve Ayrıntılar
Edinilen bilgilere göre, operasyonlar 10 Haziran 2025 tarihinde İstanbul'un Beyoğlu, Şişli ve Kadıköy ilçelerinde eş zamanlı olarak başladı. Polis, çeşitli dernek binalarına, kafelere ve özel etkinlik alanlarına baskın düzenledi. Gözaltına alınanlar arasında tanınmış LGBTQ+ hakları savunucuları ve avukatlar da var. Gözaltı gerekçesi olarak "kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşü", "halkı kin ve düşmanlığa tahrik" ve "genel ahlaka aykırılık" gibi suçlamalar öne sürüldü.
Görgü tanıkları, polisin baskınlar sırasında sert müdahalelerde bulunduğunu, bazı kişilerin yerlerde sürüklendiğini ve gözaltına alınanlara kötü muamele edildiğini iddia etti. Avukatlar, gözaltına alınanların bir kısmının hâlâ gözaltında tutulduğunu ve savcılık sorgularının sürdüğünü belirtti. İçişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada ise operasyonların "yasal çerçevede" gerçekleştirildiği ve "kamu düzenini bozan unsurlara" yönelik olduğu ifade edildi.
Bu baskınlar, Türkiye'de LGBTQ+ etkinliklerine yönelik artan yasakların son halkası. Son yıllarda Onur Yürüyüşü başta olmak üzere birçok etkinlik valilikler tarafından yasaklanmış, LGBTQ+ dernekleri kapatma davalarıyla karşı karşıya kalmıştı. 2023'te iktidara gelen hükümet, "aile değerlerini koruma" söylemini öne çıkararak LGBTQ+ haklarını hedef almıştı.
Uluslararası Tepkiler ve Bölgesel Boyut
Uluslararası insan hakları örgütleri, Türkiye'deki baskınları kınadı. Amnesty International, yaptığı açıklamada "Türkiye'de LGBTQ+ bireylere yönelik sistematik baskının kabul edilemez olduğunu" belirtti ve Türk hükümetini uluslararası insan hakları yükümlülüklerine uymaya çağırdı. Human Rights Watch ise gözaltına alınanların derhal serbest bırakılmasını talep etti.
Avrupa Birliği Komisyonu sözcüsü, gelişmeleri "endişeyle takip ettiklerini" ve Türkiye'nin temel hak ve özgürlüklere saygı göstermesi gerektiğini vurguladı. ABD Dışişleri Bakanlığı da bir açıklama yaparak "barışçıl toplanma ve ifade özgürlüğünün evrensel haklar olduğunu" hatırlattı. Ancak şu ana kadar herhangi bir yaptırım veya somut adım duyurulmadı.
Türkiye'deki LGBTQ+ hareketi, 1980'lerden bu yana örgütlü bir mücadele yürütüyor. Ancak son yirmi yılda kazanılan bazı haklar, muhafazakâr politikaların etkisiyle geri alınmaya başlandı. Özellikle 2015'ten itibaren Onur Yürüyüşü'nün yasaklanması, LGBTQ+ derneklerinin kapatılması ve nefret söyleminin siyasi söyleme yerleşmesi dikkat çekiyor. Bu son baskınlar, topluluğun görünürlüğünü tamamen ortadan kaldırmaya yönelik bir adım olarak yorumlanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
LGBTQ+ toplumuna yönelik bu baskınlar, Türkiye'nin uluslararası itibarını zedeleyerek Batı ile ilişkilerinde yeni bir gerilim unsuru oluşturabilir. AB ve ABD'nin açıklamaları, insan hakları konusunun Türkiye'nin dış politikasında yeniden gündeme gelebileceğini gösteriyor. Öte yandan hükümet, bu tür operasyonlarla iç kamuoyunda muhafazakâr tabanını konsolide etmeyi hedefliyor olabilir. Ancak ekonomik sorunlarla boğuşan Türkiye için uluslararası alanda artan insan hakları eleştirileri, yatırım ve ittifak ilişkilerini olumsuz etkileyebilir.