Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Rus mevkidaşı Sergey Lavrov ile yaptığı telefon görüşmesinde, Karadeniz'de bölgesel güvenliği ve Türkiye'nin çıkarlarını tehdit edebilecek adımlardan kaçınılması gerektiğini vurguladı. Çavuşoğlu ayrıca, Rusya-Ukrayna ihtilafında arabuluculuk teklifini yineleyerek, diyaloğun önemine dikkat çekti. Görüşme 16 Haziran Salı günü gerçekleşti. Bu gelişme, Karadeniz'de artan askeri faaliyetler ve Rusya ile Ukrayna arasındaki gerilimin tırmandığı bir dönemde geldi.
Gelişmenin Arka Planı: Karadeniz'de Artan Gerilim
Rusya'nın Şubat 2022'de Ukrayna'ya başlattığı geniş çaplı işgal operasyonunun ardından Karadeniz, stratejik önemini daha da artırdı. Ukrayna'nın tahıl ihracatına yönelik abluka, bölgedeki mayın tehdidi ve Rus donanmasının faaliyetleri, bölgesel güvenlik dengesini sarsmış durumda. Türkiye, Montrö Boğazlar Sözleşmesi kapsamında boğazları kontrol eden ülke olarak, Karadeniz'deki askeri hareketliliği yakından izliyor.
Çavuşoğlu'nun Lavrov ile görüşmesi, Rusya'nın Ukrayna'nın Odesa ve Mykolaiv limanlarına yönelik saldırılarının yoğunlaştığı bir dönemde gerçekleşti. Türk diplomatik kaynaklara göre, bakanlar ayrıca ikili ilişkiler ve Suriye'deki son gelişmeleri de ele aldı. Ankara, savaşın başından bu yana hem Moskova hem de Kiev ile iletişim kanallarını açık tutarak arabuluculuk rolü üstlenmeye çalışıyor. Ancak Rusya'nın son dönemde Ukrayna'nın enerji altyapısına yönelik saldırıları ve tahıl koridoru anlaşmasından çekilme tehditleri, Türkiye'nin çabalarını zorluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Tahıl Koridoru ve Enerji Güvenliği
Karadeniz'deki güvenlik durumu, yalnızca bölgesel değil küresel etkileri olan bir mesele. Ukrayna, dünya tahıl ticaretinde önemli bir paya sahip ve Karadeniz üzerinden yapılan ihracat, küresel gıda fiyatlarının istikrarı için kritik. Türkiye ve Birleşmiş Milletler'in aracılık ettiği Karadeniz Tahıl Girişimi, Temmuz 2023'te Rusya'nın çekilmesiyle sona ermiş, ancak alternatif yollar üzerinde çalışmalar sürmüştü. Çavuşoğlu'nun mesajı, Rusya'nın tahıl koridoru konusunda yeniden müzakereye yanaşması veya bölgedeki askeri faaliyetleri kısıtlaması için bir baskı unsuru olarak değerlendirilebilir.
Enerji güvenliği açısından da Karadeniz kritik bir bölge. Rus gazını Avrupa'ya taşıyan TürkAkım boru hattı, deniz tabanından geçiyor ve herhangi bir çatışma hattın zarar görmesine yol açabilir. Ayrıca, Rusya'nın Kırım'ı ilhakı ve Sivastopol'da konuşlandırdığı donanma, Türkiye'nin Montrö Sözleşmesi'ne dayalı denge politikasını zorluyor. Ankara, boğazlardan geçişleri savaş gemileri için sınırlarken, Rusya'nın Karadeniz'deki askeri varlığına karşı dikkatli bir duruş sergiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Karadeniz'deki gerilimde hem Montrö Sözleşmesi'nin uygulayıcısı hem de iki tarafın da güvenini kazanmış bir müzakereci olarak hassas bir denge yürütüyor. Çavuşoğlu'nun uyarısı, Rusya'nın bölgede daha fazla provokasyona gitmesi halinde Türkiye'nin çıkarlarının doğrudan etkileneceğinin sinyalini veriyor. Özellikle Ukrayna tahılının sevkiyatı ve enerji hatlarının güvenliği, Türkiye'nin ekonomik ve stratejik öncelikleri arasında. Bu adım, Ankara'nın Moskova ile iş birliği yaparken kırmızı çizgilerini koruduğunu da gösteriyor. Kısa vadede Türkiye'nin arabuluculuk rolünün sürmesi, ancak Rusya'nın adımlarına bağlı olarak sertleşen bir dil kullanabileceği anlaşılıyor.