Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan, Mekke Ortak Savunma Anlaşması kapsamında iş birliğini kurumsallaştırmak için Pazartesi günü İstanbul'da bir araya geldi. Üç ülkenin üst düzey yetkililerinin katılımıyla gerçekleştirilen Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi'nin ilk toplantısının ardından yayımlanan ortak bildiriye göre, ülkeler savunma alanındaki iş birliğini daha da derinleştirme kararı aldı.
Görüşmeye Türkiye'yi Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Pakistan'ı Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı İshak Dar, Suudi Arabistan'ı ise Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman temsil etti. Toplantıda üç ülkenin savunma ve dış politika bürokratlarının yanı sıra istihbarat ve askeri yetkililer de hazır bulundu.
Gelişmenin arka planı
Mekke Ortak Savunma Anlaşması, 2019 yılında Suudi Arabistan'ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) zirvesinde imzalanmıştı. Anlaşma, üye ülkelerin toprak bütünlüğüne yönelik tehditlere karşı ortak savunma mekanizması öngörüyor. Anlaşmaya Türkiye ve Pakistan ile birlikte Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Ürdün, Nijer ve Malezya gibi ülkeler de dahildi. Ancak bu ülkelerin birçoğu anlaşmayı onaylama sürecini tamamlamadı; Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan ise anlaşmayı iç hukuklarında yürürlüğe koydu.
Üç ülke arasındaki savunma iş birliği, özellikle askeri tatbikatlar, savunma sanayi teknolojilerinin transferi ve istihbarat paylaşımı alanlarında son yıllarda önemli ölçüde arttı. Türk savunma sanayi şirketleri, Pakistan'ın denizaltı modernizasyonu ve Suudi Arabistan'ın insansız hava aracı (İHA) ihtiyaçları gibi projelerde aktif rol alıyor. Ayrıca üç ülke, bölgesel güvenlik konularında da yakın koordinasyon yürütüyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu gelişme, özellikle Orta Doğu ve Güney Asya'daki jeopolitik dengeler açısından önem taşıyor. Üç ülke, farklı bölgesel güç odaklarıyla ilişkilerini dengelemeye çalışırken, kendi aralarındaki savunma iş birliğini derinleştirerek bağımsız bir güvenlik mimarisi oluşturma çabasında. Özellikle Suudi Arabistan'ın İran'la yaşadığı gerginlik, Pakistan'ın Hindistan ile askeri dengesi ve Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Kafkasya'daki aktif politikası, bu ittifakın bölgesel etkisini artırıyor.
Batılı gözlemciler, bu üçlü yapının NATO'ya alternatif bir güvenlik oluşumu olabileceği yorumunu yapıyor. Öte yandan, üç ülkenin de ABD ile farklı düzeylerde ilişkileri bulunuyor; ancak özellikle son yıllarda Washington'un bölgeye yönelik stratejik belirsizlikleri, bu ülkeleri kendi aralarında daha sağlam savunma bağları kurmaya itiyor.
Uzmanlar, bu komitenin kurulmasının, üç ülkenin savunma politikalarını eşgüdümleme ve ortak tehditlere karşı hızlı reaksiyon kapasitesi oluşturma açısından kritik bir adım olduğunu vurguluyor. Toplantının İstanbul'da yapılması, Türkiye'nin bu süreçteki liderlik rolünü de ortaya koyuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin savunma sanayi ihracatı ve bölgesel güvenlik mimarisi açısından stratejik kazanımlar sağlıyor. Özellikle Bayraktar TB2 ve Akıncı gibi İHA'ların bu ülkelere satışı, hem ekonomik hem de jeopolitik anlamda Ankara'nın elini güçlendiriyor. Ayrıca, Pakistan ile olan geleneksel dostluk bağları ve Suudi Arabistan ile son yıllarda normalleşen ilişkiler, Türkiye'nin İslam dünyasındaki etkinliğini artırmasına yardımcı oluyor. Bu mekanizma sayesinde Türkiye, doğrudan dahil olmadığı bölgesel krizlerde bile söz sahibi olabilecek bir platforma kavuşuyor. Ancak, ittifakın sürdürülebilmesi için üç ülkenin çıkarlarının kesişim alanlarının genişletilmesi, özellikle savunma sanayi teknolojilerinin transferi konusunda somut adımlar atılması kritik önemde.