Türkiye, Gazze'ye insani yardım götürmeye çalışan aktivistlere yönelik saldırıya ilişkin yürüttüğü soruşturma kapsamında, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu için Interpol'den kırmızı bülten talep edeceğini açıkladı. Adalet Bakanlığı yetkilileri, 2010'daki Mavi Marmara baskınıyla ilgili açılan davada Netanyahu'nun da şüpheliler arasında olduğunu, bu nedenle uluslararası tutuklama talebinde bulunulacağını duyurdu.
Türkiye, Cuma günü yaptığı açıklamada, Gazze'ye insani yardım ulaştırmaya çalışan aktivistlere yönelik saldırıyla bağlantılı iç hukuk davasında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun yakalanması için Interpol'den kırmızı bülten isteyeceğini bildirdi. İstanbul'daki yetkililer, 2010 yılında Mavi Marmara gemisine düzenlenen baskında ölen 10 aktivistin ailelerinin başvurusu üzerine başlatılan soruşturmanın, Netanyahu'nun da aralarında olduğu üst düzey İsrailli yetkilileri kapsayacak şekilde genişletildiğini açıkladı.
Mavi Marmara baskını ve hukuki süreç
31 Mayıs 2010'da İsrail komandoları, Gazze'ye insani yardım taşıyan Mavi Marmara gemisine uluslararası sularda baskın düzenlemiş, çoğu Türk vatandaşı 10 aktivist hayatını kaybetmişti. Saldırı, Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkileri uzun süre gerginleştirmiş, diplomatik krize yol açmıştı. İsrail, 2016'da yaptığı özür ve tazminat anlaşmasıyla ikili ilişkileri normalleştirse de, Türk yargısı olayın faillerini yargılamaktan vazgeçmedi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 2011 yılında dönemin İsrail Genelkurmay Başkanı ve diğer üst düzey komutanlar hakkında gıyabi tutuklama kararı çıkarmıştı. Netanyahu'nun dönemin başbakanı olarak saldırının emrini verdiği gerekçesiyle soruşturmaya dahil edilmesi, Türk savcılarının uluslararası hukukta 'kanuni savunma' kapsamına girmeyen eylemler olarak gördüğü bu olayı takip etme kararlılığını gösteriyor.
Adalet Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, Interpol Genel Sekreterliği'ne gönderilmek üzere kırmızı bülten talebinin hazırlandığı, bu kapsamda Netanyahu'nun da isminin listeye eklendiği belirtildi. Kırmızı bülten, üye ülkelerin iade veya adli yardım çerçevesinde kişinin yakalanmasına yönelik uluslararası bir tutuklama talebidir; ancak bağlayıcılığı, ülkelerin iç mevzuatına ve ikili ilişkilerine göre değişiklik gösteriyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Türkiye'nin bu adımı, özellikle Gazze'deki son çatışmalar sonrası Türkiye-İsrail ilişkilerinde yaşanan derin krize denk geliyor. İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları nedeniyle Ankara, İsrail ile ticareti durdurmuş, Netanyahu hükümetini 'soykırım' yapmakla suçlamıştı. Ancak bu adım, iki ülke arasındaki gerilimi daha da tırmandırabilir ve İsrail'in Batılı müttefikleriyle diplomatik krize yol açabilir.
Uzmanlar, kırmızı bülten talebinin pratikte Netanyahu'nun uluslararası seyahatlerini kısıtlama potansiyeli taşıdığını; ancak İsrail'in bunu siyasi bir hamle olarak göreceğini ve büyük ihtimalle reddedeceğini belirtiyor. Ayrıca, ABD ve AB ülkelerinin İsrail'e verdiği destek göz önüne alındığında, bu talebin uluslararası hukukta karşılık bulması zor görünüyor. Yine de Türkiye, bu adımla birlikte uluslararası kamuoyuna Filistin meselesindeki duruşunu net bir şekilde göstermeyi hedefliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'nin Netanyahu için Interpol'den kırmızı bülten istemesi, sembolik değeri yüksek bir adım olmasına karşın hukuki sonuçları sınırlıdır. Bu hareket, Ankara'nın Filistin davasına olan bağlılığını ve İsrail'in Gazze'deki politikalarına karşı sert duruşunu uluslararası platformda tescilleme çabasıdır. Ancak Türk dış politikasının önceliği, bölgesel istikrar ve enerji işbirlikleri düşünüldüğünde, bu hamlenin pratikte İsrail'le ilişkileri daha fazla germekten öte bir etkisi olmayabilir. Yine de Türk kamuoyu nezdinde güçlü bir meşruiyet sağlayan bu girişim, hükümetin iç siyasetteki elini güçlendirirken, uluslararası hukuk mekanizmalarının adalet dağıtma kapasitesini de sınayacak niteliktedir.