Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 15 Haziran Pazartesi günü İranlı mevkidaşı Abbas Arakçi ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde, Ankara'nın ABD ile İran arasında savaşı durdurmaya yönelik bir anlaşmanın ardından başlayacak yeni müzakerelerden olumlu sonuçlar çıkmasını beklediğini ifade etti. Türk diplomatik kaynaklardan alınan bilgiye göre, Fidan, Tahran yönetiminin Washington ile diyaloğu sürdürme iradesini takdirle karşıladıklarını belirterek, bölgesel istikrarın korunması için tarafların yapıcı adımlar atması gerektiğini vurguladı.
Görüşmenin ayrıntıları ve Ankara'nın tutumu
Telefon görüşmesinde iki bakanın ele aldığı başlıca konular arasında, İran ile ABD arasında varılan savaşı durdurma anlaşmasının uygulanması ve bu anlaşmanın ardından başlaması planlanan kapsamlı müzakereler yer aldı. Fidan, Türkiye'nin bölgesel barış ve güvenliğe verdiği önemi yineleyerek, diyaloğun sürdürülmesinin tüm taraflar için kazanım olacağını söyledi. Arakçi ise Ankara'nın arabuluculuk rolüne teşekkür ederken, İran'ın müzakerelere samimi bir şekilde yaklaştığını ve sürdürülebilir bir anlaşmaya varmak için çaba gösterdiğini aktardı. İki ülke arasında son dönemde yoğunlaşan diplomatik trafik, bölgesel krizlerin çözümünde Türkiye'nin oynadığı aktif rolü bir kez daha gözler önüne serdi.
Türkiye, uzun süredir İran ile ABD arasındaki gerilimin azaltılması ve diplomatik çözüm bulunması için çaba harcıyor. Özellikle Ortadoğu'da artan tansiyon, Ankara'nın hem Washington hem de Tahran ile iletişim kanallarını açık tutmasını gerektiriyor. Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, Türkiye'nin bu konuda tarafsız bir arabulucu olarak hareket ettiğini ve her iki tarafın da çıkarlarını gözeten bir anlaşmanın imzalanmasını desteklediğini belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD-İran arasındaki müzakerelerin seyri, sadece ikili ilişkileri değil, tüm Ortadoğu'nun güvenlik mimarisini yakından ilgilendiriyor. İran'ın nükleer programı, bölgedeki vekil güçler aracılığıyla yürüttüğü faaliyetler ve Suudi Arabistan ile rekabeti, Körfez'den Levant'a kadar geniş bir coğrafyada istikrarı etkiliyor. ABD'nin İran'a yönelik yaptırımları ise küresel enerji piyasalarında dalgalanmalara yol açıyor. Türkiye, enerji ihtiyacının önemli bir bölümünü İran'dan karşıladığı için, yaptırımların hafifletilmesi veya kaldırılması Ankara'nın ekonomik çıkarları açısından kritik önem taşıyor.
Bununla birlikte, İran'ın nükleer faaliyetlerine ilişkin endişeler sürerken, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin Tahran'a karşı izlediği maksimum baskı politikası, iki ülke arasında doğrudan bir çatışmaya kadar varabilecek gerginliklere neden olmuştu. Şimdi ise taraflar arasında varılan ateşkes anlaşması, daha kapsamlı bir diplomatik sürecin önünü açmış durumda. Türkiye, bu sürecin başarıya ulaşması halinde Suriye, Irak ve Yemen'deki krizlere de olumlu yansımalar olacağını değerlendiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran diyaloğunun ilerlemesi, Türkiye'nin bölgesel politikaları açısından birçok fırsat barındırıyor. Öncelikle, enerji ithalatında İran'a bağımlı olan Türkiye, yaptırımların hafiflemesiyle daha uygun koşullarda doğalgaz ve petrol temin edebilir. Ayrıca, İran'la ilişkilerin normalleşmesi, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki askeri varlığına yönelik Tahran'dan gelebilecek baskıları azaltabilir. Bunun yanı sıra, Ankara'nın arabulucu rolü, hem ABD hem de İran nezdinde itibarını artırarak, Türkiye'yi bölgesel bir güç merkezi olarak konumlandırabilir. Ancak, müzakerelerin başarısız olması halinde tansiyonun yeniden yükselmesi, Türkiye'yi zor bir denge politikasına itebilir.