Tunus’ta son haftalarda yaşanan su ve elektrik kesintileri, ülke genelinde büyük bir öfkeye yol açtı. Başkent Tunus başta olmak üzere birçok şehirde halk, temel ihtiyaçların bile karşılanamaması nedeniyle sokaklara döküldü. Göstericiler, hükümetin krizi yönetemediğini belirterek istifa çağrısında bulunuyor. Ülke, 2011’deki Arap Baharı’nın ardından yaşadığı siyasi istikrarsızlık ve derinleşen ekonomik bunalımla yeniden baş başa kalmış durumda.
Protestoların arka planı
Tunus, 2011 yılında Zeynel Abidin Bin Ali rejimini deviren protestolara sahne olmuş, bu süreç Arap Baharı’nın simgesi haline gelmişti. Ancak devrimin üzerinden geçen yıllarda ülke, beklenen refahı bir türlü yakalayamadı. İşsizlik oranı yüksek seyrederken, ekonomik büyüme yavaşladı; turizm gelirleri ve dış yardımlar ise azaldı. Son dönemde yaşanan kuraklık, su kaynaklarının kritik seviyelere inmesine neden oldu. Barajlardaki su seviyesinin düşmesiyle içme suyu dağıtımında kesintilere gidildi. Elektrik altyapısı ise artan talebi karşılayamaz durumda; özellikle yaz aylarında aşırı sıcaklar, enerji tüketimini artırarak şebekeyi zorluyor. Yetkililer, kesintilerin geçici olduğunu savunsa da halkın sabrı tükeniyor.
Protestoların bir diğer nedeni ise hükümetin yolsuzluk ve kötü yönetimle anılması. 2019’da cumhurbaşkanı seçilen Kays Said, süper yetkilerle donatılmış bir başkanlık sistemi kurmakla eleştiriliyor. Said’in geçen yıl parlamentoyu feshedip kararnamelerle yönetme yoluna gitmesi, muhalefeti ve sivil toplumu daha da kızdırdı. Gösterilerde ‘Said istifa’ sloganları öne çıkıyor. Öte yandan, güvenlik güçlerinin gösterilere müdahalesi sırasında çıkan çatışmalarda yaralananlar olduğu bildiriliyor. Uluslararası Af Örgütü, göstericilere orantısız güç kullanıldığına dair raporlar yayınladı.
Bölgesel ve küresel boyut
Tunus’taki bu gelişmeler, bölgesel aktörleri de yakından ilgilendiriyor. Gözler, Tunus yönetimine ve halka destek veren Türkiye ile Katar’a çevrilmiş durumda. Ancak Tunus, aynı zamanda Uluslararası Para Fonu (IMF) ile müzakereler halinde; ülke, ekonomik reformlar karşılığında kredi arayışında. IMF, Tunus’a yaklaşık 2 milyar dolarlık bir destek paketi öneriyor; ancak bu paketin onaylanması, hükümetin sübvansiyonları kesmesi ve kamu harcamalarını azaltması gibi sıkı koşullara bağlı. Bu koşullar, halkın zaten zor durumda olan yaşamını daha da güçleştirebilir. Enerji ve gıda fiyatlarındaki küresel artış, Tunus’un ithalat faturasını kabartırken, dış borç ödemeleri de bütçeye ağır yük bindiriyor. Uzmanlar, ülkenin ekonomik çöküşün eşiğinde olduğunu ve bunun bölgesel bir göç dalgasına da kapı aralayabileceğini belirtiyor.
Küresel boyutta ise Tunus’taki istikrarsızlık, Avrupa Birliği’nin güney komşularıyla ilişkilerini etkileyebilir. AB, özellikle Akdeniz üzerinden gelen düzensiz göçü önlemek için Tunus’la işbirliği anlaşmaları yapmıştı. Ülkenin iç karışıklığı, bu anlaşmaların geleceğini belirsizleştiriyor. Öte yandan, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali nedeniyle tahıl arzında yaşanan aksaklıklar, buğday fiyatlarını yükseltmişti; Tunus, buğday ihtiyacının büyük bölümünü ithal ettiği için bu durumdan en çok etkilenen ülkeler arasında yer alıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Tunus, Türkiye için Kuzey Afrika’da önemli bir müttefiktir. Türkiye, Tunus’a savunma sanayiinde teknoloji transferi ve askeri eğitim desteğinde bulunmakta; aynı zamanda iki ülke arasındaki ticaret hacmi gelişme potansiyeli taşımaktadır. Tunus’ta yaşanacak bir ekonomik çöküş veya siyasi istikrarsızlık, Türkiye’nin bölgedeki çıkarlarını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, göç akışları Türkiye’ye kadar ulaşabilir. Bu nedenle Ankara, Tunus’un istikrarını desteklemek için diplomatik adımlar atabilir; ancak bu konuda bölgesel rekabetlerin de farkındadır. Türkiye’nin, Tunus hükümetine mi yoksa halka mı destek vereceği, bölgesel dengeleri değiştirebilir.