Tunus'un birçok kentinde hükümet karşıtı protestolar ikinci ayına girerken, ülke genelinde artan ekonomik sıkıntılar ve işsizlik, göstericileri sokaklara dökmeye devam ediyor. Başkent Tunus başta olmak üzere Sfax, Sousse ve Kasserine gibi kentlerde binlerce kişi, yaşam koşullarının iyileştirilmesi ve hükümetin istifası talebiyle bir araya geliyor. Göstericiler, temel gıda fiyatlarındaki artış, yakıt kıtlığı ve iş imkânlarının yetersizliğinden şikâyetçi. Polis, bazı bölgelerde göstericilere göz yaşartıcı gaz ve tazyikli su ile müdahale ederken, gösterilerin genişlemesinden endişe ediliyor.
Ekonomik kriz derinleşiyor
Kuzey Afrika ülkesinde son aylarda ekonomik göstergeler hızla kötüleşiyor. Ulusal İstatistik Enstitüsü'nün verilerine göre işsizlik oranı yüzde 18'i aşarken, gençler arasında bu oran yüzde 40'a yaklaşıyor. Dünya Bankası ve IMF'nin uyardığı bütçe açığı, ülkenin dış borçlarını ödemekte zorlanmasına yol açıyor. Tunus dinarı dolar karşısında rekor düşük seviyelerde işlem görürken, temel gıda maddelerine erişim giderek zorlaşıyor. Ekmek, süt ve yakıt gibi temel ürünlerde yaşanan kıtlık, halkın günlük yaşamını olumsuz etkiliyor. Hükümet, Uluslararası Para Fonu (IMF) ile 1,9 milyar dolarlık bir kurtarma paketi üzerinde görüşmelerini sürdürüyor; ancak IMF'nin talep ettiği kemer sıkma önlemleri halk arasında büyük tepki çekiyor. Protestocular, bu önlemlerin yükünü yine dar gelirli vatandaşların çekeceğini savunuyor.
Protestoların başlamasından bu yana Cumhurbaşkanı Kays Said hükümete yönelik herhangi bir somut adım atmış değil. Said, 2021'de parlamentoyu feshedip yetkileri başkanlık makamında toplamıştı ve muhalefet bu kararı 'darbe' olarak nitelendiriyor. Muhalefet partileri ve sivil toplum örgütleri, protestoları halkın meşru talepleri olarak görürken, hükümet gösterilerin 'ülkeyi istikrarsızlığa sürüklemeyi amaçlayan' dış güçlerce kışkırtıldığını öne sürüyor. Emniyet güçleri şu ana kadar çok sayıda göstericiyi gözaltına aldı; bazı göstericilerin yargılandığı belirtiliyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Tunus'taki bu gelişmeler yalnızca ülke sınırlarını aşan bir boyut taşıyor. 2011'de Arap Baharı'nın fitilini ateşleyen Tunus, uzun süre bölgenin umudu olarak görülmüştü. Ancak bugün yaşanan kriz, Arap Baharı sonrası umutların ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gösteriyor. Avrupa Birliği ve ABD, Tunus'ta istikrarın korunmasını yakından izliyor. Akdeniz'deki göç rotalarının önemli bir kavşağında bulunan Tunus, düzensiz göçün Avrupa'ya ulaşmasında kritik bir çıkış noktası. Uluslararası Göç Örgütü verilerine göre, bu yılın başından bu yana yaklaşık 40 bin kişi Tunus kıyılarından İtalya'ya geçmeye çalıştı. Avrupalı liderler, Tunus'un ekonomik çöküşünün göç dalgalarını daha da artırabileceği uyarısında bulunuyor. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada, 'Tunus'un istikrara kavuşması Avrupa'nın da çıkarınadır' ifadelerini kullandı. Ancak AB'nin mali yardım vaatleri, Tunus hükümetinin insan hakları sicili nedeniyle eleştirilere konu oluyor.
Bölgesel olarak ise Tunus, Libya'daki güç mücadelesi ve Cezayir'deki yönetim değişimi gibi konularda önemli bir jeopolitik aktör olmaya devam ediyor. Ülkedeki iç istikrarsızlık, komşu ülkelerle ilişkileri de etkileyebilir. Ayrıca, Çin'in Afrika'ya yönelik yatırımları artarken, Tunus'un kırılgan durumu küresel güçler arasındaki rekabette yeni bir denklem yaratıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Tunus'taki protestolar ve ekonomik istikrarsızlık, Türkiye için doğrudan bir tehdit oluşturmasa da, bölgesel istikrarın bozulması dolaylı etkiler yaratabilir. Türkiye, Kuzey Afrika'da ekonomik ve askeri iş birliği ağını genişletirken, Tunus'taki muhtemel bir kaos ortamı, Libya'daki nüfuz mücadelesini etkileyebilir. Ayrıca, Akdeniz'deki enerji kaynaklarının paylaşımına ilişkin müzakerelerde Tunus'un durumu önem kazanıyor. Türkiye Kitap: Tunus'taki göç dalgası Avrupa'yı etkilediğinde, AB–Türkiye ilişkilerinde göç konusu yeniden gündeme gelebilir. Türkiye'nin, bölgedeki diğer ülkelerle olduğu gibi, Tunus'la ticari ve diplomatik bağlarını sürdürmesi, ancak iç siyasete müdahale etmemesi beklenir. Bu gelişmelerin, Türkiye'nin Akdeniz politikasında öngörülemeyen unsurları artırdığı söylenebilir.