Hong Kong'un ilk baş yöneticisi Tung Chee-hwa için devlet töreni 20 Eylül Pazar günü yapılacak. South China Morning Post'un edindiği bilgilere göre, törenin detayları henüz netleşmemekle birlikte, devlet liderleri ve merkezi hükümet yetkililerinin katılması bekleniyor. Tung, 27 Ağustos'ta 84 yaşında hayatını kaybetmişti.
Tung Chee-hwa kimdi?
Tung Chee-hwa, 1997'de Hong Kong'un Çin'e devredilmesinin ardından bölgenin ilk baş yöneticisi olarak görev yaptı. 1937'de Şanghay'da doğan Tung, iş adamı bir ailenin çocuğuydu. Babası Tung Chao-yung, dünyanın en büyük nakliye şirketlerinden Orient Overseas Container Line'ın kurucusuydu. Tung, ABD'de eğitim gördükten sonra aile işinin başına geçti ve 1980'lerde Hong Kong'un temel yasasının hazırlanmasında rol aldı.
1996'da Hong Kong'un ilk baş yöneticisi seçilen Tung, 1 Temmuz 1997'de göreve başladı. Görev süresi boyunca ekonomik kriz, kuş gribi salgını ve kitlesel protestolarla karşılaştı. 2002'de ikinci dönem için seçildi ancak 2005'te sağlık sorunlarını gerekçe göstererek istifa etti. İstifası, Hong Kong'da siyasi istikrarsızlığın arttığı bir döneme denk geldi.
Tung, görevden ayrıldıktan sonra Çin Halk Siyasi Danışma Konferansı'nda (CPPCC) başkan yardımcısı olarak görev yaptı ve Hong Kong ile Pekin arasında köprü rolü üstlendi. 2019'daki büyük protestolar sırasında sessiz kalmayı tercih etti. Son yıllarda sağlık sorunlarıyla boğuşan Tung, 27 Ağustos'ta hayatını kaybetti.
Devlet töreni ve beklenen katılım
Devlet töreninin 20 Eylül'de yapılacağı kesinleşti. Törenin Hong Kong'da büyük bir salonda veya dini bir mekânda düzenlenmesi bekleniyor. Kaynaklar, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping'in törene katılıp katılmayacağının henüz net olmadığını ancak üst düzey yetkililerin katılmasının muhtemel olduğunu belirtiyor. Hong Kong Baş Yöneticisi John Lee ve diğer bölgesel liderlerin de törende hazır bulunması bekleniyor.
Tung'un ölümü, Hong Kong'da hem övgü hem de eleştiriyle karşılandı. Bazı kesimler onu şehrin Çin'e dönüş sürecinde istikrarın sembolü olarak görürken, diğerleri yönetimini otoriter ve halktan kopuk olmakla eleştirdi. Özellikle 2003'teki 23. madde yasama girişimi sırasında yüz binlerce kişi sokaklara dökülmüş ve Tung istifa çağrılarıyla karşılaşmıştı.
Devlet töreni, Hong Kong'un siyasi tarihinde önemli bir figür için son görev olacak. Törenin ardından Tung'un naaşının nereye defnedileceği henüz açıklanmadı. Ailesi, törenin ardından özel bir anma programı düzenleyebilir.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Tung Chee-hwa'nın ölümü ve devlet töreni, Hong Kong'un siyasi dönüşümünün bir yansıması olarak görülüyor. 1997'de başlayan "tek ülke, iki sistem" modelinin ilk lideri olan Tung, aynı zamanda bu modelin en çok tartışılan isimlerinden biriydi. Onun döneminde Hong Kong, ekonomik krizler ve siyasi gerilimlerle sarsıldı. 2003'teki kitlesel protestolar, bölgenin özerkliği ve Çin ile ilişkileri açısından bir dönüm noktası oldu.
Tung'un ardından gelen liderler, Hong Kong'da artan merkezi hükümet müdahalesi ve demokrasi yanlısı hareketin bastırılmasıyla karşı karşıya kaldı. 2020'de yürürlüğe giren Ulusal Güvenlik Yasası, bölgedeki muhalefeti büyük ölçüde susturdu. Tung'un ölümü, bu sürecin son halkalarından biri olarak yorumlanıyor. Uluslararası kamuoyu, töreni Hong Kong'un geleceği ve Çin'in bölge üzerindeki kontrolü açısından izleyecek.
Batılı ülkeler, Hong Kong'daki gelişmeleri yakından takip ediyor. ABD ve Avrupa Birliği, Ulusal Güvenlik Yasası'nı eleştirmiş ve bazı yaptırımlar uygulamıştı. Tung'un devlet töreni, Çin'in Hong Kong'daki egemenliğini pekiştirme çabasının bir göstergesi olarak da okunabilir. Tören, aynı zamanda Çin'in bölgedeki istikrarı sağlama ve uluslararası kamuoyuna mesaj verme aracı olarak kullanılabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Tung Chee-hwa'nın ölümü ve devlet töreni, doğrudan Türkiye'yi ilgilendiren bir gelişme olmasa da, Hong Kong'un siyasi dönüşümü ve Çin'in bölge politikaları, Türkiye'nin Asya-Pasifik'e yönelik dış politikası açısından önem taşıyor. Türkiye, son yıllarda Çin ile ekonomik ve ticari ilişkilerini geliştirmeye çalışırken, aynı zamanda insan hakları ve demokrasi konularında Batı ile ortak hareket ediyor. Hong Kong'daki gelişmeler, Türkiye'nin Çin ile ilişkilerinde denge politikası izlemesini gerektiriyor. Ayrıca, bölgedeki istikrarsızlık, küresel ticaret yollarını ve enerji güvenliğini etkileyebilir; bu da Türkiye'nin ekonomik çıkarlarını dolaylı yoldan etkiler.