Azavad Kurtuluş Cephesi (CMA), kuzey Mali'de stratejik öneme sahip Kidal kentinden çekildiğini duyurdu. Örgüt, Mali ordusu ve Rus müttefiklerinin yoğun hava saldırılarının kendilerini taktiksel geri çekilmeye zorladığını bildirdi. Kidal, 2012'den bu yana büyük ölçüde Tuareg ayrılıkçıların kontrolünde bulunuyordu ve ülkenin kuzeyindeki en önemli kalelerinden biriydi. Bu geri çekilme, Mali hükümeti için sembolik bir zafer olarak değerlendiriliyor ancak bölgedeki istikrarsızlığın daha da artabileceği endişesi var.
Çatışmanın arka planı ve Kidal'ın önemi
Mali, 2012 yılında kuzeyde Tuareg ayrılıkçıların başlattığı isyan ve ardından gelen askeri darbe ile sarsıldı. Aynı yıl, El Kaide bağlantılı gruplar bölgenin büyük bir kısmını ele geçirdi. Fransa'nın 2013'te başlattığı Serval Operasyonu ile bu gruplar geri püskürtüldü ancak istikrar tam olarak sağlanamadı. 2015'te imzalanan Cezayir Barış Anlaşması, hükümet ile ayrılıkçı gruplar arasında kırılgan bir ateşkese dayanıyordu. Kidal, bu anlaşmanın uygulanmasında kilit bir şehir olarak öne çıkıyordu. Ancak son yıllarda anlaşma fiilen rafa kalktı; taraflar arasında çatışmalar yeniden alevlendi.
Kidal, stratejik konumu itibarıyla hem kuzeydeki ticaret yollarını hem de Cezayir sınırına yakınlığı nedeniyle önem taşıyor. Şehir, aynı zamanda Tuareg halkının siyasi ve askeri örgütlenmesinin merkeziydi. CMA, 2023 yılı boyunca hükümet güçlerine karşı direnişini sürdürdü ve zaman zaman ateşkes ihlalleriyle gündeme geldi. Son hava saldırıları, Mali ordusunun Rusya'dan sağlanan Wagner paralı askerleri ve hava destek unsurlarıyla birlikte yürüttüğü operasyonların bir parçası. Bu operasyonlar, geçtiğimiz aylarda diğer kuzey bölgelerinde de yoğunlaşmıştı.
Bölgesel ve küresel boyut
Mali'deki gelişmeler, Sahel kuşağındaki geniş çaplı istikrarsızlığın bir yansıması. Burkina Faso, Nijer ve Çad gibi komşu ülkelerde de benzer güvenlik sorunları yaşanıyor. Rusya'nın Afrika'daki etkinliği, Wagner grubu üzerinden artarak devam ediyor. Batılı ülkeler, özellikle Fransa, bölgedeki askeri varlığını büyük ölçüde azalttı. Birleşmiş Milletler'in MINUSMA misyonu da 2023'te sona erdi. Bu boşlukta Rusya ve Çin gibi aktörler nüfuzlarını genişletiyor.
Kidal'dan çekilme, Mali hükümeti için bir dönüm noktası olabilir ancak aynı zamanda ayrılıkçı hareketin başka bölgelerde direnişi sürdürme ihtimalini de gündeme getiriyor. Tuaregler, uzun yıllardır özerklik veya bağımsızlık talepleriyle mücadele ediyor. Bu geri çekilme, askeri bir yenilgi olmaktan ziyade taktiksel bir manevra olarak nitelendiriliyor. CMA, sivil kayıpları önlemek için şehirden ayrıldığını savunuyor. Ancak sahadaki kaynaklar, çatışmaların şiddetlendiğini ve bölge halkının büyük risk altında olduğunu aktarıyor.
Uluslararası toplum, Mali'deki insani krize dikkat çekiyor. Yüz binlerce kişi yerinden edilmiş durumda. Gıda güvenliği ve temel hizmetlere erişim ciddi tehdit altında. BM ve sivil toplum kuruluşları, artan şiddetin bölgede daha fazla göçe yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Ayrıca, Kidal'ın düşmesi, cihatçı grupların yeniden güç kazanmasına zemin hazırlayabilir. Bu durum, yalnızca Mali için değil, tüm Sahel ve Kuzey Afrika için güvenlik riski taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, son yıllarda Afrika'daki etkinliğini artıran bir aktör olarak Mali ve Sahel bölgesindeki gelişmeleri yakından izliyor. Türkiye'nin bölgedeki ekonomik yatırımları ve diplomatik girişimleri bulunuyor. Kidal'daki çatışmaların tırmanması, Türkiye'nin bölgedeki istikrar arayışlarını zorlaştırabilir. Ayrıca, Rusya'nın Mali'de artan askeri varlığı, Türkiye'nin NATO içindeki konumuyla çelişebilecek bir denge unsuru oluşturuyor. Türkiye, terörle mücadele ve bölgesel güvenlik konularında Mali hükümetiyle işbirliğini sürdürürken, bir yandan da insani yardımlar ve kalkınma projeleriyle etkisini pekiştirmeye çalışıyor. Sahel'deki istikrarsızlık, Akdeniz ve Kuzey Afrika üzerinden Türkiye'ye yönelebilecek göç dalgalarını da tetikleyebilir. Bu nedenle Ankara, bölgedeki gelişmeleri dikkatle takip ediyor.