Mali'nin kuzeyinde bulunan Anefis kasabası yakınlarında, Azavad Kurtuluş Cephesi'ne bağlı Tuareg ayrılıkçıları ve cihatçı müttefikleri, Rus paralı askerleri ile Mali ordusundan oluşan bir konvoya pusu kurdu. Perşembe günü yerel saatle sabah saatlerinde gerçekleşen saldırı, konvoyun Anefis'teki askeri üssü takviye etmek için yola çıktığı sırada meydana geldi. Saldırıda en az 40 Rus paralı askeri ve 20'den fazla Mali askerinin öldüğü, ayrılıkçıların ise 5 kayıp verdiği bildirildi. Bölge, Sahel'de artan güç mücadelesinin yeni bir cephesi haline gelmiş durumda.
Gelişmenin arka planı
Mali'de 2020 ve 2021 yıllarında gerçekleşen iki askeri darbe sonrası, ülke yönetimi Rusya ile yakınlaşma politikası izlemişti. Fransa'nın askerlerini çekmesinin ardından, Rus devletine yakınlığıyla bilinen Wagner grubu (şimdiki adıyla Afrika Kolordusu) Mali'de etkinliğini artırmıştı. Ancak bu grupların varlığı, özellikle kuzeydeki Tuareg ayrılıkçıları ve cihatçı grupların tepkisini çekmişti. Tuaregler, Azavad olarak adlandırdıkları bölgede bağımsızlık için uzun süredir mücadele ediyor. 2015'te imzalanan barış anlaşmasına rağmen, taraflar arasında zaman zaman çatışmalar yaşanıyordu. Bu son saldırı, barış sürecinin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.
Konvoyun hedefi olan Anefis, Tuareg isyancılarının kontrolündeki Kidal bölgesine yakın stratejik bir nokta. Mali ordusu ve Rus paralı askerleri, bu bölgede kontrolü sağlamak için operasyonlar düzenliyor. Ancak Tuareg ayrılıkçıları, çöl şartlarında gerilla taktikleriyle etkili bir direniş gösteriyor. Son saldırıda kullanılan silahların ve taktiklerin, daha önce Libya'daki iç savaşta kullanılanlara benzediği belirtiliyor. Bu da bölgesel silah akışının boyutunu gösteriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Mali'deki bu çatışma, Sahel bölgesindeki güç dengesini etkiliyor. Fransa'nın 2022'de askerlerini çekmesi, bölgede bir güç boşluğu yaratmıştı. Rusya'nın bu boşluğu doldurma çabaları, Batılı ülkeler tarafından endişeyle karşılanıyor. Aynı zamanda, Tuareg ayrılıkçılarının cihatçı gruplarla ittifakı, bölgenin istikrarını daha da karmaşık hale getiriyor. Cihatçı gruplar, özellikle İslam Devleti (IŞİD) ve El Kaide bağlantılı yapılanmalar, Sahel'de etkinliklerini artırmış durumda. Bu gruplar, yerel ayrılıkçı hareketlerle zaman zaman işbirliği yapıyor, zaman zaman da çatışıyor.
Küresel açıdan bakıldığında, bu çatışma Rusya'nın Afrika'daki nüfuz mücadelesinin bir parçası olarak görülüyor. Wagner grubu, Mali dışında Orta Afrika Cumhuriyeti, Sudan ve Libya gibi ülkelerde de faaliyet gösteriyor. Batılı ülkeler, bu grupların insan hakları ihlalleri ve doğal kaynakların yağmalanmasına yol açtığını iddia ediyor. Öte yandan, Mali yönetimi, Rus paralı askerlerinin ülkenin egemenliğini korumak için gerekli olduğunu savunuyor. Tuareg saldırısı, bu tartışmaları yeniden alevlendirecek gibi görünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Sahel bölgesinde artan istikrarsızlıktan doğrudan etkilenmese de, bölgedeki gelişmeler küresel güç dengeleri açısından önem taşıyor. Rusya'nın Afrika'daki varlığı, Türkiye'nin Libya ve Sahraaltı Afrika'da yürüttüğü politikalarla rekabet edebilir. Ayrıca, cihatçı grupların yayılması, Türkiye'nin terörle mücadele stratejisini dolaylı olarak etkileyebilir. Türkiye, Afrika'da barış ve istikrarı destekleyen bir politika izlerken, bu tür çatışmaların bölgesel güvenliği tehdit etmesi, Ankara'nın dikkatle takip etmesi gereken bir konudur. Özellikle NATO müttefiki Fransa'nın bölgeden çekilmesi sonrası oluşan boşluğun nasıl doldurulacağı, Türkiye'nin Afrika stratejisi açısından kritik öneme sahiptir.