ABD'de havalimanlarında yolcuların kimlik ve biniş kartlarını kontrol eden güvenlik görevlilerinin, görevleri sırasında oturması artık yasak. Ulaşım Güvenliği İdaresi (TSA), geçen hafta yayımladığı genelgeyle, güvenlik noktalarının önünde belge kontrolü yapan personelin çalışma saatleri boyunca ayakta durmasını zorunlu hale getirdi. TSA sözcüsü, değişikliğin görevlilerin 'uyanık ve tetikte' kalmasını sağlamak amacıyla yapıldığını belirtti. Ancak karar, sendikalar ve çalışan hakları savunucuları tarafından sert tepkiyle karşılandı.
Gelişmenin Arka Planı
TSA yönetimi, oturma yasağını 2025 yılı başında tüm havalimanlarına gönderilen bir iç yazıyla duyurdu. Yazıda, görevlilerin 'fiziksel olarak ayakta kalmasının, yolcu akışını izleme ve olası tehditleri tespit etme kabiliyetini artırdığı' ifade edildi. TSA, bu tür bir düzenlemenin daha önce de bazı havalimanlarında gayri resmi olarak uygulandığını, şimdi ise ülke genelinde standart hale getirildiğini açıkladı. Kurum sözcüsü, 'Görevlilerimizin dikkatinin dağılmaması ve çevrelerine tam olarak odaklanması kritik önem taşıyor. Oturma pozisyonu, özellikle yoğun saatlerde reaksiyon süresini yavaşlatabilir' dedi.
Ancak American Federation of Government Employees (AFGE) sendikasına bağlı TSA çalışanları, kararın bilimsel bir dayanağı olmadığını savunuyor. Sendika temsilcileri, uzun süre ayakta kalmanın yorgunluğa, eklem ağrılarına ve dikkat kaybına yol açtığını, bunun da güvenliği tehlikeye attığını belirtiyor. AFGE TSA Konseyi Başkanı, yaptığı yazılı açıklamada, 'Bu kural, çalışanların sağlığını ve temel nezaketi hiçe sayıyor. Güvenlik görevlileri robot değil, insandır. Onları saatlerce ayakta tutmak, ne güvenliği artırır ne de verimliliği' ifadelerini kullandı.
TSA, 2001'deki 11 Eylül saldırılarının ardından kurulmuş ve ABD havalimanlarında özel güvenlik şirketlerinin yerini alarak federal bir yapıya bürünmüştü. Yaklaşık 50 bin çalışanı bulunan kurum, son yıllarda artan yolcu trafiği ve personel sıkıntısıyla boğuşuyor. Pandemi sonrası seyahat patlaması, havalimanlarında uzun kuyruklara ve görevliler üzerinde aşırı iş yüküne neden oldu. Sendika, bu koşullarda oturma yasağının moral bozukluğunu artıracağını ve istifa dalgasını tetikleyebileceğini öne sürüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
TSA'nın bu kararı, yalnızca ABD içindeki bir idari düzenleme gibi görünse de, küresel havacılık güvenliği standartları açısından da dikkatle izleniyor. Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO) ve Avrupa Sivil Havacılık Konferansı (ECAC) gibi kuruluşlar, güvenlik personelinin çalışma koşullarını belirleyen tavsiye kararlarında genellikle 'yorgunluk yönetimi' ve 'insan faktörleri'ne vurgu yapıyor. Uzmanlar, TSA'nın oturma yasağının diğer ülkelerdeki havacılık otoriteleri tarafından emsal alınabileceğini veya tam tersine, çalışan hakları gözetilerek reddedilebileceğini belirtiyor.
ABD'de havacılık güvenliği, 11 Eylül sonrası dönemde sürekli sıkılaştırılan önlemlerle şekillendi. TSA, zaman zaman yolculara yönelik arama ve tarama prosedürleriyle de tartışma konusu olmuştu. Bu son karar, kurumun katı güvenlik yaklaşımını bir kez daha gözler önüne seriyor. Öte yandan, sendikal haklar ve çalışan refahı konusunda hassas olan Avrupa ülkelerinde benzer bir düzenlemenin hayata geçirilmesi zor görünüyor. Örneğin Almanya ve Hollanda'da havalimanı güvenlik görevlileri, toplu iş sözleşmeleri kapsamında belirli aralıklarla oturma molası hakkına sahip.
Küresel ölçekte, havacılık sektörü pandemi sonrası toparlanma sürecinde. Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA) verilerine göre, 2025 yılında küresel yolcu trafiğinin pandemi öncesi seviyeleri aşması bekleniyor. Bu yoğunluk, güvenlik personeli üzerindeki baskıyı artırırken, TSA gibi kurumların personel politikaları daha da önem kazanıyor. Kararın, ABD'deki işçi sendikaları ile federal hükümet arasındaki gerilimi tırmandırması ve önümüzdeki dönemde hukuki itirazlara konu olması muhtemel.
Türkiye Açısından Değerlendirme
TSA'nın oturma yasağı, doğrudan Türkiye'yi bağlamasa da, küresel havacılık güvenliği normlarını etkileme potansiyeli taşıyor. Türkiye, İstanbul Havalimanı başta olmak üzere büyük havalimanlarında özel güvenlik şirketleri eliyle yürütülen yolcu ve kimlik kontrol süreçlerine sahip. Eğer bu uygulama uluslararası alanda yaygınlaşırsa, Türk havacılık otoriteleri ve özel güvenlik firmaları üzerinde benzer düzenlemeler için baskı oluşabilir. Ayrıca, ABD ile transatlantik uçuşlarda güvenlik standartlarının uyumlaştırılması sürecinde Türkiye'nin pozisyonunu gözden geçirmesi gerekebilir. Çalışan hakları açısından ise Türkiye'deki sendikalar için emsal teşkil edebilecek bir tartışma.