ABD Başkanı Donald Trump, göreve gelirken sıradan Amerikalıların refahını artıracağı sözünü vermişti. Ancak görev süresi boyunca uyguladığı ekonomi politikaları, vaat ettiğinden oldukça farklı sonuçlar doğurdu. Vergi indirimleri, ticaret savaşları ve deregülasyon hamleleri, ülke ekonomisinde dalgalanmalara yol açarken, kazananlar ve kaybedenler arasındaki uçurumu derinleştirdi. Bu analiz, Trumponomics olarak adlandırılan ekonomi modelinin bilançosunu ortaya koyuyor.
Vergi Reformu ve Ekonomik Büyüme
Trump yönetiminin 2017'de çıkardığı vergi reformu, kurumlar vergisini %35'ten %21'e indirerek iş dünyasına büyük bir teşvik sağladı. Hisse senedi piyasaları rekor seviyelere ulaştı ve işsizlik oranı %3.5'e kadar geriledi. Ancak bu büyümenin meyveleri ağırlıklı olarak zengin kesim ve büyük şirketler tarafından toplandı. Vergi indirimlerinin yol açtığı bütçe açığı, 2019'da 1 trilyon dolara yaklaşarak obama dönemindeki seviyelerin iki katına çıktı. Ücret artışları ise enflasyonu yakalayamadı; ortalama saatlik kazançlar 2019'da sadece %3 artarken, sağlık ve eğitim gibi temel hizmetlerdeki maliyetler daha hızlı yükseldi.
Trump'ın sık sık dile getirdiği "sıradan Amerikalı" söylemi, uygulamada yerini kurumsal lobilere bıraktı. Vergi reformunun en büyük kazananları, hisse geri alım programlarıyla şirketlerin hissedarları oldu. Öte yandan, düşük gelirli aileler için önemli olan sosyal yardım programlarında kesintiler gündeme geldi. Bu durum, gelir eşitsizliğini daha da artırdı.
Ticaret Savaşları ve Küresel Etkiler
Trump'ın Çin'e yönelik başlattığı ticaret savaşı, küresel tedarik zincirlerinde çalkantılara neden oldu. Çelik ve alüminyum ithalatına getirilen ek gümrük vergileri, ABD'li üreticiler için maliyetleri artırdı ve misilleme tarifeleri tarım sektörünü vurdu. Çiftçiler, federal hükümetten aldıkları sübvansiyonlarla ayakta kalmaya çalıştı. Ticaret açığı ise beklenenin aksine azalmadı; 2019'da 616 milyar dolarla rekor kırdı. Bu tablo, Trump'ın "kolayca kazanılacak" dediği ticaret savaşının sanıldığı kadar basit olmadığını gösterdi.
Öte yandan, ticaret savaşlarından en çok etkilenenler arasında Amerikalı tüketiciler yer aldı. Gümrük vergileri, ithal ürünlerin fiyatlarını artırarak enflasyonu körükledi. Özellikle elektronik eşya ve giyim gibi tüketim mallarında fiyat artışları hissedildi. Bu durum, orta ve düşük gelirli ailelerin alım gücünü zayıflattı.
Küresel Boyut ve Gelecek Perspektifi
Trumponomics, sadece ABD içinde değil, küresel ekonomide de yankı uyandırdı. ABD'nin Paris İklim Anlaşması'ndan çekilmesi ve çok taraflı kurumlara yönelik eleştirileri, uluslararası ekonomik işbirliğini zayıflattı. Doların güçlenmesi, gelişmekte olan ülkelerin borç yükünü artırdı. Trump'ın vergi indirimleri ve teşvikleri, küresel sermaye akımlarını ABD'ye yönlendirerek diğer ekonomiler üzerinde baskı oluşturdu. Ancak bu politikaların uzun vadeli sürdürülebilirliği tartışmalı. Artan bütçe açığı ve borç yükü, gelecek nesillere ağır bir miras bırakabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin ekonomi politikaları, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeleri doğrudan etkiliyor. Trump döneminde yaşanan ticaret savaşları ve küresel tedarik zinciri sorunları, Türkiye'nin ihracat pazarlarında dalgalanmalara yol açtı. Doların güçlenmesi, TL üzerinde baskı oluşturarak dış borç maliyetlerini artırdı. Öte yandan, ABD-Çin ticaret savaşı, Türkiye'nin bazı sektörlerde alternatif pazar bulmasına imkan tanıdı. Ancak genel olarak, Trumponomics'in korumacı eğilimleri, küresel ticaretin kurallarını sarstı ve Türkiye gibi ülkeler için belirsizlik ortamı yarattı. Türkiye, bu dönemde ekonomik istikrarını korumak için çeşitlendirilmiş dış politikalar izlemek zorunda kaldı.