ABD Başkanı Donald Trump, başkanlık kararnameleriyle federal kurumlarda çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılık (DEI) programlarını kaldırıp 'renk körü' bir toplum idealini savunurken, geçtiğimiz hafta yayınlanan Patriot Oyunları adlı özel televizyon programında azınlık gruplara açıkça kontenjan tanıdığı ortaya çıktı. Bu durum, Trump yönetiminin 'eşitlik' söylemiyle uygulamaları arasındaki çelişkiyi bir kez daha gözler önüne serdi. Beyaz Saray'ın yayınladığı programda, farklı etnik kökenlerden yarışmacıların devlet kurumlarında istihdam edileceği ve bu kişilerin 'vatanseverlik' adına ödüllendirileceği belirtildi. Bu hamle, eleştirmenler tarafından 'ikiyüzlülük' olarak nitelendirilirken, Trump'ın kendi seçmen tabanına yönelik bir jest yaptığı yorumları yapılıyor.
Gelişmenin Arka Planı
ABD'de uzun yıllardır devam eden olumlu ayrımcılık (affirmative action) tartışmaları, Trump'ın başkanlığı döneminde yeni bir boyut kazandı. 2020 yılında yayınlanan bir idari emirle federal yüklenicilerin çeşitlilik eğitim programları yasaklanmış, 2023'te ise Yüksek Mahkeme'nin Harvard ve North Carolina Üniversitesi'ndeki ırk temelli kabulleri anayasaya aykırı bulmasıyla birlikte eğitimde de bu uygulamalar kaldırılmıştı. Trump, bu kararları 'tarihi bir zafer' olarak nitelendirmiş ve 'liyakat sistemine dönüş' vurgusu yapmıştı. Ancak Patriot Oyunları programında, FBI, CIA, Pentagon ve diğer devlet kurumlarında çalışacak kişilerin seçiminde etnik kökenin belirleyici olduğu açıklandı. Programda, 'azınlık topluluklardan gelen vatanseverlerin' devlete hizmet etmesinin teşvik edilmesi gerektiği ifade edilirken, bu kişilere öncelik verileceği belirtildi. Bu açıklama, Trump'ın daha önceki 'renk körü' politikalarıyla taban tabana zıt bir görüntü çiziyor.
Beyaz Saray sözcüsü yaptığı açıklamada, Patriot Oyunları'nın 'ülkeye hizmet etmiş tüm vatandaşları onurlandırmayı' amaçladığını ve bu programın ayrımcılık yapmadığını, aksine 'dezavantajlı' gruplara fırsat sağladığını savundu. Ancak bu açıklamalar, sivil toplum örgütleri ve hukukçular tarafından ciddi şüpheyle karşılandı. Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği (ACLU) yetkilileri, 'Bu uygulama, başkanın daha önce imzaladığı tüm eşitlik karşıtı kararnamelerle çelişmektedir. Kendi seçmenine göz kırparken, anayasal eşitlik ilkesini hiçe sayıyor' şeklinde tepki gösterdi. Uzmanlar, bu hamlenin Trump'ın 2024 seçimlerine yönelik bir strateji olduğunu ve özellikle Afro-Amerikan ve Hispanik seçmenlere yönelik bir mesaj içerdiğini belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu olay, yalnızca ABD iç siyasetini değil, aynı zamanda küresel düzeyde demokrasi ve eşitlik tartışmalarını da etkileme potansiyeli taşıyor. Trump yönetiminin bu ikiyüzlü tutumu, otoriter rejimlerin 'vatanseverlik' söylemiyle ayrımcı politikalar uygulamasına örnek olarak gösterilebilir. Özellikle Avrupa'da yükselen sağ popülizm, benzer şekilde ulusal kimlik etrafında ayrımcı uygulamaları meşrulaştırmaya çalışıyor. Macaristan Başbakanı Viktor Orban'ın 'etnik temizlik' olarak yorumlanan göç karşıtı politikaları, Trump'ın bu hamlesiyle paralellik gösteriyor. Öte yandan, Çin gibi ülkelerde uygulanan azınlık politikaları da uluslararası toplum tarafından eleştirilirken, ABD'nin bu durumu Batılı değerlerle çelişiyor.
Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü, bu tür uygulamaların toplumsal ayrışmayı derinleştirebileceği ve azınlık grupların marjinalleşmesine yol açabileceği konusunda uyarıyor. Ayrıca, bu gelişmenin BM İnsan Hakları Konseyi'nde ABD'ye yönelik eleştirileri artırması bekleniyor. Özellikle küresel medya, Trump'ın bu çelişkili söylemini geniş şekilde yansıtarak, ABD'nin demokratik kurumlarının itibarını zedeleyebilecek yorumlar yapıyor. Bu durum, ABD'nin müttefikleri nezdindeki güvenilirliğini de etkileyebilir; zira, eşitlik ve ayrımcılık karşıtı politikalar, Batı ittifakının ortak değerleri arasında yer alıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin ABD'ye yönelik dış politika değerlendirmelerinde dikkate alması gereken bir sürece işaret ediyor. Türkiye, uzun yıllardır ABD'nin özellikle PKK/PYD'ye verdiği destek nedeniyle bu ülkeye karşı güven sorunu yaşıyor. Trump yönetiminin çelişkili politikaları, Türk kamuoyunda ABD'nin orta doğudaki istikrarsızlık yaratıcı tutumunu pekiştiren bir örnek olarak sunulabilir. Bununla birlikte, Türkiye'nin kendi içinde de azınlık hakları ve eşitlik konularında eleştirilerle karşı karşıya olduğu iddiaları göz önüne alındığında, Ankara'nın bu tür tartışmalara temkinli yaklaşması beklenir. Bölgesel etki açısından, ABD'deki bu tür politik belirsizlikler, Türkiye'nin bağımsız dış politika hamlelerini meşrulaştırmasına katkı sağlayabilir. Zira, Ankara, Batı'nın çifte standardını vurgulayarak kendi güvenlik önceliklerine odaklanabilir.