Eski ABD Başkanı Donald Trump, Kasım ayındaki ara seçimler öncesinde Kongre'deki Cumhuriyetçi çoğunluğu korumaya çalışırken, başarısızlıkları için günah keçisi arama alışkanlığını yeni bir boyuta taşıyor. Trump son haftalarda, Washington'daki Reflecting Pool'un (Yansıma Havuzu) kurumasından İran'daki gerilime ve yükselen enflasyona kadar her konuda suçlayacak birini buluyor. Bu tutum, hem Cumhuriyetçi Parti içinde hem de ulusal kamuoyunda tartışma yaratıyor.
Gelişmenin arka planı
Trump'ın başkanlık döneminden bu yana devam eden suçlama eğilimi, özellikle ara seçimlerde partisinin performansına odaklandığı şu sıralar daha da belirginleşti. Örneğin, geçtiğimiz günlerde Washington'da tarihi bir gölet olan Reflecting Pool'un kuruyarak çamura dönüşmesi üzerine Trump, bu durumdan Başkan Joe Biden yönetimini sorumlu tuttu. Oysa göletin bakımı federal hükümetin sorumluluğunda ve maliyetli bir yenileme projesi 2021'de başlamıştı. Trump'ın bu çıkışı, sosyal medyada alay konusu olurken, siyaset bilimciler bunun seçmenleri etkilemekten çok Trump'ın kişisel tarzını yansıttığını belirtiyor.
İran'a yönelik sert söylemleriyle bilinen Trump, son dönemde İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini artırmasına rağmen, bu konuda kendi başkanlık döneminde İran'la imzalanan nükleer anlaşmadan çekilmesinin etkilerini görmezden gelerek, mevcut yönetimi zayıf olmakla suçluyor. Ayrıca, ABD'de 40 yılın en yüksek seviyesine ulaşan enflasyonun sorumlusu olarak Biden'ın teşvik paketlerini ve Federal Rezerv'in para politikasını işaret ediyor. Ancak ekonomistler, enflasyonun küresel bir olgu olduğuna ve pandemi sonrası tedarik zinciri sorunlarının bu durumda etkili olduğuna dikkat çekiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Trump'ın suçlama oyunu, ABD iç siyasetinin ötesinde, uluslararası arenada yansımalar yaratıyor. Özellikle İran konusundaki söylemleri, Tahran yönetimini müzakere masasından uzaklaştırarak bölgede tansiyonu artırabilir. Benzer şekilde, Trump'ın NATO ve Avrupa müttefikleri hakkındaki eleştirileri, transatlantik ilişkileri zedeleyen bir faktör olarak öne çıkıyor. Öte yandan, enflasyon suçlamaları, merkez bankalarının bağımsızlığına yönelik bir tehdit olarak algılanabilir; zira Trump, Federal Rezerv Başkanı Jerome Powell'i faiz artırımları nedeniyle defalarca eleştirmişti. Bu durum, piyasalarda belirsizlik yaratırken, ABD'nin küresel ekonomideki istikrar rolüne gölge düşürüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye açısından öncelikle ABD'nin iç politikasındaki kutuplaşmanın, dış politikada öngörülemezlik yaratabileceğini gösteriyor. Özellikle İran politikasındaki söylemler, Suriye ve Irak'taki gelişmeleri etkileyerek bölgesel istikrarı doğrudan ilgilendiriyor. Türkiye'nin ABD ile ilişkilerinde zaten yaşanan gerilimler, Trump'ın olası bir yeniden başkanlık durumunda müttefiklik ilişkilerini daha da zorlaştırabilir; ancak mevcut durumda Biden yönetimiyle ilişkilerin yumuşama sinyalleri verdiği görülüyor. Yine de ABD'deki siyasi istikrarsızlık, küresel ekonomik dalgalanmalar yoluyla Türkiye ekonomisini olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle Türk karar alıcıların, ABD seçim sürecindeki gelişmeleri yakından takip etmesi gerekiyor.