ABD Başkanı Donald Trump'ın onay oranları, dini gruplar arasında belirgin bir şekilde farklılaşıyor. Son anketlere göre, yeniden doğan Protestanlar (born-again) arasında Trump'a destek artarken, Katolik seçmenler arasında onay oranı düşüş gösterdi. Bu eğilim, 2024 başkanlık seçimleri öncesinde Trump'ın tabanındaki dini dinamikleri yeniden şekillendiriyor ve siyasi stratejistlerin dikkatini çekiyor.
Gelişmenin arka planı
Anket verilerine göre, yeniden doğan Protestanlar arasında Trump'ın onay oranı son birkaç ayda yaklaşık 5 puan artarak yüzde 78'e ulaştı. Bu grup, Trump'ın en sadık destekçileri arasında yer alıyor ve özellikle kürtaj karşıtı politikalar, dini özgürlükler ve muhafazakar yargı atamaları konusundaki performansını olumlu değerlendiriyor. Öte yandan, Katolikler arasında onay oranı yüzde 45'ten yüzde 39'a geriledi. Bu düşüşte, Başkan'ın göçmenlik politikaları ve sosyal programlara yönelik tutumunun etkili olduğu belirtiliyor.
Uzmanlar, bu farklılaşmanın nedenlerini analiz ederken, Protestan evangeliklerin Trump'ı 'dini özgürlüklerin savunucusu' olarak gördüğünü, buna karşılık Katoliklerin ise özellikle Latin kökenli Katoliklerin göçmen politikaları nedeniyle hayal kırıklığına uğradığını vurguluyor. Ayrıca, Katolik Kilisesi'nin sosyal adalet öğretileri ile Trump'ın bazı politikaları arasındaki çelişki de bu düşüşte rol oynuyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu anket sonuçları, yalnızca ABD iç siyasetini etkilemekle kalmıyor, aynı zamanda küresel kamuoyunda da yankı buluyor. Özellikle Avrupa'da ve Latin Amerika'da, dini liderler ve siyasi analistler, ABD'deki dini grupların siyasi davranışlarını yakından takip ediyor. Trump'ın onay oranlarındaki bu değişim, uluslararası arenada ABD'nin dini özgürlükler konusundaki duruşunun algılanmasını da etkileyebilir. Ayrıca, bu gelişme, ABD'nin müttefikleriyle ilişkilerinde dini değerlerin önemini bir kez daha ön plana çıkarıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki dini gruplar arasındaki bu onay oranı değişimi, Türkiye açısından dolaylı ancak önemli bir gelişme olarak değerlendirilebilir. Türkiye, ABD ile ilişkilerinde özellikle Fethullah Gülen'in iadesi, Suriye politikası ve silah satışı konularında çeşitli anlaşmazlıklar yaşıyor. Trump'ın dini gruplar arasındaki desteğini korumaya yönelik politikaları, ABD'nin Ortadoğu'daki müttefiklik ilişkilerini ve İslam dünyasına yönelik tutumunu etkileyebilir. Ayrıca, evangeliklerin İsrail yanlısı tutumunun güçlenmesi, bölgedeki dengeleri değiştirebilir. Türkiye'nin bu gelişmeleri yakından izlemesi ve bölgesel politikalarını bu dinamiklere göre şekillendirmesi gerekiyor.