ABD Başkanı Donald Trump'ın onay oranı, son anketlere göre beş kritik seçmen grubunda belirgin bir değişim gösteriyor. Beyaz Saray Sözcüsü, Başkan'ın 'yalnızca Amerika'da değil, dünya genelinde tarihi ilerlemeler kaydettiğini' belirterek, bu değişimin Başkan'ın politikalarına olan güvenin bir yansıması olduğunu savundu. Ancak uzmanlar, bu değişimin yaklaşan ara seçimler öncesinde Cumhuriyetçiler için hem fırsat hem de risk oluşturduğuna dikkat çekiyor.
Anketlerdeki Son Durum ve Beş Kritik Grup
Son kamuoyu yoklamaları, Trump'ın onay oranının özellikle beş seçmen grubunda farklılaştığını ortaya koyuyor: banliyö kadınları, bağımsız seçmenler, Latin kökenli Amerikalılar, genç seçmenler ve kırsal kesimdeki beyaz erkekler. Banliyö kadınları arasında onay oranı geçen yıla göre 5 puan artarak yüzde 38'e ulaşırken, bağımsız seçmenlerde 4 puanlık bir artışla yüzde 44'e yükseldi. Latin kökenli seçmenlerde ise onay oranı yüzde 32'ye gerileyerek 2020 seçimlerinden bu yana en düşük seviyeye indi.
Genç seçmenler (18-29 yaş) arasında onay oranı yüzde 28'de kalmış durumda; bu grup, ekonomik kaygılar ve iklim değişikliği politikaları nedeniyle Başkan'a mesafeli. Kırsal kesimdeki beyaz erkekler ise Trump'ın en sadık destekçileri olmaya devam ediyor; bu grupta onay oranı yüzde 62 gibi yüksek bir seviyede seyrediyor.
Beyaz Saray Sözcüsü yaptığı açıklamada, 'Başkan Trump, Amerikan halkının çıkarlarını her şeyin üzerinde tutmuştur. Enerji bağımsızlığından güçlü ekonomiye, sınır güvenliğinden adil ticaret anlaşmalarına kadar attığı adımlar, bu anketlerdeki olumlu hareketlenmeyi doğrulamaktadır' ifadelerini kullandı. Ancak Demokratlar, bu verilerin seçim dönemindeki genel tabloyu yansıtmadığını savunarak, Başkan'ın özellikle sağlık hizmetleri ve iklim konularındaki politikalarının halk nezdinde karşılık bulmadığını öne sürüyor.
Siyasi Yansımalar ve Yaklaşan Ara Seçimler
Bu anket sonuçları, 2022 yılının sonunda yapılacak ara seçimler öncesinde kritik bir önem taşıyor. Tarihsel olarak, iktidardaki partinin ara seçimlerde kayıp yaşaması beklenirken, Trump'ın özellikle banliyö kadınları ve bağımsız seçmenlerdeki onay oranındaki artış, Cumhuriyetçilerin Kongre'deki çoğunluğu koruma şansını artırabilir. Öte yandan, Latin kökenli seçmenlerdeki düşüş, Cumhuriyetçilerin bu önemli demografik grupta uzun vadeli bir erozyon yaşadığına işaret ediyor.
Uzmanlar, bu değişimlerin tek başına Başkan'ın popülaritesindeki bir artıştan ziyade, belirli politika önceliklerinin (ekonomi, göç) bazı gruplarda karşılık bulmasından kaynaklandığını belirtiyor. Örneğin, bağımsız seçmenlerin onay oranındaki artış, Trump'ın ticaret politikaları ve Çin'e karşı izlediği sert tutumun etkisiyle açıklanabilirken, genç seçmenler arasındaki düşük oran, iklim değişikliği konusundaki adımların yetersiz bulunmasına bağlanıyor. Bu durum, Başkan'ın seçim stratejisini yeniden gözden geçirmesine neden olabilir; Beyaz Saray'ın, özellikle gençlere yönelik çevre projeleri ve Latin toplumuna ulaşacak programlar üzerinde çalıştığı kulislerde konuşuluyor.
Küresel Perspektif ve Uluslararası Tepkiler
Trump'ın onay oranındaki bu değişim, uluslararası kamuoyu tarafından da dikkatle izleniyor. Özellikle Avrupa, Çin ve Rusya, Trump yönetiminin politikalarındaki olası değişimleri öngörebilmek için bu anketleri yakından takip ediyor. Beyaz Saray Sözcüsü'nün 'yalnızca Amerika'da değil, dünya genelinde tarihi ilerlemeler' ifadesi, Başkan'ın küresel sahnedeki duruşunun bir yansıması olarak yorumlanıyor.
Asya-Pasifik bölgesinde, Trump'ın Çin'e yönelik sert ticaret politikaları onay oranını olumlu etkilerken, Avrupa'daki geleneksel müttefiklerle yaşanan gerginlikler (örneğin NATO harcamaları ve İran nükleer anlaşmasından çekilme) bazı Avrupalı liderlerin endişelerini artırıyor. Öte yandan, Orta Doğu'da İsrail ile yakın ilişkiler ve İbrahim Anlaşmaları, bölgedeki bazı ülkelerle yeni iş birliklerinin önünü açarken, İran ile gerginliğin devam ettiği görülüyor. Bu durum, ABD'nin küresel liderlik rolünü yeniden tanımlama çabasının bir parçası olarak okuyanlar da var.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Trump'ın onay oranındaki değişim, Türkiye-ABD ilişkileri açısından dolaylı ancak önemli etkiler barındırıyor. Özellikle bağımsız seçmenler ve ekonomik odaklı politikaların öne çıkması, ABD'nin Türkiye ile ticaret hacmini artırma ve NATO içindeki dayanışmayı güçlendirme yönündeki adımlarını etkileyebilir. Öte yandan, yaklaşan ara seçimlerde Başkan'ın pozisyonunu güçlendirmesi, Kongre'deki Türkiye karşıtı yasaların (örneğin yaptırımlar) geçme ihtimalini artırabilir veya azaltabilir. Türkiye'nin bölgesel politikaları (Doğu Akdeniz, Suriye) açısından, ABD yönetiminin onay oranına endeksli dış politika hamleleri, Ankara'nın manevra alanını şekillendirebilir. Genel olarak, bu gelişme Türkiye'nin Washington ile ilişkilerinde dengeli ve öngörülebilir bir dönemin süreceğine işaret ediyor.