ABD Başkanı Donald Trump'ın ateşkes ilanından bir gün bile geçmeden, İsrail ve Lübnan Hizbullah'ı arasında karşılıklı saldırılar yeniden başladı. Trump, Pazartesi günü yaptığı açıklamada “tarihi bir anlaşma” olarak nitelendirdiği ateşkesin yürürlüğe girdiğini duyurmuştu ancak kısa süre içinde taraflar birbirlerini anlaşmayı ihlal etmekle suçladı. İsrail ordusu, kuzeydeki yerleşimlere düzenlenen Hizbullah roket saldırılarına karşılık olarak Lübnan'ın güneyindeki hedefleri vurduğunu açıkladı. Hizbullah ise İsrail'in dron saldırıları düzenlediğini ve ateşkes hükümlerini ihlal ettiğini iddia etti. Çatışmaların, özellikle sivil kayıpların yaşandığı Beyrut'un güney banliyölerinde ve güney Lübnan'da yoğunlaştığı bildiriliyor.
Gelişmenin Arka Planı: Trump Ateşkesi Nasıl Çöktü?
Başkan Trump, Beyaz Saray'da yaptığı sürpriz bir açıklamayla İsrail ve Hizbullah arasında ateşkes sağlandığını ve çatışmaların derhal durdurulması konusunda mutabakata varıldığını duyurdu. Anlaşmanın ABD'nin arabuluculuğunda, Fransa ve diğer Avrupa ülkelerinin desteğiyle müzakere edildiği iddia edildi. Ancak ateşkesin yürürlüğe girmesinden saatler sonra, İsrail savaş uçakları Lübnan'ın güneyindeki Hizbullah hedeflerine hava saldırıları düzenledi. İsrail ordusu, saldırının Hizbullah tarafından İsrail topraklarına atılan roketlere misilleme olduğunu belirtti. Hizbullah ise İsrail'in daha önce bir dron saldırısı düzenlediğini, bu saldırıda üç sivilin hayatını kaybettiğini ve çatışmaların bu nedenle yeniden başladığını savundu. Her iki taraf da anlaşmanın başlangıçta kendi lehlerine olduğunu iddia etse de, uygulamada bir türlü istikrar sağlanamadı. Bölgedeki analistler, ateşkesin çökmeye mahkûm olduğunu çünkü taraflar arasında güven eksikliği ve uzlaşma için gerçek bir irade bulunmadığını dile getiriyor.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Trump'ın duyurusundan hemen sonra “ateşkesin yalnızca kısa bir ara” olduğunu ima eden açıklamalar yapmıştı. Netanyahu, Hizbullah'ın silahsızlandırılmaması halinde operasyonların yeniden başlayacağını belirtmişti. Hizbullah lideri Hasan Nasrallah ise ateşkesi “düşmanın zayıflığının bir göstergesi” olarak yorumlamış ancak hareketin hedeflerine ulaşana kadar savaşa devam edeceğini söylemişti. Bu açıklamalar, anlaşmanın ne kadar kırılgan olduğunu gözler önüne seriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Ateşkesin Çöküşü Bölgeyi Etkiliyor
Ateşkesin bir günde çökmesi, bölgesel istikrar için ciddi bir darbe anlamı taşıyor. Lübnan, İsrail'in saldırıları ve Hizbullah'ın misillemeleri arasında yeniden savaş alanına dönüşme riskiyle karşı karşıya. Lübnan hükümeti, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği'ne acil yardım çağrısı yaparken, sivil kayıpların arttığı ve yüz binlerce insanın yerinden edildiği belirtiliyor. Ekonomi de büyük darbe aldı; Lübnan lirası rekor seviyede değer kaybederken, ülkenin zaten kırılgan olan altyapısı tamamen çökme noktasına geldi. Öte yandan İsrail, kuzey sınırında güvenliği sağlamak için daha yoğun bir kara harekâtı düzenleyebileceği sinyalleri veriyor. Bu durum, İsrail ile İran arasında daha geniş bir çatışmayı tetikleme potansiyeli taşıyor; çünkü Hizbullah, İran'ın en güçlü vekil gücü olarak kabul ediliyor.
ABD ise ateşkesin başarısız olmasıyla birlikte Orta Doğu'daki diplomatik prestijini kaybetti. Trump yönetimi, anlaşmayı müzakere ederken büyük bir siyasi yatırım yapmıştı ancak gerçekçi olmayan bir iyimserlikle hareket ettiği eleştirileri alıyor. Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler, acil bir şekilde yeni bir ateşkes çağrısı yaparken, Rusya ve Çin de tansiyonun düşürülmesi için devreye girmeye çalışıyor. Bölge, bir kez daha kalıcı barışın mümkün olup olmadığı sorusuyla karşı karşıya.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Lübnan'daki bu gelişme, Türkiye'nin Orta Doğu'daki güvenlik ve dış politika çıkarlarını doğrudan ilgilendiriyor. Türkiye, Lübnan'da yaşanan insani krizin büyümesi ve çatışmaların sınıra dayanması halinde yeni bir mülteci dalgasıyla karşı karşıya kalabilir. Ayrıca bölgedeki istikrarsızlık, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji çıkarlarını da tehdit etmektedir. Türkiye, geçmişte hem İsrail hem de Hizbullah ile bir dizi temas kurmuş, ancak son dönemde İsrail'le ilişkileri germiştir. Bu nedenle Türkiye'nin, ateşkesin kalıcı olması ve sivil kayıpların durması için BM ve diğer aktörlerle iş birliği yapması beklenmektedir. Ankara, bölgede nüfuz mücadelesi veren İran ve Suudi Arabistan gibi aktörlerle dengeli bir yaklaşım izlemek durumundadır.