ABD Başkanı Donald Trump, İran ile vardığı anlaşmanın selefi Barack Obama'nın 2015 yılında imzaladığı anlaşmadan çok daha üstün olduğunu savunurken, eleştirmenler şu ana kadar çok az şey elde edildiğini belirtiyor. Trump yönetimi, İran'ın nükleer programına ilişkin yeni bir mutabakat sağladığını duyurdu. Ancak uzmanlar, bu anlaşmanın kapsamı ve etkileri konusunda farklı görüşlere sahip. İşte iki anlaşma arasındaki temel farklar ve benzerlikler.
Anlaşmaların Arka Planı
Obama döneminde 2015 yılında imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı (JCPOA), İran'ın nükleer programını sınırlandırması karşılığında uluslararası yaptırımların kaldırılmasını öngörüyordu. Anlaşmaya ABD, Rusya, Çin, Fransa, İngiltere ve Almanya taraf oldu. Trump ise 2018'de bu anlaşmadan çekilerek 'maksimum baskı' politikası uyguladı. Şimdi ise yeni bir anlaşma masada. Trump'ın anlaşması Obama'nınkinden daha sıkı koşullar içerdiği iddia edilse de henüz nükleer altyapıyı tamamen durdurma gibi bir taahhüt bulunmuyor.
Trump yönetimi, yeni anlaşmanın İran'ın balistik füze programını da kapsadığını öne sürüyor. Obama anlaşması bu konuyu dışarıda bırakmıştı. Ayrıca Trump, İran'ın bölgesel müdahalelerine karşı daha sert bir tutum izlediğini belirtiyor. Ancak İranlı yetkililer, füze programının müzakere edilemez olduğunu sık sık dile getiriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişme Ortadoğu'da önemli yankılar uyandırdı. Suudi Arabistan ve İsrail, Trump'ın anlaşmasını memnuniyetle karşılarken, Avrupalı müttefikler Obama anlaşmasına daha sıcak bakıyor. Avrupa Birliği, JCPOA'yı hala geçerli sayıyor ve Trump'ın tek taraflı adımlarını eleştiriyor. Küresel enerji piyasaları, İran'ın tekrar yaptırımlardan kurtulması durumunda petrol arzının artabileceğini fiyatlıyor. Uzmanlar, anlaşmanın tam metninin henüz kamuoyuyla paylaşılmaması nedeniyle şeffaflık eksikliği olduğunu vurguluyor.
İran tarafı ise anlaşmayı bir zafer olarak sunuyor. Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, 'Diplomasi yine kazandı' dedi. Ancak muhafazakarlar, ABD'ye güvenilmemesi gerektiğini savunuyor. Öte yandan Trump'ın anlaşması, 2020 seçimleri öncesinde dış politika zaferi arayışı olarak da yorumlanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile komşu olması ve enerji bağımlılığı nedeniyle bu anlaşmadan doğrudan etkileniyor. Yeni anlaşma, İran'a yönelik yaptırımların hafiflemesi durumunda Türkiye'nin doğalgaz ve petrol ticaretinde rahatlama sağlayabilir. Ancak ABD ile İran arasında olası bir gerilim, bölgesel güvenliği tehdit edebilir. Türkiye, hem ABD ile stratejik ilişkilerini hem de İran ile sınır güvenliğini dengelemek zorunda. Anlaşmanın süresi ve yaptırımların akıbeti, Türkiye'nin enerji politikası ve bölgesel istikrar açısından kritik önemde.