ABD Başkanı Donald Trump'ın öncülüğünde kurulan ve Gazze'de ateşkesin sağlanmasının ardından bir yıl geçmesine rağmen, Barış Konseyi'nin kalıcı barışı tesis etme çabaları analistler tarafından başarısız olarak nitelendiriliyor. Konsey, Gazze'deki çatışmaların sona erdirilmesi ve bölgesel istikrarın sağlanması amacıyla oluşturulmuştu. Ancak geçen süre zarfında, özellikle insani yardımların ulaştırılması ve yeniden inşa süreçlerinde somut adımlar atılamadığı belirtiliyor.
Barış Konseyi'nin kuruluşu ve hedefleri
Trump yönetimi, 2020 yılında İbrahim Anlaşmaları'nın ardından Orta Doğu'da kapsamlı bir barış planı geliştirme vaadiyle Barış Konseyi'ni hayata geçirmişti. Konsey, İsrail ile Arap ülkeleri arasındaki ilişkilerin normalleşmesini genişletmeyi ve Filistinliler için ekonomik kalkınma sağlamayı amaçlıyordu. Gazze'deki ateşkes anlaşması, Mayıs 2021'deki 11 günlük çatışmaların ardından Mısır ve Katar'ın arabuluculuğuyla sağlanmıştı. Trump, anlaşmayı 'büyük bir başarı' olarak sunmuş ve Barış Konseyi'nin bölgede kalıcı barışın teminatı olacağını iddia etmişti.
Ancak bir yıl sonra tablo pek de parlak değil. Konsey, Gazze'de yeniden inşa çalışmalarını finanse etmek için vaat edilen milyarlarca doları bir araya getiremedi. Uluslararası toplumdan gelen yardımlar sınırlı kaldı ve Konsey'in koordinasyon eksikliği, projelerin hayata geçirilmesini engelledi. Analistler, Konsey'in daha çok sembolik bir yapı olarak kaldığını ve sahadaki gerçekleri değiştirecek güce sahip olmadığını vurguluyor.
Uzmanlar: 'Başarısız bir girişim'
Orta Doğu uzmanları, Barış Konseyi'nin bir yıllık performansını değerlendirirken, özellikle Filistin-İsrail çatışmasının kökenlerine inmeden kalıcı barışın sağlanamayacağını belirtiyor. Washington merkezli düşünce kuruluşu Middle East Institute'tan bir analist, 'Konsey, Filistinlilerin temel haklarını ve İsrail'in güvenlik endişelerini dengeleyecek bir siyasi vizyon ortaya koyamadı. Sadece ekonomik teşviklerle barış inşa edilemez' değerlendirmesinde bulundu.
Öte yandan, Konsey'in Gazze'deki insani durumu iyileştirme çabaları da yetersiz kaldı. Birleşmiş Milletler raporlarına göre, Gazze'de işsizlik oranı %50'nin üzerinde seyrediyor ve nüfusun büyük bir kısmı insani yardıma muhtaç. Konsey'in girişimleri, bu sorunları çözmekte yetersiz kaldı. Ayrıca, Mayıs 2021'deki ateşkese rağmen ara ara şiddet olayları yaşanıyor ve taraflar arasında güven tesis edilemiyor.
Trump yönetiminin bölgeye yönelik ilgisinin azalması da Konsey'in etkinliğini zayıflattı. ABD'nin iç politikadaki öncelikleri ve Konsey'e ayrılan kaynakların sınırlı olması, kurumun işlevselliğini olumsuz etkiledi. Diplomatik kaynaklar, Konsey toplantılarının seyrek yapıldığını ve somut kararlar alınamadığını aktarıyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Barış Konseyi'nin etkisizliği, Orta Doğu'daki güç dengelerini de etkiliyor. Bölge ülkeleri, ABD'nin arabuluculuk rolüne olan güvenlerini yitirirken, Rusya ve Çin gibi aktörler bölgede nüfuzlarını artırma fırsatı buluyor. Mısır ve Katar gibi arabulucu ülkeler, ateşkesin sürdürülmesi için çaba harcasa da, kalıcı bir çözüm için uluslararası toplumun daha fazla sorumluluk alması gerekiyor.
Avrupa Birliği, Konsey'in çalışmalarını yakından takip ederken, insani yardımların artırılması çağrısında bulunuyor. Ancak AB içinde de Filistin meselesine yaklaşımda görüş ayrılıkları bulunuyor. Bazı üye ülkeler, İsrail'e yönelik eleştirilerini sertleştirirken, diğerleri ekonomik iş birliğini önceliklendiriyor.
Uluslararası Kızılhaç Komitesi ve diğer yardım kuruluşları, Gazze'deki insani krizin derinleştiği uyarısında bulunuyor. Konsey'in bu alandaki koordinasyon eksikliği, yardımların etkin dağıtımını da engelliyor. Bölgede kalıcı barış için sadece ateşkesin değil, siyasi bir çözümün de şart olduğu vurgulanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Barış Konseyi'nin etkisizliğini, Filistin davasına verdiği desteğin haklılığını teyit eden bir gelişme olarak görüyor. Ankara, Filistinlilerin haklarının korunması ve iki devletli çözümün hayata geçirilmesi için uluslararası platformlarda aktif diplomasi yürütüyor. Konsey'in başarısızlığı, Türkiye'nin bölgede arabuluculuk rolünü güçlendirebilir; zira Ankara, hem İsrail hem de Hamas ile diyalog kanallarını açık tutan nadir aktörlerden biri. Öte yandan, Gazze'deki istikrarsızlık, Doğu Akdeniz'deki enerji denkleminden Türkiye'nin güvenlik endişelerine kadar geniş bir yelpazede etkisini gösteriyor. Türkiye, insani yardımların artırılması ve bölgesel istikrarın sağlanması için Konsey'in daha etkin çalışması gerektiğini savunuyor. Bu durum, Türkiye'nin bölgesel barış ve güvenlik mimarisindeki kritik rolünü bir kez daha ortaya koyuyor.