Janeese Lewis George, ABD’nin başkenti Washington DC’de yapılacak belediye başkanlığı ön seçimlerinde zafer kazanmaya hazırlanıyor. Demokratik Sosyalistler eğilimli siyasetçi, New York’ta Zohran Mamdani’nin başlattığı yeni dalganın bir parçası olarak görülüyor. George, mevcut belediye başkanı Muriel Bowser’ı zorlarken, kampanyasını işçi hakları, uygun fiyatlı konut ve polis reformu üzerine inşa ediyor. Kazanması halinde, ABD’nin başkentinde sosyalist bir yönetim anlayışı hakim olabilir.
Gelişmenin arka planı: Sosyalist dalga başkente mi dayandı?
Janeese Lewis George, 2025 yılında yapılacak DC belediye başkanlığı seçimlerinde Demokrat Parti ön seçimine katılıyor. 37 yaşındaki eski savcı, 2020’de şehir meclisine seçilmiş ve kısa sürede ilerici kesimin umudu haline gelmişti. George’un kampanyası, 2018’de New York’ta Zohran Mamdani’nin başarısıyla güçlenen demokratik sosyalist hareketin bir uzantısı olarak değerlendiriliyor. Mamdani, New York Eyalet Meclisi’ne seçilerek ülke çapında dikkat çekmişti. Şimdi aynı rüzgar DC’de esiyor. George, kampanyasında sağlık hizmetlerini herkese garanti altına alma, toplu taşımayı ücretsiz yapma ve büyük şirketlere yönelik vergileri artırma vaatlerinde bulunuyor.
George’un yükselişi, özellikle genç seçmenler ve düşük gelirli aileler arasında büyük destek buluyor. Kentin artan yaşam maliyeti ve kiralar, Bowser yönetimine duyulan memnuniyetsizliği körüklüyor. George, konut krizini çözmek için kira denetimini sıkılaştırma ve sosyal konut projelerini genişletme sözü veriyor. Ayrıca polis bütçesini azaltma ve kaynakları sosyal hizmetlere yönlendirme planı, bazı çevrelerde tartışma yaratsa da ilerici seçmenlerin desteğini almasını sağlıyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Washington’un değişen yüzü
Washington DC, ABD’nin başkenti olarak ulusal sembolik öneme sahip. Burada sosyalist bir belediye başkanının seçilmesi, tüm ülkede yankı uyandırır. Özellikle Donald Trump’ın başkanlık döneminde “derin devlet” ve “sosyalizm” söylemleriyle anılan kentin, Trump’ın “arka bahçesinde” sosyalist bir yöneticiye kavuşması büyük bir siyasi mesaj olur. Ayrıca DC’nin eyalet statüsü kazanma mücadelesi de bu seçimle yeniden gündeme gelebilir. George’un zaferi, ilerici hareketin ulusal düzeyde güç kazandığını gösterebilir.
Küresel olarak, demokratik sosyalist hareket Avrupa’da da yükselişte. İspanya’da Podemos, Birleşik Krallık’ta Jeremy Corbyn ve Almanya’da Sol Parti benzer akımları temsil ediyor. George’un başarısı, bu akımın ABD’de de kalıcı olma potansiyelini ortaya koyacak. Uzmanlar, eğer George ön seçimi kazanırsa, Kasım 2025’teki genel seçimde de favori olacağını belirtiyor. Bu durum, ABD’de sosyalist politikaların ana akıma yerleşmesi açısından kritik bir dönemeç olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişmenin Türkiye’ye doğrudan bir etkisi olmasa da küresel sosyalist dalganın yükselişi, Türkiye’deki sol partiler ve siyaset üzerinde dolaylı etkiler yaratabilir. ABD başkentinde sosyalist bir yönetimin kurulması, Türkiye dahil birçok ülkede siyasi alternatiflerin meşruiyet kazanmasına katkı sunabilir. Ekonomik krizler ve artan eşitsizlik ortamında, sosyalist politikalar uluslararası bir model haline gelebilir. Ayrıca ABD’deki bu değişim, Türkiye-ABD ilişkilerinde ideolojik bir farklılık yaratmasa da sembolik olarak dikkate değerdir.