ABD'de geçici Adalet Bakanı Todd Blanche, Başkan Donald Trump'ın siyasi müttefiklerini tazmin etmek amacıyla kurulan ve 1.8 milyar dolar kaynak ayrılan 'silahsızlandırma fonu'nu resmen fesheden bir emir yayımladı. Bu karar, Cumhuriyetçi Parti içindeki muhalif isimlerin Blanche'a yönelik desteğini artırdı ve Washington'da geniş yankı uyandırdı. Söz konusu fon, Trump yönetiminin federal kurumları kendi siyasi amaçları doğrultusunda kullandığı yönündeki eleştirilerin odağındaydı.
Fonun amacı ve eleştiriler
Başkan Trump, 2024 yılında imzaladığı bir başkanlık kararnamesiyle 'Hükümetin Silahsızlandırılması Fonu'nu oluşturmuştu. Fonun resmi amacı, federal kurumların 'siyasi olarak motive edilmiş soruşturmalar' veya 'silahsızlandırma' olarak nitelendirdiği uygulamalardan mağdur olduğunu iddia eden kişi ve kuruluşlara maddi destek sağlamaktı. Ancak eleştirmenler, bu fonun aslında Trump'a yakın isimlere ve onun siyasi davalarına kaynak aktarmak için bir araç olduğunu savunuyor. Özellikle Demokrat Parti ve bazı hukuk uzmanları, fonun yasal dayanağının zayıf olduğunu ve Anayasa'ya aykırı olduğunu dile getirmişti.
Fonun kaldırılması, Blanche'ın geçici olarak atandığı Adalet Bakanlığı'ndaki ilk büyük icraatlarından biri olarak kayıtlara geçti. Blanche, yayımladığı resmi emirde, fonun 'hukukun üstünlüğü ilkesine zarar verdiğini' ve 'kaynakların etkin kullanılmadığını' belirterek fesih kararını gerekçelendirdi. Ayrıca, fonun kapatılmasının ardından bu kaynakların Adalet Bakanlığı'nın öncelikli alanlarına, örneğin uyuşturucu kaçakçılığı ve terörle mücadele gibi konulara aktarılacağının sinyalini verdi.
Cumhuriyetçi muhalefetin destek açıklaması
Karar, özellikle daha önce Blanche'a şüpheyle yaklaşan bazı Cumhuriyetçi senatörler tarafından olumlu karşılandı. Senato Yargı Komitesi üyesi olan ve parti içinde 'ılımlı kanat' olarak bilinen bir grup senatör, yaptıkları ortak yazılı açıklamada, Blanche'ın bu adımının 'adil ve tarafsız bir yargı sisteminin gerekliliğini gösterdiğini' ifade etti. Açıklamada ayrıca, 'Fonun kapatılması, hukukun üstünlüğüne olan inancı güçlendirecek ve Adalet Bakanlığı'nın siyasallaşmasının önüne geçecektir' denildi.
Bu destek, Trump'ın partisi içindeki nüfuzunun sorgulandığı bir döneme denk geldi. Son aylarda yapılan anketler, Cumhuriyetçi seçmenlerin önemli bir bölümünün Trump'ın aşırı agresif politikalarından yorulduğunu ve parti içinde reform taleplerinin arttığını gösteriyor. Blanche'ın bu hamlesi, özellikle 2026 ara seçimleri öncesinde Cumhuriyetçi Parti'nin imajını düzeltme çabalarının bir parçası olarak yorumlanıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu gelişme sadece ABD iç siyasetini değil, aynı zamanda uluslararası arenayı da yakından ilgilendiriyor. Trump yönetimi, bu fon aracılığıyla bazı yabancı ülkelerdeki muhalif gruplara ve sivil toplum kuruluşlarına da maddi destek sağlamıştı. Fonun kapatılması, özellikle Avrupa ülkelerinde ve bazı gelişmekte olan ülkelerde memnuniyetle karşılandı. Zira bu ülkeler, fonun 'iç işlerine müdahale' amacı taşıdığını ve uluslararası hukuka aykırı olduğunu savunuyordu.
Uzmanlar, bu kararın ABD'nin yumuşak güç politikalarında bir değişimin habercisi olabileceğini belirtiyor. Fon aracılığıyla yürütülen bazı programlar, Amerikan çıkarlarını yaymak yerine, zaman zaman Washington'u zor durumda bırakmıştı. Bu nedenle, fonun kapatılması, ABD'nin dış politikada daha öngörülebilir bir çizgiye dönme isteğinin bir göstergesi olarak okunabilir. Ancak, Trump'ın yakın çevresinin bu karara nasıl tepki vereceği ve sürecin nasıl ilerleyeceği merak konusu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'yi doğrudan ilgilendiren bir konu olmasa da, ABD'deki siyasi dengelerin değişmesi Türk dış politikası için dolaylı sonuçlar doğurabilir. ABD Adalet Bakanlığı'nın bu tür fonlarla yürüttüğü bazı programlar, zaman zaman Türkiye'deki bazı kişi ve kuruluşlara da ulaşmıştı. Fonun kapatılması, bu tür dış kaynaklı müdahalelerin azalması anlamına gelebilir. Ancak asıl önemli olan, ABD'deki yargı kurumlarının siyasallaşmasının önlenmesinin, iki ülke arasındaki hukuki ve diplomatik ilişkilerin daha öngörülebilir bir zemine oturmasına katkı sağlayabileceğidir. Türkiye, ABD'deki bu iç siyasi gelişmelerin, özellikle FETÖ ile mücadele ve S-400 gibi dosyalarda yeni bir pencere açıp açmayacağını izlemekte.