ABD'de Cumhuriyetçi Parti'nin Kasım ara seçimlerini kazanması, Başkan Donald Trump'ın siyasi formülünün azalan getiriler ürettiği gerçeğini değiştirmeyecek. Trump, başkanlığının son iki yılına girerken hem parti içinde hem de genel seçmende etkisini kaybetmiş durumda. Siyasi analistler, Trump'ın artık bir "topal ördek" başkan olduğunu ve seçim zaferinin bile bu durumu tersine çeviremeyeceğini belirtiyor.
Trump'ın Azalan Siyasi Etkisi
Donald Trump, 2016'daki beklenmedik zaferinin ardından Cumhuriyetçi Parti'nin kontrolünü ele geçirmiş ve kendine özgü bir siyasi marka yaratmıştı. Ancak aradan geçen sürede, bu markanın gücü giderek azalıyor. 2018 ara seçimlerinde Cumhuriyetçiler Temsilciler Meclisi'ni kaybetti ve Trump'ın kampanya mitingleri, beklenen mobilizasyonu sağlayamadı. Son anketler, Trump'ın onay oranının %40 civarında seyrettiğini ve bağımsız seçmenler arasında desteğinin düştüğünü gösteriyor. Ayrıca, parti içinde Trump'a karşı sessiz bir muhalefet dalgası yükseliyor; bazı Cumhuriyetçi senatörler ve temsilciler, Trump'ın politikalarını açıkça eleştirmeye başladı.
Trump'ın siyasi formülü, özellikle göçmenlik, ticaret ve dış politika konularında, seçmende yeni heyecan yaratmıyor. 2020 başkanlık seçimlerine doğru ilerlerken, Trump'ın mesajları yorgunluk yaratıyor ve Demokratlar, sağlık hizmetleri, iklim değişikliği ve ekonomik eşitsizlik gibi konularda daha güçlü bir alternatif sunuyor. Cumhuriyetçi stratejistler, Trump'ın kendi tabanını konsolide etmekte zorlandığını ve yeni seçmen çekmekte başarısız olduğunu kabul ediyor.
Seçim Zaferi Bile Durumu Kurtaramaz
Kasım ara seçimlerinde Cumhuriyetçilerin zafer kazanması, Trump'ın siyasi sermayesini artırabilir mi? Uzmanlar, bunun sınırlı bir etki yaratacağı görüşünde. Zira ara seçimler, genellikle başkanın partisi için bir referandum niteliği taşır ve Cumhuriyetçilerin kazanması, Trump'ın popülaritesinden çok, Demokratların zayıflığına bağlanabilir. Ayrıca, Temsilciler Meclisi'ni kazansalar bile, Senato'da çoğunluğu elde tutmak zor olacak. Trump'ın yasama gündemi, Demokratların engellemeleriyle karşılaşmaya devam edecek.
Daha da önemlisi, Trump'ın yeniden seçilme şansı, azalan getiri yasasına tabi. 2016'da kullandığı retorik ve taktikler, artık seçmende aynı etkiyi yaratmıyor. Özellikle banliyölerdeki kadın seçmenler ve gençler arasında Trump'a karşı güçlü bir antipati var. Cumhuriyetçi Parti içinde de Trump sonrası dönem tartışılmaya başlandı; valiler ve senatörler, kendi siyasi geleceklerini Trump'a bağlamaktan çekiniyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Trump'ın zayıflayan siyasi konumu, ABD'nin dış politikasını da etkiliyor. Müttefikler, Trump'ın attığı adımların kalıcı olup olmadığını sorgularken, rakipler ABD'nin taahhütlerini test ediyor. Ticaret savaşları, NATO'ya yönelik eleştiriler ve Orta Doğu'daki asker çekme kararları, Trump'ın iç politikada zayıflamasıyla daha da belirsiz hale geliyor. Avrupa başkentleri, 2020 sonrası ABD liderliğini hesaplamaya çalışıyor. Küresel ekonomi açısından, Trump'ın azalan etkisi, piyasalarda dalgalanma yaratabilir; zira yatırımcılar, siyasi istikrarsızlığı fiyatlamakta zorlanıyor.
Türkiye açısından, Trump'ın zayıflığı, ikili ilişkilerde belirsizlik anlamına geliyor. Trump, Erdoğan ile kişisel bir ilişki kurmuş olsa da, Kongre'de Türkiye karşıtı duygular güçlü. Özellikle S-400 alımı ve Suriye'deki YPG konusunda yaşanan gerilimler, Trump'ın azalan siyasi sermayesiyle daha da karmaşık bir hal alabilir. ABD'nin Türkiye'ye yönelik yaptırım tehditleri, Trump'ın Kongre üzerindeki etkisinin azalmasıyla daha ciddi bir hal alabilir. Ayrıca, Türkiye, ABD'deki siyasi belirsizliği fırsat bilerek Rusya ile yakınlaşmasını sürdürebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Trump'ın "topal ördek" konumu, Türk dış politikası için hem riskler hem de fırsatlar barındırıyor. Washington'daki siyasi istikrarsızlık, Türkiye'nin ABD ile yaşadığı sorunlarda (S-400, F-35, Suriye) müzakere gücünü zayıflatabilir. Kongre'nin dış politika üzerindeki artan etkisi, Türkiye aleyhine kararlar alınmasını kolaylaştırabilir. Öte yandan, Trump'ın zayıflığı, Türkiye'nin Rusya ve Avrupa ile dengeli ilişkiler geliştirmesine olanak tanıyabilir. Ancak, ABD'nin bölgesel taahhütlerindeki belirsizlik, Türkiye'nin güvenlik hesaplarını yeniden gözden geçirmesini gerektiriyor. Ekonomik açıdan, ABD ile ticaret görüşmeleri sekteye uğrayabilir ve yaptırım riski artabilir. Türkiye, diplomatik kanalları açık tutarak ve ABD'deki siyasi dinamikleri yakından izleyerek bu dönemi yönetmeli.