Eski ABD Başkanı Donald Trump, Yüksek Mahkeme'nin posta yoluyla oylamaya ilişkin verdiği kararı sert sözlerle eleştirdi. Trump, Kasım ayında yapılacak ve Kongre'nin kontrolünü belirleyecek ara seçimler öncesinde posta oylamasını sınırlamaya çalışmıştı. Yüksek Mahkeme'nin kararı, oy verme süreçlerine dair eyalet bazlı düzenlemelerin önemini bir kez daha ortaya koydu.
Trump'ın Eleştirileri ve Yasal Süreç
Donald Trump, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada Yüksek Mahkeme'nin kararını "utanç verici" olarak nitelendirdi ve posta oylamasının seçim güvenliğini zayıflattığını savundu. Trump, 2020 başkanlık seçimlerinde posta oylamasının yaygınlaşmasının ardından seçim sonuçlarına itiraz etmiş ve posta oylamasının "sahtekarlığa açık" olduğunu öne sürmüştü. Ancak birçok eyalet ve bağımsız gözlemci, posta oylamasında ciddi bir usulsüzlük kanıtı bulunmadığını belirtmişti.
Yüksek Mahkeme'nin son kararı, hangi eyaletlerin posta oylarını saymak için süreyi uzatabileceğine dair alt mahkeme kararlarını etkiliyor. Mahkeme, federal yasaların eyaletlere seçim kurallarını belirleme yetkisi verdiğini, ancak pandemi gibi olağanüstü durumlarda esneklik tanınabileceğini vurguladı. Trump yönetimi döneminde atanan muhafazakar yargıçların çoğunlukta olduğu mahkemenin bu kararı, beklenenin aksine posta oylamasını tamamen engellemedi; ancak süreçle ilgili belirsizlikleri artırdı.
Trump, kararın ardından yaptığı açıklamada, "Yüksek Mahkeme ülkemizin geleceğini tehlikeye attı. Posta oylaması, seçimlerimizi kirletmek için kullanılan bir araçtır. Cumhuriyetçiler olarak mücadeleye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Trump'ın bu çıkışı, 2024 başkanlık seçimlerine yönelik kampanya stratejisinin bir parçası olarak yorumlanıyor. Kendisi henüz resmi olarak adaylığını açıklamadı ancak anketlerde Cumhuriyetçi seçmen nezdinde açık ara önde görünüyor.
Ara Seçimler ve Oylama Kuralları Tartışması
Kasım 2022 ara seçimleri, Başkan Joe Biden'ın görev süresinin ikinci yarısında Kongre'nin kontrolünü belirleyecek. Temsilciler Meclisi'nin tamamı ve Senato'nun üçte biri yenilenecek. Posta oylaması, özellikle pandemi sonrası dönemde Demokrat seçmenler arasında yaygın olarak kullanılıyor. Cumhuriyetçiler ise posta oylamasına şüpheyle yaklaşıyor ve seçim güvenliği endişelerini dile getiriyor. Bu durum, oylama kurallarının eyalet mahkemelerinde sık sık tartışılmasına yol açıyor.
Yüksek Mahkeme'nin kararı, federal düzeyde bir düzenleme getirmiyor; aksine eyaletlerin kendi kurallarını belirleme yetkisini teyit ediyor. Bu da seçim kurallarının eyaletten eyalete büyük farklılıklar göstermesi anlamına geliyor. Örneğin, Kaliforniya ve New York gibi eyaletler posta oylamasını kolaylaştırırken, Texas ve Florida gibi eyaletler daha sıkı kimlik doğrulama ve süre sınırlamaları uyguluyor. Uzmanlar, bu parçalı yapının seçmen katılımını ve seçim sonuçlarına güveni etkileyebileceğini belirtiyor.
Trump'ın posta oylamasına yönelik eleştirileri, 2020 seçimlerinden bu yana Cumhuriyetçi Parti içinde önemli bir gündem maddesi haline geldi. Birçok Cumhuriyetçi eyalet, posta oylamasını kısıtlayan yasalar çıkardı. Demokratlar ise bu tür girişimlerin seçmenleri baskı altına aldığını savunuyor. Yüksek Mahkeme'nin son kararı, bu tartışmayı daha da alevlendirebilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'deki posta oylaması tartışması, yalnızca ülke içi bir mesele olarak kalmıyor; küresel demokrasi standartları açısından da önem taşıyor. ABD, dünya genelinde seçim gözlemi ve demokrasi teşviki konusunda öncü bir aktör. Kendi seçim sistemindeki belirsizlikler, bu alandaki uluslararası itibarını zedeleyebilir. Avrupa ülkeleri ve diğer müttefikler, ABD'deki seçim güvenliği tartışmalarını yakından takip ediyor. Özellikle NATO ve G7 gibi platformlarda, ABD'nin demokratik istikrarı, ittifak içi güveni doğrudan etkiliyor.
Öte yandan, otoriter rejimler, ABD'deki seçim tartışmalarını kendi propaganda malzemesi olarak kullanabiliyor. Rusya ve Çin gibi ülkeler, ABD demokrasisinin "çökmekte olduğu" yönünde söylemler geliştiriyor. Bu durum, küresel jeopolitik dengeler açısından da önemli. Posta oylamasına yönelik tartışmalar, ABD'nin yumuşak gücünü ve uluslararası liderlik kapasitesini zaman zaman sorgulatıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki posta oylaması tartışması, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de Washington'ın iç siyasi istikrarı, Türk-Amerikan ilişkilerini etkileyebilir. Kongre'nin kontrolü, Türkiye'ye yönelik yaptırım ve silah satışı kararlarında belirleyici olabilir. Özellikle F-16 modernizasyonu ve PKK/YPG konusundaki tutum, Kongre'deki dengelere bağlı. Seçim belirsizliği, iki ülke arasındaki stratejik diyaloğu yavaşlatabilir. Türkiye, ABD'deki seçim sürecini yakından izlemeli ve olası siyasi değişimlere karşı hazırlıklı olmalı.