ABD Kongre Araştırma Servisi (CRS) tarafından 7 Temmuz 2026 tarihinde yayımlanan rapora göre, ikinci Trump yönetiminin FY2027 (2027 Mali Yılı) savunma bütçesi talebi, 1,1 trilyon doları aşan ihtiyari harcama ve 350 milyar doları bulan zorunlu harcamalarla birlikte toplamda 1,45 trilyon dolara ulaşıyor. Raporda, özellikle nükleer caydırıcılık, hipersonik silahlar ve denizaltı filosu gibi seçkin silah sistemlerine yapılan yatırımlar ön plana çıkıyor. Bu dev bütçe, ABD'nin küresel askeri üstünlüğünü koruma ve Çin ile Rusya'ya karşı teknolojik avantaj sağlama stratejisinin bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Bütçenin Detayları: Seçkin Silah Sistemlerine Dev Yatırım
CRS raporu, Savunma Bakanlığı'nın (DOD) FY2027 bütçe talebini ayrıntılı olarak analiz ediyor. Toplam 1,1 trilyon dolarlık ihtiyari bütçenin önemli bir kısmı, nükleer üçlünün modernizasyonu, hipersonik silah geliştirme ve denizaltı inşa programlarına ayrılmış durumda. Özellikle Columbia sınıfı nükleer balistik füze denizaltıları ve B-21 Raider hayalet bombardıman uçağı gibi stratejik programlar, bütçeden en büyük payı alan kalemler arasında yer alıyor.
Ayrıca raporda, F-35 savaş uçağı programının devamı, yeni nesil savaş uçağı NGAD (Next Generation Air Dominance) çalışmaları ve deniz kuvvetlerinin gemi inşa hedefleri de detaylandırılıyor. Trump yönetiminin, Çin'in askeri yükselişine karşı Pasifik'teki varlığını güçlendirmek amacıyla füze savunma sistemlerine ve uzay tabanlı erken uyarı sistemlerine de ek kaynak ayırdığı belirtiliyor.
Bütçenin zorunlu harcamalar kısmı ise 350 milyar dolar olarak öngörülüyor. Bu kalem, emekli maaşları, sağlık sigortası ve diğer personel giderlerini kapsıyor. Toplam bütçenin büyüklüğü, ABD'nin gayri safi yurt içi hasılasının (GSYİH) yaklaşık %4,5'ine denk geliyor ve Soğuk Savaş sonrası dönemin en yüksek savunma harcamalarından birini temsil ediyor.
Küresel ve Bölgesel Boyut: Askeri Üstünlük Mücadelesi
1,1 trilyon dolarlık ihtiyari bütçe, ABD'nin küresel askeri angajmanlarını sürdürme ve genişletme kapasitesini gösteriyor. Raporda, özellikle Hint-Pasifik bölgesine odaklanıldığı vurgulanıyor. Çin'in Tayvan, Güney Çin Denizi ve Hint-Pasifik'teki artan askeri faaliyetleri karşısında ABD, denizaltı filosunu güçlendirme, hipersonik silah stoklarını artırma ve müttefik ülkelerdeki üsleri modernize etme planlarını hayata geçiriyor.
Bununla birlikte, Avrupa'daki NATO müttefiklerinin savunma harcamalarındaki artışa rağmen, ABD'nin kıtadaki varlığını belirli bir seviyede tutması bekleniyor. Raporda, Ukrayna savaşına yönelik spesifik bir yardım paketi yer almasa da, genel savunma bütçesinin Avrupa'da caydırıcılık misyonlarını finanse etmeye devam edeceği ifade ediliyor. Orta Doğu'da ise İran'a karşı füze savunma sistemlerine ve İsrail'in güvenliğine yönelik harcamaların sürdüğü gözleniyor.
Raporda dikkat çeken bir diğer nokta, uzay tabanlı silah sistemlerine ayrılan bütçenin artırılması. ABD Uzay Kuvvetleri'nin (Space Force) faaliyetleri için ayrılan kaynak, rakip ülkelerin uzaydaki varlığına karşı koymak amacıyla önemli ölçüde yükseltilmiş durumda. Bu durum, uzayın askeri bir alan haline gelmesi ve küresel güç mücadelesinde yeni bir boyut açılması anlamına geliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin 1,1 trilyon dolarlık savunma bütçesi, Türkiye için doğrudan bir tehdit oluşturmamakla birlikte, küresel askeri dengeleri ve bölgesel güç ilişkilerini etkileme potansiyeli taşıyor. Özellikle ABD'nin Doğu Akdeniz, Ege ve Suriye'deki askeri varlığını sürdürme kapasitesi, Türkiye'nin güvenlik hesaplamalarında önemli bir faktör. Öte yandan, ABD’nin Yunanistan ile askeri iş birliğini derinleştirmesi ve Türkiye’ye F-35 satışı konusundaki belirsizlik, bu bütçe ile daha da karmaşık bir hal alabilir. Türkiye, kendi savunma sanayii hamleleriyle bu dev bütçeye karşı alternatifler geliştirmeye çalışırken, NATO içindeki konumunu da bu yeni denklemde yeniden tanımlamak zorunda kalabilir.