ABD'de Trump yönetimi, Yüksek Mahkeme'nin yasa dışı ilan ettiği gümrük vergileri kapsamında şirketlere iade edilmesi gereken 165 milyar doların yüzde 60'ını, yani yaklaşık 100 milyar doları geri ödedi. Hazine Bakanlığı yetkilileri, kalan 65 milyar doların ödemelerinin ise önümüzdeki aylarda tamamlanmasının beklendiğini açıkladı. Bu geri ödemeler, 2018-2020 yılları arasında yürürlüğe konan ve Yüksek Mahkeme'nin Haziran ayında yetki aşımı olduğuna hükmettiği 'Section 301' tarifeleri kapsamında yapılan ödemeleri kapsıyor. Mahkeme kararı, yönetimin ticaret politikasında önemli bir geri adım olarak yorumlanırken, özellikle tarım ve imalat sektöründeki büyük şirketlerin bu iadelerden faydalandığı belirtiliyor.
Gelişmenin arka planı: Yüksek Mahkeme'nin kararı ve tarifelerin hukuki süreci
Trump yönetimi, 2018 yılında başlattığı 'ticaret savaşları' kapsamında çelik, alüminyum ve binlerce tüketim ürününe ek gümrük vergileri getirmişti. Bu vergiler, Çin başta olmak üzere birçok ülkeyi hedef alırken, Amerikan şirketleri bu ek maliyetleri doğrudan üstlenmek zorunda kalmıştı. Ancak Yüksek Mahkeme, geçtiğimiz Haziran ayında verdiği kararla, söz konusu tarifelerin uygulanması için gereken Kongre onayının alınmadığını ve başkanın bu konuda tek taraflı yetkisinin bulunmadığını hükme bağladı. Bu karar, 5-4 oyçokluğuyla alındı ve yönetimin ticaret politikasının hukuki temelini sarsarak, geriye dönük olarak ödenen tüm vergilerin iadesinin önünü açtı.
Geri ödeme süreci, Hazine Bakanlığı'nın Gümrük ve Sınır Koruma (CBP) birimi tarafından yürütülüyor. Şimdiye kadar yaklaşık 400 bin başvurunun yapıldığı ve bunların büyük çoğunluğunun onaylandığı bildiriliyor. Ancak küçük ve orta ölçekli işletmelerin başvuru sürecinde bazı zorluklarla karşılaştığı, özellikle de dava açma sürecinin uzunluğu ve hukuki masrafların yüksekliği nedeniyle mağduriyetler yaşandığı aktarılıyor. Ticaret odaları ve sivil toplum örgütleri, hükümetin geri ödeme sürecini hızlandırmasını ve başvuru şartlarını basitleştirmesini talep ediyor.
Bölgesel veya küresel boyut: Ticaret savaşlarının mirası ve küresel ekonomiye etkileri
Bu geri ödemeler, Trump döneminin korumacı ticaret politikalarının uluslararası yansımalarını yeniden gündeme getiriyor. Tarifeler, başta Çin olmak üzere ABD'nin ticaret ortaklarıyla ilişkilerde ciddi gerilimlere yol açmış, Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) nezdinde de çok sayıda dava açılmasına neden olmuştu. Yüksek Mahkeme'nin kararı, yalnızca ABD iç hukuku açısından değil, aynı zamanda uluslararası ticaret hukuku açısından da emsal niteliğinde. Karar, başkanların ticaret politikalarını Kongre'yi baypas ederek uygulama yetkisinin sınırlarını net bir şekilde ortaya koydu ve gelecekte benzer uygulamalara karşı bir denetim mekanizması oluşturdu.
Geri ödemelerin büyüklüğü, ABD ekonomisi üzerinde kısa vadede bir tür mali genişleme etkisi yaratabilir. Şirketlerin bu fonları yatırım, istihdam veya borç ödemeleri için kullanması bekleniyor. Özellikle imalat ve tarım sektörlerinde faaliyet gösteren orta ölçekli firmalar için bu durum, pandemi sonrası toparlanma döneminde önemli bir can suyu olabilir. Ancak ekonomistler, bu geri ödemelerin ticaret savaşlarının yarattığı kalıcı hasarı telafi etmeyeceğini, ayrıca 2018-2020 arasında uygulanan tarifelerin tüketicilere yansıyan maliyetlerinden kaynaklanan refah kayıplarının da göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki bu gelişme, Türkiye açısından dolaylı da olsa önemli ipuçları barındırıyor. Öncelikle, ABD Yüksek Mahkemesi'nin başkanın ticaret yetkilerini sınırlayan kararı, uluslararası ticarette öngörülebilirliğin artmasına katkı sağlayabilir. Türkiye gibi ABD ile ticaret hacmi yüksek ülkeler, bu tür hukuki belirsizliklerden olumsuz etkileniyor. Ayrıca, Trump döneminde Türkiye'ye yönelik uygulanan çelik ve alüminyum tarifeleri de benzer tartışmalara konu olmuştu. Bu karar, Türk ihracatçıları için örnek teşkil edebilir: Eğer ABD'deki bu tarifelerin bazıları hukuki denetime takılırsa, Türk şirketlerinin de geriye dönük tazminat talepleri gündeme gelebilir. Bununla birlikte, ABD'nin ticaret politikalarındaki bu geri adım, küresel ticaret savaşlarının azalmasına işaret ederek, Türkiye gibi dışa açık ekonomiler için olumlu bir sinyal olarak değerlendirilebilir.