ABD Dışişleri Bakanlığı, aşırı sol ideolojilerin medeniyet için "ölümcül bir kanser" olduğunu ve bu tür siyasi şiddetin uluslararası terörle mücadelede ciddi bir kör nokta oluşturduğunu açıkladı. Bakanlık tarafından yayımlanan kapsamlı raporda, sol aşırılığın sadece ABD'de değil, Avrupa ve diğer bölgelerde de giderek daha organize ve şiddet içeren bir hal aldığı vurgulandı. Raporda, bu grupların hedef aldıkları hükümet kurumları, kolluk kuvvetleri ve sivil toplum örgütlerine yönelik eylemlerinin demokratik düzeni tehdit ettiği belirtildi.
Gelişmenin arka planı: Terörle mücadelede yeni odak
Trump yönetimi, göreve geldiği günden bu yana iç güvenlik politikalarında geleneksel sol-sağ ayrımını aşan bir yaklaşım benimsiyor. Dışişleri Bakanlığı'nın bu son raporu, özellikle Occupy Wall Street, Antifa ve benzeri hareketlerin şiddet eylemlerine dikkat çekiyor. Raporda, 2016'dan bu yana ABD'de aşırı sol kaynaklı şiddet olaylarının yüzde 300 arttığı, bu eylemlerin mülkiyet hasarı, polis saldırıları ve toplu taşıma araçlarına sabotaj gibi geniş bir yelpazeye yayıldığı ifade ediliyor. Bakanlık, bu grupların uluslararası bağlantıları olduğunu, Avrupa'daki anarşist ve ekolojist hareketlerle koordineli çalıştıklarını da iddia ediyor.
Raporda dikkat çeken bir diğer nokta, sol aşırılığın medyada ve akademik çevrelerde "sorunlu bir ideoloji" olarak yeterince ele alınmaması. ABD'li yetkililer, bu grupların eylemlerinin çoğu zaman "protesto" veya "sivil itaatsizlik" olarak normalleştirildiğini, oysa kasten adam yaralama, kundaklama ve kamu malına zarar verme gibi suçların terör kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor. Dışişleri Bakanı da yaptığı yazılı açıklamada, "Sol aşırılık, tıpkı cihatçı terör gibi, hukukun üstünlüğüne ve demokratik kurumlara yönelik varoluşsal bir tehdittir. Bunu görmezden gelmek, uygarlığımızın temellerine ihanettir" ifadelerini kullandı.
Bölgesel veya küresel boyut: Uluslararası terörle mücadelede yeni cephe
Raporun yayımlanması, özellikle Avrupa ülkelerinde yankı uyandırdı. Almanya, Fransa ve İtalya'da geçtiğimiz yıllarda aşırı sol grupların polis merkezlerine ve devlet dairelerine yönelik saldırıları artmıştı. ABD'nin bu raporu, Avrupalı müttefiklerine sol aşırılıkla mücadelede daha işbirlikçi olmaları yönünde bir mesaj olarak da yorumlanıyor. NATO içinde terörle mücadele birimlerinin bu yeni tehdide cevap verecek şekilde yeniden yapılandırılması gündeme gelebilir. Ancak bazı Avrupalı yetkililer, ABD'nin bu raporunun siyasi amaçlar taşıdığını, özellikle seçim dönemlerinde kamuoyunu şekillendirmek için kullanıldığını belirtiyor. Uluslararası ilişkiler uzmanları, bu tür raporların küresel terör tanımını genişleterek, devletlerin kendi muhaliflerini terörist olarak etiketlemesine zemin hazırlayabileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin aşırı sol şiddeti terör tehdidi olarak tanımlaması, Türkiye'nin uzun yıllardır DHKP/C, MLKP gibi sol örgütlerle mücadelesine uluslararası meşruiyet kazandırabilir. Türkiye, bu raporu referans alarak terörle mücadelede çifte standart eleştirilerini daha güçlü bir şekilde dile getirebilir. Ancak raporun siyasi amaçlı olduğu yönündeki şüpheler, Türkiye-ABD ilişkilerinde PKK/YPG konusundaki derin görüş ayrılıklarını gölgeleyebilir. Ankara'nın bu raporu, kendi güvenlik öncelikleriyle uyumlu hale getirmesi ve ABD'den somut adımlar beklemesi beklenir.