Trump yönetimi, geçtiğimiz hafta sonu mahkemeye sunduğu bir dosyada, ikonik Kennedy Sahne Sanatları Merkezi'nde (Kennedy Center) 'kısmi bir kapatma' seçeneğini hâlâ değerlendirdiğini bildirdi. Bu hamle, bölge yargıcı Christopher Cooper'ın geçen ay verdiği ve merkezin açık kalmasını emreden karara rağmen geldi. ABD Adalet Bakanlığı avukatları, Cuma gecesi geç saatlerde yapılan başvuruda, yönetimin 'kurumun bazı bölümlerini geçici olarak kapatma veya faaliyetlerini azaltma yetkisine sahip olduğunu' savundu. Kennedy Center, federal bir kurum olarak yönetilse de özel bağışlarla finanse edilen bir sanat merkezi konumunda. Trump'ın 2020 yılında bütçesini kesme girişimleri Kongre tarafından reddedilmişti.
Yargı kararı ve yönetimin tepkisi
Geçen ay Yargıç Cooper, Kennedy Center'ın kapatılmasının 'telafisi mümkün olmayan zararlara' yol açacağını belirterek, merkezin tamamen açık kalmasına hükmetmişti. Ancak Trump yönetimi, bu kararın 'kısmi kapatma' veya 'belirli etkinliklerin iptali' gibi daha sınırlı önlemleri engellemediğini ileri sürüyor. Adalet Bakanlığı'nın başvurusunda, 'Mahkemenin emri, merkezin tüm bölümlerinin her gün tam kapasite çalışmasını zorunlu kılmamaktadır' ifadesi yer aldı. Hukuk uzmanları, bu argümanın yargısal denetimi zayıflatabileceği ve yürütme erkinin yetkilerini genişletme çabası olarak değerlendiriyor. Kennedy Center yönetimi ise konuyla ilgili henüz resmi bir açıklama yapmadı.
Kennedy Center, Washington DC'deki en önemli kültürel simgelerden biri olarak yılda 2 milyondan fazla ziyaretçi ağırlıyor. Kurum, 1971'de açıldığından beri tiyatro, bale, opera ve konserler gibi çeşitli sanat etkinliklerine ev sahipliği yapıyor. Trump'ın ilk döneminde merkezin yönetim kuruluna atadığı isimlerle ideolojik bir dönüşüm hedeflediği iddia edilmişti. Şimdi ise koronavirüs pandemisinin ardından toparlanmaya çalışan kurum, bir kez daha siyasi bir krizin ortasında kaldı.
Bölgesel ve küresel yankılar
Bu gelişme, ABD'de kültür-sanat kurumlarının federal hükümetle ilişkisine dair tartışmaları yeniden alevlendirdi. Sanatçılar ve aktivistler, yönetimin bu hamlesini ifade özgürlüğüne ve sanatsal bağımsızlığa bir müdahale olarak yorumluyor. New York Times'a konuşan bir sanat eleştirmeni, 'Kennedy Center'ın kapatılması, sadece bir bina değil, Amerikan kültürünün bir sembolünün hedef alınması anlamına geliyor' dedi. Uluslararası basında da geniş yankı bulan olay, ABD'nin kültürel itibarını zedeleyebilecek bir durum olarak değerlendiriliyor. Özellikle Avrupa ve Asya'daki diplomatik çevreler, bu tür hamlelerin ABD'nin yumuşak gücünü olumsuz etkileyebileceğini belirtiyor.
Öte yandan, Trump yanlısı muhafazakar gruplar, Kennedy Center'ın 'solcu propagandaya' hizmet ettiğini iddia ederek kapatma girişimini destekliyor. Bu ideolojik kutuplaşma, ABD'de kültür savaşlarının derinleştiği bir döneme işaret ediyor. Kongre'deki bazı Demokrat üyeler, konuyu yargıya taşımayı ve yönetimin yetki aşımını durdurmayı planlıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD'deki bu tür kültürel ve siyasi gelişmeleri yakından izlemektedir. Kennedy Center tartışması, ABD iç politikasındaki kutuplaşmanın kültür kurumlarına nasıl yansıdığını göstermesi açısından önemlidir. Türkiye'nin Washington Büyükelçiliği ve kültür ataşelikleri, bu durumun ikili kültürel ilişkilere olası etkilerini değerlendirebilir. Ayrıca, ABD'de yürütme ve yargı arasındaki bu tür gerilimler, Türk kamuoyunda 'güçler ayrılığı' tartışmalarına da referans oluşturabilir. Ancak doğrudan Türkiye'yi hedef alan bir yönü bulunmamaktadır; bu daha çok ABD'nin iç dinamiklerine dair bir gelişmedir.