ABD'nin Birleşmiş Milletler Büyükelçisi Mike Waltz, Pazar günü yaptığı açıklamada, Trump yönetiminin İran ile nihai barış anlaşmasının aynı gün imzalanacağından "emin" olduğunu söyledi. Waltz, ABC News'ün "This Week" programında muhabir Martha Raddatz'a verdiği demeçte, "Ben eminim, ekip emin. Yine de son detayları açıklamayı başkalarına bırakıyorum" ifadelerini kullandı. Bu açıklama, Tahran yönetimi ile Washington arasında haftalardır süren yoğun diplomasi trafiğinin ardından geldi.
Anlaşmanın arka planı ve Waltz'ın açıklamaları
Waltz, anlaşmanın çerçevesine ilişkin somut bilgi vermekten kaçınırken, sürecin başarıyla sonuçlanması için tarafların kararlılıkla çalıştığını vurguladı. Trump yönetiminin İran konusunda "maksimum baskı" politikasını terk ettiğine dair sinyaller veren Waltz, diplomasi masasında varılan mutabakatın bölgesel istikrara katkı sağlayacağını belirtti. Analistler, bu anlaşmanın İran'ın nükleer programının sınırlandırılmasının yanı sıra, Yemen'deki Husilerin silahlandırılması ve bölgesel vekalet savaşlarına son verilmesi gibi maddeleri içerebileceğini öne sürüyor.
Beyaz Saray'dan yapılan gayriresmi açıklamalarda, anlaşmanın büyük ölçüde ABD'nin İran'a yönelik yaptırımlarının hafifletilmesi karşılığında Tahran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini durdurmasını öngördüğü ifade ediliyor. Ancak resmi metin henüz kamuoyuyla paylaşılmadı. Uzmanlar, Waltz'ın açıklamalarının zamanlamasının dikkat çekici olduğunu, çünkü benzer bir anlaşmanın daha önce de gündeme geldiğini ancak Suudi Arabistan ve İsrail'in itirazları nedeniyle rafa kalktığını hatırlatıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İran ile olası bir anlaşma, Ortadoğu'da güç dengelerini yeniden şekillendirme potansiyeli taşıyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, İran'ın nükleer silah elde etmesinden duydukları endişeyi sıkça dile getiriyor. Öte yandan İsrail, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun liderliğinde, İran'ın nükleer tesislerine yönelik askeri seçenekleri masada tutuyor. ABD ile İran arasında varılacak bir anlaşma, İsrail'in bu konudaki pozisyonunu zorlayabilir ve bölgede yeni bir diplomatik sürecin kapısını aralayabilir.
Küresel ölçekte ise anlaşma, petrol fiyatları ve enerji piyasaları üzerinde doğrudan etkili olacaktır. İran'ın yaptırımların hafifletilmesiyle birlikte küresel petrol arzına dönüşü, fiyatları aşağı çekebilir. Ayrıca, ABD'nin Çin ve Rusya ile rekabetinde elini güçlendirecek bir hamle olarak değerlendiriliyor. Waltz'ın açıklaması, Batılı müttefikler arasında ihtiyatlı bir iyimserlik yaratırken, Moskova ve Pekin'den henüz resmi bir yanıt gelmedi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran anlaşması, Türkiye'nin enerji güvenliği ve komşularıyla ilişkileri açısından kritik önem taşıyor. Anlaşma, Türkiye'nin doğalgaz ve petrol ithalatında önemli bir alternatif olan İran ile ticaretin önünü açabilir. Ayrıca, Suriye ve Irak'ta yaşanan gerilimlerde İran'ın rolünün azalması, Türkiye'nin güney sınırlarındaki güvenlik tehditlerini hafifletebilir. Ancak anlaşma, İsrail ve Suudi Arabistan'ın tepkisine yol açarsa, Ankara'nın bölgede denge politikası izlemesini daha da zorlaştırabilir. Türkiye, bu süreçte diplomatik girişimlerini sürdürerek hem ABD hem de İran ile iletişim kanallarını açık tutmaya çalışıyor.