Trump yönetimi, Salı günü transseksüel gençlere yönelik hormon tedavisi, ergenlik blokörleri ve cerrahi müdahaleler için federal Medicaid finansmanını kesme planını kesinleştirdi. Bu karar, federal sağlık programlarında cinsiyet kimliği konusundaki tartışmaları alevlendirirken, eyaletlerin sağlık bütçelerini ve binlerce aileyi doğrudan etkileyecek.
Yeni kuralın kapsamı ve gerekçesi
Federal Kayıt'ta (Federal Register) yayımlanan nihai kural, 18 yaş altı bireyler için cinsiyet geçiş sürecine yönelik tedavilerin Medicaid kapsamından çıkarılmasını öngörüyor. Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı (HHS) tarafından hazırlanan düzenleme, bu tıbbi müdahalelerin 'deneysel' olduğu ve kanıta dayalı tıp standartlarına uymadığı gerekçesine dayanıyor. Ancak Amerikan Tabipler Birliği, Amerikan Pediatri Akademisi gibi tıp kuruluşları, bu tedavilerin tıbben gerekli olduğunu ve kararın ayrımcılık yarattığını savunuyor.
Yeni kural, Medicaid'in yanı sıra, federal sağlık sigortası programı CHIP'i (Çocuk Sağlığı Sigortası Programı) de kapsıyor. Eyaletlerin, federal fonları kullanarak bu tedavileri finanse etmesi artık yasaklanmış olacak. Ancak eyaletlerin kendi bütçeleriyle bu hizmetleri sunmasına izin veriliyor; fakat bu durum, mali yükün tamamen eyaletlere kayması anlamına geliyor. Özellikle liberal eyaletler (Kaliforniya, New York gibi) kendi fonlarıyla bu hizmetleri sürdürebileceklerini açıklarken, muhafazakar eyaletlerde bu tedavilerin erişimi neredeyse tamamen durabilir.
HHS Sözcüsü yaptığı açıklamada, "Bu kural, vergi mükelleflerinin parasının korunması ve çocukların sağlığının güvence altına alınması için atılmış bir adımdır" ifadelerini kullandı. Ancak sivil toplum örgütleri, kararın trans gençlerin ruh sağlığı üzerinde yıkıcı etkiler yaratacağını ve intihar oranlarını artırabileceğini belirtiyor. Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği (ACLU) ile Lambda Legal, kurala karşı dava açacaklarını duyurdu.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu karar, ABD'de sağlık hizmetlerine erişimde eşitsizlikleri derinleştirirken, uluslararası alanda da geniş yankı uyandırdı. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi yetkilileri, kararın uluslararası insan hakları standartlarına aykırı olduğunu ifade etti. Avrupa Birliği ülkeleri ise cinsiyet geçiş süreçlerini sağlık hizmeti kapsamında değerlendirmeye devam ederken, ABD'deki bu gelişmenin, dünya genelinde LGBTI+ hakları mücadelesine olumsuz bir sinyal gönderdiği yorumu yapılıyor.
Öte yandan, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) 2019 yılında cinsiyet uyumsuzluğunu 'mental bozukluklar' listesinden çıkararak, trans sağlık hizmetlerinin gerekliliğini vurgulamıştı. Trump yönetiminin bu adımı, uluslararası tıp camiası ile ABD arasındaki yaklaşım farkını bir kez daha gözler önüne seriyor. Özellikle Avrupa'da bazı ülkelerin (İngiltere, İsveç, Finlandiya gibi) gençlere yönelik tedavileri sınırlandırma eğiliminde olması, küresel çapta bir tartışmayı beraberinde getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD'deki bu karardan doğrudan etkilenmese de, küresel sağlık politikalarındaki bu tür değişimler, uluslararası insan hakları normları ve sağlık hizmeti sunum modelleri üzerinde etkili olabilir. Türkiye, cinsiyet uyum süreçlerine yönelik sağlık hizmetlerini sınırlı da olsa sunarken, bu tür tartışmaların Türkiye'deki mevzuata yansıması beklenmez. Ancak ABD'deki uygulama, Türkiye'nin de dahil olduğu uluslararası kuruluşlarda (DSÖ, BM) trans sağlığına ilişkin standartların belirlenmesinde tartışmalara yol açabilir. Türkiye'nin, uluslararası insan hakları sözleşmelerine taraf olarak, cinsiyet kimliği temelli ayrımcılıkla mücadelede tutarlı bir duruş sergilemesi beklenir.