ABD Başkanı Donald Trump, perşembe günü yaptığı açıklamada, hükümetin yerli benzin ve dizel üretimini artırmak amacıyla 150 milyon dolar harcayacağını duyurdu. Trump, bu adımı atarken Soğuk Savaş döneminden kalma Savunma Üretim Yasası'nı (Defense Production Act) devreye aldı. Beyaz Saray, söz konusu hamlenin akaryakıt pompalarındaki fiyat artışlarını hafifletmeyi amaçladığını belirtti. Açıklama, başkanlık muhtırası ile yapıldı ve hükümetin enerji piyasasına doğrudan müdahalesi olarak yorumlandı.
Savunma Üretim Yasası nedir, neden kullanılıyor?
Savunma Üretim Yasası, 1950'de Kore Savaşı sırasında çıkarılan ve başkanlara ulusal güvenlik gerekçesiyle özel sektörü yönlendirme yetkisi veren bir yasadır. Yasa kapsamında hükümet, kritik mal ve hizmetlerin üretimini hızlandırmak için şirketlere sipariş verebilir, kredi sağlayabilir veya üretim kapasitesini genişletmeleri için finansal destek sunabilir. Trump yönetimi, bu yetkiyi ilk kez enerji sektöründe bu ölçekte kullanıyor. Daha önce yasa, Kovid-19 salgınında aşı ve tıbbi malzeme üretiminde, ayrıca nadir toprak elementleri ve yarı iletkenler gibi stratejik alanlarda devreye sokulmuştu.
150 milyon dolarlık fonun nasıl dağıtılacağına dair ayrıntılar henüz netleşmedi. Ancak yetkililer, bu kaynağın rafinerilere, biyodizel üreticilerine ve gaz istasyonlarına ekipman modernizasyonu, depolama kapasitesi artırımı ve dağıtım altyapısının iyileştirilmesi için kullandırılabileceğini belirtiyor. Beyaz Saray, ayrıca eyalet yönetimlerine akaryakıt vergilerini geçici olarak düşürmeleri çağrısında bulundu. Federal hükümetin, benzin fiyatlarını doğrudan kontrol edemediği biliniyor; ancak üretim ve arz yoluyla dolaylı etki hedefleniyor.
Benzin fiyatları ve siyasi bağlam
ABD'de benzin fiyatları, geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 50 artış gösterdi. Amerikan Otomobil Birliği (AAA) verilerine göre, ülke genelinde ortalama benzin fiyatı galon başına 3,50 doların üzerine çıktı; bu, 2014'ten bu yana en yüksek seviye. Fiyat artışı, küresel petrol arzındaki dalgalanmalar, Rusya-Ukrayna savaşı sonrası uygulanan yaptırımlar ve pandemi sonrası talep artışı gibi faktörlerden kaynaklanıyor.
Trump, göreve geldiğinden bu yana enerji bağımsızlığı söylemini ön planda tutuyor. Yönetim, Keystone XL boru hattı gibi projeleri yeniden canlandırma ve federal arazilerde petrol ve gaz arama izinlerini hızlandırma vaatlerinde bulundu. Ancak bu hamlelerin kısa vadede pompa fiyatlarına etkisi sınırlı kalabilir; çünkü yeni üretim tesislerinin devreye girmesi aylar, hatta yıllar alabilir. Uzmanlar, 150 milyon dolarlık fonun piyasa üzerinde sembolik bir etki yaratacağını, asıl belirleyicinin küresel petrol fiyatları olduğunu vurguluyor.
Temsilciler Meclisi Enerji ve Ticaret Komitesi'ndeki Demokratlar, hamleyi "geçici ve yetersiz" olarak nitelendirdi. Komite başkanı Frank Pallone, yaptığı yazılı açıklamada, "Başkan, petrol şirketlerine vergi indirimi sağlamak yerine, orta sınıf ailelere doğrudan yardım etmeyi düşünmeli" dedi. Cumhuriyetçi senatörler ise kararı olumlu karşıladı; Texas Senatörü Ted Cruz, "Yerli enerji üretimini artırmak, hem istihdam hem de ulusal güvenlik için doğru adım" ifadesini kullandı.
Küresel enerji piyasaları ve jeopolitik denklem
ABD'nin bu hamlesi, küresel petrol piyasalarında dalgalanmaya yol açabilir. OPEC+ ülkeleri, üretim kotalarını artırma konusunda isteksiz davranıyor; Suudi Arabistan ve BAE, pandemi sonrası toparlanmayı gerekçe göstererek kontrollü üretim politikasını sürdürüyor. ABD'nin yerli üretimi artırması, uzun vadede OPEC'in pazar payını azaltabilir ve kartelin fiyat belirleme gücünü sınırlayabilir. Öte yandan, Avrupa Birliği de benzer şekilde enerji fiyatlarıyla mücadele ediyor; ancak AB, fosil yakıtlardan çıkış politikası nedeniyle ABD'nin aksine yenilenebilir enerjiye yöneliyor.
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), küresel petrol talebinin 2022'de günlük 99,5 milyon varile ulaşacağını öngörüyor. Arz tarafında ise yatırım eksikliği ve jeopolitik riskler nedeniyle darboğaz yaşanıyor. ABD'nin Savunma Üretim Yasası'nı kullanarak üretimi artırma çabası, kısa vadede arz endişelerini hafifletebilir; fakat yapısal sorunlar (rafineri kapasitesi, nitelikli işgücü, çevresel izinler) devam ediyor. Ayrıca, Biden yönetiminin iklim politikalarıyla çelişen bu adım, iç siyasette tartışma yaratabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin Savunma Üretim Yasası'nı kullanarak yerli petrol ve gaz üretimini artırma kararı, küresel enerji fiyatları üzerinden Türkiye'yi de etkileyebilir. Türkiye, enerji ithalatında büyük ölçüde dışa bağımlı olduğundan, uluslararası petrol fiyatlarındaki dalgalanmalar cari açık ve enflasyon üzerinde doğrudan baskı oluşturuyor. ABD'nin arzı artırması, uzun vadede fiyatları dengeleyici bir unsur olabilir; ancak kısa vadede etkisi sınırlı kalacaktır. Ayrıca, ABD'nin fosil yakıtlara yönelmesi, küresel iklim politikalarında farklılaşmaya işaret ediyor. Türkiye'nin yenilenebilir enerji ve nükleer gibi alternatif kaynaklara yönelik yatırımları, bu tür dalgalanmalara karşı direnç kazanması açısından kritik önem taşıyor.