ABD Başkanı Donald Trump, Ukrayna'daki savaşa ilişkin dikkatini yeniden Kiev'e çevirirken, Ukrayna'nın Batılı müttefikleri, Trump yönetiminin Rusya'ya karşı izlenecek strateji konusunda kendileriyle aynı çizgide olup olmadığı konusunda endişe duyuyor. Avrupalı liderler, Moskova üzerinde maksimum baskı kurmayı hedefleyen bir yaklaşım benimsemiş durumda ve bu stratejinin başarıya ulaşması için ABD'nin aktif katılımının şart olduğunu düşünüyor. Ancak Trump'ın daha önce Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'e yönelik sergilediği ılımlı tutum ve Ukrayna'ya sağlanan askeri yardıma yönelik eleştirileri, Kiev ve müttefiklerini tedirgin ediyor.
Amerikan desteğinin geleceği belirsiz
Trump'ın Ukrayna dosyasına yeniden eğilmesi, savaşın gidişatı açısından kritik bir dönemece işaret ediyor. Geçtiğimiz haftalarda Trump'ın özel temsilcisi Keith Kellogg'un Kiev ve diğer Avrupa başkentlerine yaptığı ziyaretler, Washington'un savaşı sona erdirmek için yeni bir diplomatik girişim başlatabileceği sinyalini verdi. Ancak bu girişimin içeriği henüz netleşmiş değil. Müttefikler, Trump'ın Rusya'ya yönelik yaptırımları hafifletme veya Ukrayna'ya silah sevkiyatını yavaşlatma olasılığından çekiniyor.
Avrupa Birliği ve NATO ülkeleri, Ukrayna'ya verdikleri desteği artırma kararı almış olsa da, ABD'nin sağladığı askeri ve mali yardımın yerini doldurmaları mümkün görünmüyor. Pentagon verilerine göre, ABD savaşın başından bu yana Ukrayna'ya 60 milyar doları aşan askeri yardım sağladı. Bu yardımın kesilmesi veya azalması, Ukrayna ordusunun sahada savunma pozisyonuna geçmesine neden olabilir.
Maksimum baskı stratejisi ve Trump'ın pozisyonu
Kiev'in müttefikleri, Rusya'ya karşı maksimum baskı stratejisini üç temel ayak üzerine inşa ediyor: ağır yaptırımlar, sürekli askeri yardım akışı ve uluslararası izolasyon. Avrupalı diplomatlar, bu stratejinin başarılı olabilmesi için ABD'nin liderlik rolü üstlenmesi gerektiğini vurguluyor. Ancak Trump'ın geçmişte Putin ile yakın ilişkiler kurma çabaları, bu stratejinin Washington'da tam destek görmeyeceği endişesini artırıyor.
Trump'ın ekibi, savaşı bitirmek için müzakere masasında Rusya'ya bazı tavizler verilebileceği sinyalini verdi. Bu durum, Ukrayna'nın toprak bütünlüğü konusunda geri adım atmayacağını açıklayan Kiev yönetiminde rahatsızlık yaratıyor. Uzmanlar, Trump'ın bir anlaşmaya varmak için Ukrayna'ya askeri yardımı bir koz olarak kullanabileceğini belirtiyor.
Avrupa'nın arayışı
Bu belirsizlik ortamında Avrupalı liderler, alternatif arayışlara yönelmiş durumda. Fransa ve Almanya, Ukrayna'nın güvenliği için Avrupa odaklı yeni bir savunma mekanizması geliştirilmesi fikrini tartışıyor. Diğer yandan, Macron yönetimi, ABD desteği olmadan da Kiev'in ayakta kalabileceği bir yapı kurulması gerektiğini savunuyor.
NATO Genel Sekreteri, ittifakın Ukrayna'ya desteğinin süreceğini açıklasa da, üye ülkeler arasında görüş ayrılıkları bulunuyor. Macaristan ve Slovakya gibi bazı üyeler, Ukrayna'ya silah sevkiyatına karşı çıkarken, Baltık ülkeleri ve Polonya daha fazla yardım talep ediyor. Bu ayrışma, ABD'nin liderliğindeki ortak hareket kabiliyetini zorlaştırıyor.
Küresel jeopolitik denklem
Ukrayna savaşı, ABD-Çin rekabeti ve küresel güç dengeleri açısından da kritik bir öneme sahip. Trump'ın Ukrayna'ya yaklaşımı, Çin'in Rusya'ya verdiği desteği artırmasına neden olabilir. Pekin, Washington'un Kiev'den desteğini çekmesi halinde Moskova ile ilişkilerini daha da derinleştirebileceği sinyali veriyor. Öte yandan, Avrupa'nın güvenlik mimarisinde yaşanacak bir dönüşüm, NATO'nun geleceğini de etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Ukrayna'daki savaşın seyri, Türkiye'nin güvenlik ve ekonomi politikalarını doğrudan etkiliyor. Ankara, Karadeniz'deki tahıl koridoru anlaşması ve Montrö Sözleşmesi'nin uygulanması gibi konularda aktif rol oynuyor. Trump'ın Ukrayna'ya desteğini azaltması, Rusya'nın bölgede daha agresif bir tutum sergilemesine yol açabilir. Bu durum, Türkiye'nin Karadeniz'deki deniz güvenliği ve enerji hatlarının korunması açısından risk oluşturur. Ayrıca, ABD desteğinin azalması Türkiye'yi Avrupa ve Rusya arasında daha karmaşık bir denge politikası izlemeye zorlayabilir. Ankara, Ukrayna'nın toprak bütünlüğünü desteklerken, enerji ithalatında Rusya'ya bağımlılığı nedeniyle ihtiyatlı bir tutum sergiliyor. Savaşın uzaması, Türkiye'nin savunma sanayi ihracatı ve turizm gelirlerini de etkileyecektir.