ABD Başkanı Donald Trump, geçtiğimiz hafta sonu Yemen'deki Husi hedeflerine yönelik bir askeri saldırı emri vermeyi değerlendirdi, ancak şimdilik bu adımı atmaktan vazgeçti. İki ABD'li yetkilinin aktardığına göre, Trump yönetimi içinde yapılan tartışmalarda, Suudi Arabistan'a destek verme isteği ile bölgesel tırmanma riski arasında bir denge kurulmaya çalışıldı.
Kararın Arka Planı
Trump'ın Yemen'deki Husilere yönelik olası bir saldırıyı gündeme getirmesi, Suudi Arabistan'ın son dönemde Husi saldırılarına maruz kalmasıyla yakından ilgili. Suudi Arabistan, Yemen'deki İran destekli Husi milislerinin sınır ötesi saldırılarını sık sık hedef alıyor. Trump, Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile olan yakın ilişkisini göz önünde bulundurarak, müttefikine destek vermek istedi. Ancak Beyaz Saray'da yapılan değerlendirmelerde, doğrudan bir ABD saldırısının İran ile gerilimi artırabileceği ve Yemen'deki insani krizi daha da kötüleştirebileceği endişesi öne çıktı.
Trump yönetimi, Suudi Arabistan'a silah satışları ve istihbarat paylaşımı gibi dolaylı destek yöntemlerini sürdürürken, doğrudan askeri müdahaleden kaçınma eğiliminde. Bu karar, ABD'nin Orta Doğu'daki askeri angajmanını azaltma yönündeki genel politikasıyla da uyumlu. Öte yandan, İran'ın bölgedeki etkisini sınırlama stratejisi çerçevesinde Husilere yönelik baskı unsuru olarak kullanılabilecek bir seçenek olarak masada tutuluyor.
Husi liderleri, ABD'nin olası bir saldırısına karşı misilleme tehdidinde bulunmuştu. Uzmanlar, böyle bir saldırının Kızıldeniz'deki güvenliği daha da bozabileceği ve küresel petrol arzını olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulunuyor. Yemen'de yıllardır süren iç savaşta Husiler, başkent Sanaa dahil geniş bir bölgeyi kontrol ediyor. Suudi öncülüğündeki koalisyon ise meşru hükümeti destekliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Yemen krizi, Orta Doğu'nun en karmaşık çatışma alanlarından biri. İran, Husilere silah ve finansal destek sağlamakla suçlanıyor; Suudi Arabistan ise İran'ın Yemen üzerinden kendisini kuşatma altına alma çabasına karşı koyuyor. ABD, hem Suudi Arabistan'ın güvenliğini sağlamak hem de İran'ın nüfuzunu dengelemek arasında sıkışmış durumda.
Trump'ın kararı, ABD'nin bölgedeki müttefiklerine verdiği mesajlar açısından da önemli. Suudi Arabistan, ABD'den daha fazla askeri destek beklerken, Washington yönetimi doğrudan çatışmaya girmekten kaçınıyor. Bu durum, Suudi yönetiminde hayal kırıklığı yaratabilir. Ancak aynı zamanda, ABD'nin İran ile olası müzakereler için kapıyı açık tutma çabası olarak da yorumlanıyor.
Uluslararası toplum, Yemen'deki insani kriz için ateşkes çağrılarını sürdürüyor. Birleşmiş Milletler, ülkedeki milyonlarca insanın acil yardıma ihtiyaç duyduğunu belirtiyor. ABD'nin askeri bir saldırıdan kaçınması, kısa vadede insani durumu daha da kötüleştirecek bir tırmanmayı önlemiş olabilir. Ancak Husilerin saldırıları devam ederse, ABD'nin tutumunu değiştirme olasılığı da göz ardı edilmemeli.
Trump'ın kararı, aynı zamanda ABD iç siyasetinde de tartışma konusu. Bazı Cumhuriyetçi kanat, Suudi Arabistan'a yeterince destek verilmediğini savunurken, Demokratlar daha fazla askeri müdahalenin gereksiz olduğunu ve kongre onayı gerektiğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD’nin Yemen’deki Husilere yönelik olası saldırıyı ertelemesi, Türkiye’nin bölgesel güvenlik ve enerji arz güvenliği açısından yakından takip ettiği bir gelişme. Türkiye, Yemen’deki çatışmanın çözümü için siyasi diyalog çağrısı yaparken, Suudi Arabistan ve İran arasındaki dengeyi gözetiyor. Olası bir ABD saldırısı, Kızıldeniz’de tansiyonu yükselterek Türkiye’nin deniz ticaret yollarını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca İran ile yaşanan gerilimin tırmanması, Türkiye’nin enerji ithalatı ve bölgesel istikrarı için risk oluşturur. Bu nedenle, ABD’nin temkinli yaklaşımı, Türkiye’nin bölgedeki diplomatik çabalarını destekler nitelikte. Ancak sürecin nasıl evrileceği, Türkiye’nin Suudi Arabistan ve İran ile ilişkilerini de etkileyebilir.