ABD Başkanı Donald Trump, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile planlanan Washington zirvesine günler kala Pekin yönetimine uyuşturucu öncü kimyasallarının ihracatını engellemek için "daha agresif adımlar" atması çağrısında bulundu. Trump'ın bu çağrısı, iki ülkenin güvenlik kurumlarının ikili işbirliğinde kaydedilen ilerlemeyi memnuniyetle karşıladığını açıklamasından bir hafta sonra geldi. Fentanil, ABD'de son yıllarda on binlerce kişinin ölümüne yol açan sentetik bir opioid olarak biliniyor ve Washington, ölümcül uyuşturucunun üretiminde kullanılan öncü kimyasalların büyük bölümünün Çin'den geldiğini savunuyor.
Fentanil krizi ve ABD-Çin ilişkilerinde yeni gerilim hattı
Fentanil, morfinden yaklaşık 50 ila 100 kat daha güçlü sentetik bir opioid. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri'ne (CDC) göre, 2021'de ülkede 100 binden fazla kişi aşırı dozdan hayatını kaybetti; bu ölümlerin büyük çoğunluğu fentanil ve benzeri sentetik opioidlerden kaynaklandı. Beyaz Saray ve Kongre'deki her iki partiden isimler, krizi bir "halk sağlığı acil durumu" olarak tanımlıyor ve sorumluluğun önemli bir kısmını Çin'e yüklüyor. Çin hükümeti ise fentanilin kendi topraklarında yasak olduğunu, ancak öncü kimyasalların yasal ticaretinin uluslararası kurallara uygun şekilde yürütüldüğünü savunuyor.
Trump, ilk başkanlık döneminde de benzer şekilde Pekin'e baskı yapmış ve 2018'de Çin'in bazı fentanil maddelerini kontrol listesine almasını sağlamıştı. Ancak uzmanlar, Çin'in uyguladığı denetimlerin şirketlerin kimyasal formülleri hızla değiştirmesi nedeniyle kısa sürede etkisiz kaldığını belirtiyor. Son dönemde ABD'li yetkililer, Çin'den gelen öncü kimyasalların Meksika'daki karteller tarafından işlenerek ABD'ye sokulduğunu vurguluyor. Bu nedenle Washington, Pekin'den hem ihracat denetimlerini sıkılaştırmasını hem de kolluk kuvvetleriyle işbirliğini artırmasını istiyor.
Trump'ın çağrısı, iki ülke arasında son haftalarda yürütülen güvenlik diyaloğunun olumlu bir havada geçtiği bir döneme denk geldi. Geçen hafta ABD ve Çin güvenlik kurumları, narkotik kaçakçılığıyla mücadelede bilgi paylaşımı ve ortak operasyonlar konusunda ilerleme kaydedildiğini duyurdu. Ancak Trump'ın "daha agresif eylem" çağrısı, zirve öncesinde tarafların beklentilerini yükseltirken, Çin'in ne kadar somut adım atacağı belirsizliğini koruyor. Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, konuyla ilgili soruya verdiği yanıtta, "Çin'in uyuşturucu kontrolündeki kararlılığı açıktır ve uluslararası yükümlülüklerini yerine getirmektedir" ifadesini kullandı, ancak yeni bir taahhütte bulunmadı.
Zirvenin gündemi ve küresel yansımaları
Washington'daki zirvenin ana gündem maddelerinin ticaret, teknoloji yarışı, Tayvan ve Kuzey Kore olması bekleniyor. Fentanil meselesi ise özellikle ABD iç siyasetinde kritik bir yer tutuyor; 2024 başkanlık seçimlerinde her iki partinin adayları da Çin'e karşı sert söylemlerle öne çıkmıştı. Trump yönetimi, Çin ile ticaret anlaşmasının ikinci fazını müzakere ederken, fentanil konusunu bir kaldıraç olarak kullanmayı hedefliyor olabilir. Çin ise ekonomik yavaşlama ve dış yatırım çekme ihtiyacı nedeniyle ABD ile ilişkileri istikrara kavuşturmak istiyor.
Uzmanlar, fentanil öncüleri konusunda kalıcı bir çözüm için yalnızca baskının yeterli olmayacağını, kimyasal maddelerin uluslararası ticaretinin izlenmesi ve alternatif tedarik zincirlerinin oluşturulması gerektiğini belirtiyor. Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi (UNODC), sentetik opioidlerin küresel bir sorun haline geldiğini ve ülkeler arası işbirliğinin şart olduğunu vurguluyor. Ancak ABD-Çin arasındaki jeopolitik rekabet, bu işbirliğini zorlaştırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-Çin arasındaki fentanil kaynaklı gerilim, doğrudan Türkiye'yi hedef almasa da küresel uyuşturucu ticareti ve jeopolitik dengeler üzerinden dolaylı etkiler yaratabilir. Türkiye, Afganistan ve İran üzerinden gelen uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadelede uzun yıllardır kritik bir transit ülke konumunda. Sentetik opioidlerin yaygınlaşması, Türkiye'nin de mücadele stratejilerini güncellemesini gerektiriyor. Öte yandan, ABD-Çin rekabetinin ticaret savaşlarına dönüşmesi, Türkiye'nin ihracat pazarlarını ve tedarik zincirlerini etkileyebilir. Ankara, hem NATO müttefiki ABD hem de ekonomik ortak Çin arasında dengeli bir diplomasi yürütmeye çalışırken, bu tür gelişmeler Türkiye'nin manevra alanını sınırlayabilir.