ABD Yüksek Mahkemesi’nin doğumla vatandaşlık hakkını anayasal güvence altına alan kararının hemen ertesi günü, Başkan Donald Trump’ın vekil adalet bakanı Todd Blanche, “doğum turizmi” olarak bilinen uygulamaya karşı kapsamlı bir operasyon başlatılacağını duyurdu. Blanche, bu tür doğumların ABD’de her yıl dünyaya gelen bebeklerin yüzde 1’inden azını oluşturmasına rağmen, turist ve göçmenlere yönelik federal kovuşturmaların artırılacağını belirtti.
Gelişmenin arka planı
ABD Yüksek Mahkemesi, 14. Anayasa Değişikliği’nin ilk cümlesi olan “ABD’de doğan veya vatandaşlığa kabul edilen herkes” ifadesinin, ülkede doğan her çocuğa otomatik vatandaşlık verdiği yönündeki yerleşik içtihadını bir kez daha onayladı. Karar, Trump yönetiminin doğumla vatandaşlığı sınırlamaya yönelik yürütme emirlerine karşı açılan davaların ardından geldi. Muhafazakâr çoğunluğa sahip mahkeme, oybirliğiyle vatandaşlık hakkının anayasal bir hak olduğunu ve kongre onayı olmadan değiştirilemeyeceğini vurguladı.
Karara rağmen Vekil Adalet Bakanı Blanche, federal savcıların “doğum turizmi” operasyonlarını hedef alacağını söyledi. Bu operasyonların, hamile kadınların ABD’ye vizeyle giriş yapıp doğum yapmasını ve ardından bebeklerine otomatik vatandaşlık kazandırmasını engellemeyi amaçladığı belirtiliyor. Adalet Bakanlığı, bu tür faaliyetlerin vize dolandırıcılığı ve göçmenlik yasalarını ihlal ettiğini savunuyor.
Blanche, yaptığı açıklamada, “Doğum turizmi, ABD vatandaşlığını ticarileştiren bir suçtur” dedi. “Bu uygulama, ülkemizin göçmenlik sistemini istismar etmekte ve yasal vatandaşlık sürecini baltalamaktadır. Adalet Bakanlığı olarak, bu tür faaliyetlere karışan herkesi tespit edip adalete teslim edeceğiz.”
Ancak eleştirmenler, doğum turizminin ABD’deki doğumların yalnızca küçük bir kısmını oluşturduğuna dikkat çekiyor. Göçmenlik Politikası Merkezi’nin verilerine göre, 2019 yılında ABD’de doğan bebeklerin yaklaşık 0.4’ü (yaklaşık 15.000 bebek) doğum turizmi kapsamında dünyaya geldi. Bu sayı, her yıl 3,5 milyonun üzerinde gerçekleşen toplam doğum sayısının çok küçük bir dilimi.
Bölgesel veya küresel boyut
Doğum turizmi, küresel çapta tartışmalı bir konu. Birçok ülke, vatandaşlık hakkını doğum yeri esasına göre (jus soli) değil, kan bağı esasına (jus sanguinis) göre tanımlıyor. ABD, Kanada ve birkaç Latin Amerika ülkesi, doğumla vatandaşlık veren az sayıdaki ülke arasında. Bu durum, özellikle hamilelik döneminde ABD’ye seyahat eden kadınlar için bir çekim merkezi oluşturuyor.
Blanche’ın operasyonu, özellikle Çin, Rusya ve Güney Kore gibi ülkelerden gelen hamile kadınları hedef alabilir. Bu ülkelerden ABD’ye doğum yapmak için gelen kadın sayısının son yıllarda arttığı belirtiliyor. Ancak uzmanlar, bu tür operasyonların etkinliğinin sınırlı olacağını, çünkü doğum turizminin genellikle yasal yollarla gerçekleştiğini ve vize ihlallerinin kanıtlanmasının zor olduğunu ifade ediyor.
Trump yönetiminin göçmenlik politikalarına yönelik bu yeni hamle, ABD’deki siyasi tartışmaları da alevlendirdi. Demokratlar, doğum turizmine yönelik operasyonların gereksiz bir hedef belirleme olduğunu savunurken, Cumhuriyetçiler vatandaşlık hakkının kötüye kullanılmasının önlenmesi gerektiğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD’deki doğum turizmi operasyonları, Türk vatandaşlarını doğrudan etkilemese de, küresel göç ve vatandaşlık politikalarındaki değişimlerin bir yansıması olarak değerlendirilebilir. ABD’nin vatandaşlık hakkına yönelik bu tür sıkılaştırmaları, uluslararası göç dinamiklerini etkileyerek Türkiye’nin transit bir göç ülkesi olarak konumunu dolaylı yoldan etkileyebilir. Ayrıca, ABD’nin vize politikalarındaki sıkılaşma, Türk vatandaşlarının ABD’ye seyahatini zorlaştırabilir. Türkiye’nin küresel göç yönetimi ve vatandaşlık politikaları açısından bu gelişmeleri takip etmesi, olası etkileri önceden değerlendirmesi önem taşıyor.