Eski ABD Başkanı Donald Trump, doğumla vatandaşlık hakkını sona erdirme kararının iptali için ABD Yüksek Mahkemesi'ne yeniden başvurmayı planlıyor. Trump'ın hukuk ekibi, Haziran ayında Yüksek Mahkeme'nin aleyhte verdiği kararın ardından yeni bir duruşma talep edecek. Bu girişim, ABD'deki göçmenlik politikalarının en tartışmalı konularından birini yeniden gündeme taşıyor.
Gelişmenin Arka Planı
Trump, 2020 yılında imzaladığı bir başkanlık kararnamesiyle, ABD'de doğan herkesin otomatik olarak vatandaşlık kazanmasını sağlayan 14. Anayasa Değişikliği'ni sınırlamayı hedeflemişti. Kararname, özellikle ABD'de yasadışı yollardan bulunan ebeveynlerin çocuklarının vatandaşlık hakkını kaldırmayı amaçlıyordu. Ancak federal mahkemeler, bu kararnamenin anayasaya aykırı olduğuna hükmederek uygulamayı durdurdu. Haziran 2025'te Yüksek Mahkeme, 5-4 oyla Trump'ın kararnamesini anayasaya aykırı bularak iptal etti. Mahkeme, doğumla vatandaşlık hakkının Anayasa'nın açık hükmü olduğunu ve başkanlık kararnamesiyle değiştirilemeyeceğini belirtti.
Trump ve hukuk ekibi, Yüksek Mahkeme'nin kararının ardından yeni bir başvuru yapma kararı aldı. Trump, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, "Doğumla vatandaşlık hakkı, ABD'yi sömürenler için bir mıknatıs haline geldi. Bu hakkı korumak, ülkemizin sınır güvenliğini tehdit ediyor" dedi. Trump'ın bu girişimi, 2024 başkanlık seçimleri öncesinde göçmenlik karşıtı söylemlerini sürdürme çabası olarak değerlendiriliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Doğumla vatandaşlık hakkı, ABD'deki en temel anayasal haklardan biri olarak kabul ediliyor. 14. Değişiklik, 1868'de kabul edildiğinden bu yana, ABD'de doğan her çocuğa otomatik vatandaşlık veriyor. Bu hakkın kaldırılması, yaklaşık 4 milyon ABD doğumlu çocuğu etkileyebilir. Trump'ın bu hamlesi, ABD'deki göçmen toplulukları arasında büyük tepki çekiyor. Sivil toplum örgütleri, bu girişimin ayrımcı ve anayasaya aykırı olduğunu belirtiyor. Küresel ölçekte ise, ABD'nin bu konudaki tutumu, diğer ülkelerdeki vatandaşlık politikalarını da etkileyebilir. Özellikle Kanada ve Meksika gibi ülkeler, doğumla vatandaşlık hakkını koruyor. Trump'ın başarılı olması durumunda, bu ülkelerde de benzer tartışmalar yaşanabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türk dış politikası açısından doğrudan bir etki yaratmasa da, ABD'deki göçmenlik politikalarının sertleşmesi, Türk vatandaşlarını dolaylı olarak etkileyebilir. ABD'de yaşayan Türklerin çocuklarının vatandaşlık hakları, bu tür kararlardan etkilenebilir. Ayrıca, Trump'ın yeniden başkanlık yarışına girmesi durumunda, Türkiye-ABD ilişkilerinde göçmenlik konusunun yeniden gündeme gelmesi olası. Türkiye, ABD ile vize ve göçmenlik konularında iş birliğini sürdürürken, bu tür değişikliklere karşı diplomatik olarak hazırlıklı olmalıdır.