ABD Başkanı Donald Trump, Yüksek Mahkeme'nin doğuştan vatandaşlık hakkını sınırlandıran başkanlık kararını reddetmesinin ardından beklenmedik bir şekilde Çin Devlet Başkanı Xi Jinping'i hedef alan alaycı bir açıklama yaptı. Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, 'Doğuştan vatandaşlık kaybı için Başkan Xi'yi tebrik ediyorum. Çin, bu konuda harika bir iş çıkarıyor!' ifadelerini kullandı. Bu sözler, Trump'ın göçmenlik politikalarındaki sert tutumunu sürdürürken, Yüksek Mahkeme'nin engeline takılan kararının yarattığı hayal kırıklığını yansıtıyor.
Yüksek Mahkeme kararı ve Trump'ın tepkisi
ABD Yüksek Mahkemesi, geçtiğimiz hafta oybirliğiyle aldığı kararda, Trump yönetiminin doğuştan vatandaşlık hakkını kaldıran başkanlık kararını anayasaya aykırı bularak iptal etti. Mahkeme, 14. Anayasa Değişikliği'nin açık hükmüne atıfta bulunarak, 'ABD'de doğan her çocuğun otomatik olarak vatandaşlık kazandığı' ilkesinin değiştirilemeyeceğini vurguladı. Karar, Trump yönetimi için büyük bir yenilgi olarak değerlendirildi.
Trump, karara tepki olarak Kongre'den yeni bir yasa çıkarmasını istedi. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, 'Başkan, doğum turizmi ve vize sahtekarlığıyla mücadele için Kongre'nin harekete geçmesini bekliyor' denildi. Adalet Bakanlığı ise, 'doğum turizmi' olarak bilinen ve yabancı kadınların ABD'de doğum yapmak için seyahat etmesini önlemeye yönelik tehditlerini yineledi. Bakanlık, bu uygulamayı 'ulusal güvenlik riski' olarak nitelendirerek, yasadışı göçmenlik avukatlarına ve tur operatörlerine karşı soruşturmaların süreceğini duyurdu.
Doğum turizmi tartışmaları ve küresel yansımaları
Trump'ın Xi Jinping'e yönelik alaycı göndermesi, Çin'in doğum turizmi konusundaki katı politikalarına atıfta bulunuyor. Çin, vatandaşlık hakkını kan bağı esasına dayandırırken, ABD'de doğan Çinli bebeklerin otomatik vatandaşlık kazanması uzun süredir tartışma konusu. ABD'de her yıl yaklaşık 10 bin 'doğum turisti' bebeğin doğduğu tahmin ediliyor ve bunların önemli bir kısmının Çinli ailelerden geldiği belirtiliyor.
Uzmanlar, Trump'ın bu sözlerinin aslında kendi tabanına mesaj verme amacı taşıdığını düşünüyor. Göçmenlik karşıtı söylemleriyle bilinen başkan, Yüksek Mahkeme kararına rağmen konuyu canlı tutarak seçmenlerine 'mücadeleye devam' mesajı vermek istiyor. Ancak anayasa hukukçuları, doğuştan vatandaşlık hakkının değiştirilmesinin ancak yeni bir anayasa değişikliği ile mümkün olabileceğini, bunun da Kongre'de 3'te 2 çoğunluk ve eyaletlerin 4'te 3'ünün onayını gerektirdiğini hatırlatıyor. Bu nedenle, Trump'ın Kongre çağrısının somut bir sonuç vermesi pek olası görünmüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki doğuştan vatandaşlık tartışması, Türkiye'nin ABD ile ilişkilerinde doğrudan bir etki yaratmasa da, küresel göç politikaları açısından önemli bir emsal oluşturabilir. Türkiye, son yıllarda artan sayıda yabancı uyruklu kadının doğum için Türkiye'yi tercih etmesiyle benzer bir 'doğum turizmi' sorunuyla karşı karşıya. Türk vatandaşlık kanunu, toprak esasına dayalı vatandaşlığı sınırlı koşullarda tanıyor. ABD'deki bu gelişme, Türkiye'nin de vatandaşlık politikalarını gözden geçirmesine yol açabilir. Ayrıca, Trump'ın Çin'e yönelik alaycı tutumu, ABD-Çin rekabetinin kişisel düzeye indiğini gösteriyor ve Türkiye'nin iki süper güç arasındaki denge politikasını zorlaştırabilir.